Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
SUNUCU: İyi akşamlar sayın seyirciler Tempo ve Kocaeli Tv de ortaklaşa yayınlanan Adnan Oktar’la Başbaşa programına hoş geldiniz. Evet, konuklarımız Sayın Adnan Oktar ve Sayın Dr. Oktar Babuna ve Sayın Dr. Cihat Gündoğdu. Sizler de hoş geldiniz efendim.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk efendim.
OKTAR BABUNA: Hoş bulduk.
SUNUCU: Nasılsınız ?        
ADNAN OKTAR: Allah’a hamdolsun, sizleri gördük daha bir içimiz açıldı o nurlu güzel yüzünüzü.
SUNUCU: Ne güzel teşekkür ederiz.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
SUNUCU: Evet, güzel haberlerinizi aldım program öncesinde MaşaAllah. Çok güzel yayınlara imza atmışsınız bu akşam da.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah evet.
SUNUCU: Dilerseniz onlardan da bahsedelim biraz.
ADNAN OKTAR: İngiltere ile konuştuk, İngiliz radyosu, Asya’ya da yayın yapıyor, İngiltere’ye de yayın yapıyor. Arnavutluk radyosu ile konuştum, Arnavutluk çok sevimli, tatlı bir kız vardı böyle çok sesi çok hoş bayağı sevinçli. Türk İslam Birliği’ne karşı içinde müthiş bir içtiyak ve heyecan var. Bunun nasıl olacağını sordu, biraz darwinizm hakkında bilgi verdim ama Türkiye ile birleşme Türk İslam Birliği için yani tarif edilmez bir sevinç var içlerinde maşaAllah. Ki çok gereken bir şey bu, inşaAllah olacak, İngiltere’deki radyo da, dün bir radyo ile konuşmuştum evvelsi.. her gün konuşuyorum.Evvelsigün de konuşmuştum.Bir radyo, toplamışlar işte 10 tane darwinist hocayı alim, din adamı. Şaşırdım, ısrarla darwinizmi savunuyorlar. Şöyle bir anlaşma yapmaya çalışıyorlar. Diyorlar ki; insanı Allah yarattı.Tamam. Ama bitkiler ve hayvanlar evrimle yaratılmıştır. Yani böyle bir anlaşma yapabilir miyiz gibisinden. Yok dedim, hepsini Allah yaratmıştır.Yani münasebetsizliğin çok ileri aşaması bu, Allah insanı yaratmaya güç yetirdiğine göre kainatı yaratmaya güç yetirdiğine göre bitkileri ve hayvanları da yaratır, onları niye evrimle yaratsın. Bir eziklik ruhlarında var biraz, biraz bir kısmında da aşağılık kompleksi oluyor, bilim adamlarına yaranmak gibisinden, ya kardeşim bir kere darwinizm bilim mi? Darwinizm bir putperest din, bir pagan dini.Böyle bilim olur mu? Biyoloji bilimdir, antropoloji bilimdir. Paleontoloji bilimdir, genetik bilimdir, bilimdir oğlu bilimdir diyelim yani. Ama darwinizm bir pagan felsefesi, pagan dini yani putperest bir din, Eski Mısır’da da var, eski Yunan’da da var. Yani biz onların saçmalıklarını, münasebetsizliklerini din olarak kabul etmiyoruz. Tesadüfen hiçbir şey olmaz, tesadüf hiçbir şeyi yaratamaz. Bunu anlattım, o da onlara bayağı tabiri caizse gıcık olmuşlar, anladığım kadarıyla maşaAllah.Bir Müslüman hamiyeti ile detaylı olarak anlattım yani neden açmaz olduklarını.
SUNUCU: Ama gelişme var sanıyorum. Çünkü öncesinde insanların da evrimle yaratıldığını, varolduğunu, evrimle varolduğunu düşünüyorlardı. Şimdi biraz gelişme göstermiş sadece hayvanların düşünüyorlar. Orada hafif bir gelişme var.
ADNAN OKTAR: Yani çok acayip bir eziklik içindeler. Çok çok bir acayiplik içindeler. İşte bilime mi karşısınız? Kardeşim, darwinizm bilime karşı, pagan dini bilime karşı, İslam niye bilime karşı olsun.O putperest din bilime karşı. Çünkü bilime karşı yalanı kullanıyor. Bilimin gerçeklerine karşı yalanla ortaya çıkıyor ve sahte delillerle ortaya çıkıyor. Kuran ve Müslümanlar gerçekle ortaya çıkıyor, gerçek delille ortaya çıkıyor, Cenab-ı Allah yaratılışı ispat etmek için, Müslümanlara bütün insanlara kolaylık olması için ayrıca yerin altını, her yeri fosillerle doldurmuş.Çin, Türkiye, Pakistan, Venezuella, Kolombiya nereye giderseniz gidin, toprağı kazdın mı yaratılışın delillerini buluyorsunuz.Hiçbir değişiklik yok.Ve yani şu an bulunan 250-300 milyon yıl arası canlıları var mesela, değil mi? 400 milyon yıllık canlı var, 500 milyon yıllık canlı var, hiçbir değişiklik yok. Olsaydı Allah öyle yarattı, derdik.Ama Cenab-ı Allah ben yaratılışla yarattım, diyor. Delillere bakıyoruz, bu da yaratılışı göstertiyor, bu bilimdir bu.Yani Kuran’ın hakikatlerini toprağın altı tasdik ediyor.Bütün dünyada toprağın altı da tasdik ediyor Kuran’ı, bunları anlattım zannediyorum bu öbür vatandaşlar da dinlemişlerdir. Evet onlara çok etkili oldu.
SUNUCU: Hiçbir ara fosil de çıkartamadılar, değil mi? Delil olarak delil olarak gösterebilecekleri.
ADNAN OKTAR: Şimdi ben konuşurken sözümü kesmiyorlar, Oktar bir konuşmaya başlıyor stop stop stop bağırıyorlar, heyecanlandılar. Çünkü darmakeşan ettim birilerini.Şimdi o kadar sığ düşünceliler ki, Allah’ın yaratması için sadece dünyayı düşünüyorlardı. Ben de dedim ki, cinler, melekler, şeytanlar evrim ile mi yaratıldı? Orada bir küt düştüler.Nasıl evrimcisin onlara diyemeyecek. Ahiretteki vildanlar, gilmanlar, huriler evrim ile mi yaratıldı? Orada da bir düştüler. Cennet köşkleri, cennet eşyaları, cennet kıyafetleri, cennet meyveleri, cennetteki ağaçlar ve bitkiler evrim ile mi yaratıldı, dedik, orada da bir düştüler. Ondan sonra stop stop diye bağırmaya başladılar. Bak şu gerçek yani, Kuran’ın gerçeğini akıllarına getirmemişler. Hz. Musa’nın asasını anlattım. Odun, tahta asa.Attın mı anında yılan oluyor. Nerede burada evrim?Ani yaratılış var, Hz. İsa Aleyhisselam çamuru alıyor, balçık… Kuş biçiminde bir şey yap diyor Cenab-ı Allah. O da kuşa benzer bir şey yapıyor üfür diyor, üfledi mi uçup gidiyor, normal kuş yavru yapıyor yani.Yumurtaya yatıyor, yumurtadan kuş çıkıyor öyle normal kuş oluyor. Bu Allah için son derece kolaydır, Allah’ın gücünü kavrayamıyorlar, Allah ayette diyor. Allah’ın şanını hakkıyla takdir edemediler, diyor.Kafalarına pek sığdıramıyorlar yani ama tabi Allah’ın onları öyle yaratması.Bakın ayette diyor ki Cenab-ı Allah Kaf Suresi 15’te “ya Biz ilk yaratılışta” yani ilk canlıları yaratmada, “güçsüz mü düştük” diyor Allah. Yani gücümüz yok mu diyor Allah.Hayır, onlar karmakarışık bir kuşku içindedirler,” diyor Allah.Darwinistlere bak net cevap işte. O darwinist hocalara işte. “Biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük” diyor Allah, sonunda da Ben yaratıyorum diyor Allah, başında da Ben yaratıyorum. Ama ilk yaratılış nasıl oldu diyor ya onlar. Allah diyor ki: “ilk yaratılışta güçsüz mü düştük” diyor Allah. “Hayır” diyor Allah. “Onlar karmaşık bir kuşku içindedirler”. “Görmüyorlar mı” diyor Allah İsra suresi 99’da. “Görmüyorlar mı? Gökleri ve yeri yaratan Allah onların benzerini yaratmaya güç yetirir” diyor. Gücü yeter. “ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre ecel kılmıştır, zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler” diyor Allah. Şu anda da ayak diretme var. Bak diyor ki; “Ona icabet olunduktan sonra” Önce Allah’a inandık diyorlar, iman ettik diyorlar, “Allah hakkında sözde deliller öne sürüp tartışanların delilleri Rableri katında geçersizdir.” Uydurma delillerle geliyorlar…Çizimlerle, şunlarla bunlarla. Şimdi Kanal D’nin internet sitesine baktım. Ooo yine bana bir hafiften böyle şakamsı yaklaşmışlar bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar, “Adnan Hoca kızacak buna” mı diye bu habere gibi ona benzer bir şey yazmış. 1900.. kaçta bulunmuştu bu 96 da mı bulunmuştu? Yani 1996….
CİHAT GÜNDOĞDU: 2005, 2005’te bulunanı var.
ADNAN OKTAR: 2005
CİHAT GÜNDOĞDU: 2005
ADNAN OKTAR: Nerede o kerata,
SUNUCU: Şeyin buradaki belgelerinizin altında kaldı.
ADNAN OKTAR: Tamam evet, Ardipitheus.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: 1.72 cm boyunda 50 kg ağırlığında Etiyopya’da 1994 yılında bulunmuş, bak ben doğru söylüyorum.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Ah ah Doktor ah alimim diyorsun ama…. Evet…. Afrika’da savanların uzun otların arasında ileriye görmek isteyen maymunlar ayağa kalktı –diyor, otları görmek isteyen böyle; yaa insaf kardeşim orada bir tarla bilmem nelere baktığında hepsi ayağa kalkıyor hayvanlar ya, zaman zaman ayılar da ayağa kalkıyor, hiç biri böyle iki ayağı ben ayıları sürekli ayakta yürüyen ayı görmedim yani zamanı gelince ayağa kalkar onlar, değil mi? Biraz hareket etmek gerekirse, kalkıp bakıyorlar ama icab ettiğinde de otların arasına giriyorlar, dört ayak üzerinde gidiyorlar yani çok kötü uydurma bir delil ortaya koymuşlar, şimdi bak ben Kanal D’ye arkadaşlara ben bir delil sunuyorum, Bonobo maymunu aynısıyla yaşıyor, bakın Kanal D’ye de gülmeye başlamış o da, o adamlara onlara gülüyor, tebessüm ediyor bakın diyor ki, Kanal D’ye çalışanlarına arkadaşlarına hepsine buradan hatta Aydın Doğan beyefendiye tebessüm ediyor bakın diyor ki; ben aynısı ile varım diyor, bakın dişleri aynıdır yani aynı yapıda dişleri insan dişine benziyor diyor adamın dişi böyle Allah Allah. Allah böyle yaratmış yani bu gayet normal bir şey ve hiçbir değişikliğe de uğramamış hayvan tabi, yüz binlerce   milyonlarca yıldan beri bu şekilde kalmış inşaAllah, iskelet yapısı da aynı, onların bulduğu fosille aynı bonobo’nun, evet ardi ile aynı, görünüyor değil mi şu an. Evet, bu da bu hayvanın kafası ki aynısı, bonobo maymunu ile aynı.
SUNUCU: Arkadaşlarımız evet şu an ekranlarımızda,
ADNAN OKTAR: Evet… ki orangutan kafasına da çok benziyor orangutana da benziyor mesela; orangutan da bu, yani diş yapısı açısından da benziyor demek ki bu tarz maymun ve orangutan türleri oluyor.Bunlar da zaman zaman bulunuyor bunlar taaa 1994’te bulunan şeyi taze imiş yeni gibi ortaya çıkartılar, ayıp yapıyorlar. Yani bunlar çocuksu hareketler, insaf 94’te durup durup arşivden çıkart getir karşımıza… Kardeşim aynısı olan hayvan duruyor şu an. Hiçbir değişikliğe uğramamış çatısı da aynı, her şeyi ile aynı mesela ellerinin uzunluğu, parmak uzunlukları, diş yapısı bonobo maymunu aynı. Ardi ile aynı, aynısı.Hiçbir farkı yok ayak yapısı el yapısı alsın baksınlar, evet..yani durup durup öyle heyecanlanmalarına gerek yok, her seferinde gereken cevabı veririm, atıp tutmak yok. Normal bilimsel delillerle konuşacaklarsa konuşalım ve mükemmel bir hayvan.Kusursuz, pataloji yok, simetri tamam, Kemik yapısında, iskelet yapısında hiçbir kusur yok. Her şeyi ile mükemmel bir hayvan bir ara fosil filan değil. İnşaAllah. Ardi de öyle, bu da öyle. İnşaAllah. Onun için Kanal D boşa seviniyor. Bizim de üzüldüğümüz, kızdığımız falan yok. Sadece anında katlarım burada böyle Kayseri pestili gibi burada şekilde görüldüğü gibi ezer geçerim yani. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Eskiden meydanı boş buluyorlardı.
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: Artık..
ADNAN OKTAR:  Anında, anında. Mesela şimdi ne zaman öyle bir sahte fosil çıkartsalar, şak anında cevabını veriyoruz. Eskiden. Artık böyle, değil mi? Önüne gelene bu şeyi ikna edebiliyorlardı, kandırabiliyorlardı, yalan da söyleyebiliyorlardı bazı darwinist arkadaşlar. Ama şu an bu tıkandı. İnşaAllah.
SUNUCU: Tabi bilim de o kadar çok ilerledi ki yani hani o yalan söyleme, herhangi bir kişinin kurumun, kuruluşun veya işte bir oluşumun yalan söylemesinin önüne adeta bir set çekti. Çünkü hakikaten evinizden oturup internetten bile girip kendi kendinize de bakabiliyorsunuz. Tabi ki bunlar detaylı araştırmalar. Çok teşekkür ediyoruz sizlerin sayesinde.
ADNAN OKTAR: Tabi.
SUNUCU: Bizler de bilgi sahibi oluyoruz. Nedir, ne değildir, aslı nedir.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bir de hocamızın www.netcevap.org sitesi var. Orada günlük cevap veriliyor zaten. Bütün dünyadaki dergilerde çıkan böyle en ufak bir şey olduğu zaman günü gününe oradan da takip edebilir ilgilenen seyircilerimiz.
SUNUCU: Evet. www.Harunyahya.net ve www.harunyahya.org sitelerinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca da ahirzamansohbetleri@hotmail.com adresine de soru ve görüşlerinizi gönderebilirsiniz efendim.
ADNAN OKTAR: Darwinistler kum torbasına döndü. Bize antrenman veriyorlar bolca. Her gün böyle afedersin böyle bir sopadan geçiriyoruz her gün. Bilimsel bir sopadan. İnşaAllah. Bakın İran Başkanı Ahmedinejad, 17 Eylül 2009 NBC Amerikan televizyonuna verdiği demeç. Anlattıklarımın aynısını anlatmış. Ağzına diline sağlık. Haber göndermiştim. Şöyle konuşsun, böyle konuşsun dedim. Daha önce de defalarca haber gönderdim ki röportajlarım hakkında da bilgisi oluyor. Bakın üslup ne kadar değişmiş ve güzel olmuş. “Bugün insanlara güç kazandıran kültürel ve insani güçtür. Kültürel etkidir, mantıktır. Bugün dünya üzerinde fikirler, mantık ve kültür hakim. Dünya üzerindeki tüm silahların kaldırılmasını biz de istiyoruz.” Buyrun. Bakın ne diyor, dünya üzerindeki tüm silahların kaldırılmasını biz de istiyoruz. Daha önce Mehdi inancını Şiilikte de Sünni inançta da sel gibi kan akıtılmasından bahsediliyordu. Bakın silahlar kalkacak diyor Mehdi devrinde. “Bu nedenle tüm silahlarımız yok edilmeli.” Bakın aynısı birebir sözlerimin. “Bunların yerine okulların, hastanelerin ve kliniklerin inşa edilmesi gerekir.” Birebir. “İmam geldiğinde” Muhammed Mehdi Muntazır; ahir zamanın büyük şahsı; İmam geldiğinde zaten onlar imam dedi mi bitti, anlaşılıyor imam geldiği. “Tüm bu problemler çözülmüş olacak.” Mehdi zuhur ettiğinde. “Zamanın sahibi için dua edilmesi, aslında tüm dünyada adaletin ve kardeşlik sevgisinin hakim olması için bir dilektir.” Sahib-i zaman Muhammed Mehdi’nin zuhuru için dua edilmesi, bak zamanın sahibi için dua edilmesi. Onun sağlığına, sıhhatine, başarısı için dua edilmesi “...aslında tüm dünyada adaletin ve kardeşlik sevgisinin hakim olması için bir dilektir”. Bakın tüm dünyada adalet isteniyor, kardeşlik sevgisi isteniyor ve bunun hakim olması için bir dilektir diyor. Bunu kim söylüyor? Ahmedinejad söylüyor. İmam Mehdi, “İmam Mehdi mantık ile kültür ile...” yani darwinizme, materyalizme karşı, felsefeye karşı “...ve bilim ile gelecek. Bakın imam Mehdi mantık ile, kültür ile ve bilim ile gelecek. “Artık savaşlar olmasın.” Ya MaşaAllah. Ben ne dedim. “Düşmanlık ve nefret bitsin ve çatışmalar sona ersin diye gelecek. Herkesi kardeşçe sevgiyi yaşamaya davet edecek. Elbette İsa Mesih...” bakın, “elbette İsa Mesih ile birlikte dönecek.” Mesih ile birlikte gelecek diyor. “İkisi bir araya gelecekler ve birlikte çalışarak bu dünyayı sevgi ile dolduracaklar. Tüm dünyada geniş çaplı bir savaş olacağı ya da dünyanın sonunda savaştan çıkacağı ile ilgili yayılan haberler yanlıştır.” Aylardan beri ne anlatıyorum? Bunu anlatıyorum değil mi? Ne diyor Ahmedinejad? “Tüm dünyada geniş çaplı bir savaş olacağı ya da dünyanın sonunda savaştan çıkacağı ile ilgili yayılan haberler yanlıştır.” MaşaAllah.Tam bir Mehdi aşığı.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU:MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, sorularımız var ise konuşalım.
SUNUCU: Evet, sorularımız var maşaAllah. Programımıza sorular, her zaman söylüyorum, sorular yağıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
SUNUCU: İzleyicilerimiz.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU: Evet bir izleyicimiz demişler ki, güzel hocam Allah’a hamdolsun, nurlu, güzel yüzünüzü her gün izliyoruz. Hikmetli sözlerinizi her gün işitiyoruz. Hocam size yapılan akıl hastanesi zulmünü bir türlü aklım almıyor. Size haksız yere bunu nasıl yaparlar? Üstelik bir kere sizden dinlemiştim. O akıl hastanesindeki cinayet işlemiş en şiddetli hastalar dahi yakınları ile görüşebiliyormuş. Bir tek sizi hiç kimse ile görüştürmüyorlarmış. Bunlar insanın size olan sevgisini, saygısını kat kat artıran olaylar. Her zaman dualarımızla yanınızdayız. Milyonlarca seveniniz var. Hocam siz bu olaylara da hayır gözüyle bakıyorsunuz. Bizim de sizin gibi tevekküllü olmamız için nasıl düşünmemiz gerek? demişler.
ADNAN OKTAR: Kuran’a tam tabiyet, Allah’ı aşk ile sevmek. Allah’a aşk ile bağlanmak. Mesela bu yazı, sizin bunu okumanız an içerisinde Allah tarafından yaratılmış bitmiş bir olay. Allah’ın yarattığı yazıyı okudunuz. Allah’ın söylettiği sözü söylediniz. Bu an içinde olup bitti. Daha dünya yaratılmadan bu vardı, bu konuşma. Yani harfi harfine, kelimesi kelimesine. Akıl hastanesinde karşılaştığımız zulüm de o da kaderimizdeydi. O da imtihanın bir gereğidir. Müslüman zorluklar ile karşılaşacak. Bu Kuran’ın açık hükmüdür.Cennetin kıymetini bilmeye yarar. Allah’ı daha çok sevmeye fayda verir. Derinliğe, aşka, muhabbete yol açar. Çile çekmeyen adam biraz donuklaşır. Aklı donuklaşır. Çile ile insanın ruhu olgunlaşır, derinleşir ve güzelleşir, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU: Evet. Trabzon’dan bir başka izleyicimiz demişler ki, çok değerli hocam Almanya Berlin’de mahkeme kararı ile bir Türk öğrencinin okulda namaz kılmasına izin verildi. Protestan kilisesinden de bu kararı memnuniyetle karşılıyoruz diyerek karara destek verdiklerini açıkladılar. Hocam İslam’ın böyle hızla yayılmasına çok seviniyorum. Sizce Allah’ın bildirdiği İslam ahlakının hakimiyeti ne zaman olabilir?
ADNAN OKTAR: Bakın, bunu ben bütün samimiyetim ile açıklıyorum. On yıl içerisinde bunu net olarak görecekler, kardeşlerimiz. Yirmi yıl içerisinde de Mesih’i, Mesih İsa’yı; hep beraber buradayız. İstanbuldayız, hepsini görecektir. Bakın daha yeni söyledim önümüzdeki günlerde çok büyük olaylar olacak dedim. Hemen akabinde peş peşe depremler oldu.Bir hafta önce söyledim.Hemen akabinde oldu. Yine önümüzdeki günlerde, yine büyük olaylar olacak. Bu kesintisiz devam edecek. Ta ki sahibi zaman, Muhammet Mehdi Muntazır zuhur edinceye kadar.Zaten Mehdi zuhur etmedikten sonra, dünyada insanlara asla huzur ve rahatlık gelmeyecektir onu da söyleyeyim. Ne ekonomik kriz durur, ne rahatsızlıklar durur, ne şu insanlığın sevgisizliği kalkar. Bir kere en büyük bela insanların üstüne çöktü, Allah sevgiyi aldı dünyadan. Yani muazzam bir bela bu, çok az insanda kaldı. Sevgi gitti mi ne kalıyor geriye zaten. Et kalır kemik kalır. Et kemik toprak kaldı geriye. Sevgi gitti, bakın bütün insanların yüzü donuk ve anlamsız ve mat yere bakıyorlar. Sokak, havaya da bakıyorlar, birbirlerine bakamıyor insanlar. Birbirlerine sevgi gösteremiyorlar, selam dahi veremiyorlar. Ve korku içinde yaşıyorlar. Mehdi’nin zuhuru ile bu bela kalkacak dünyadan her yerde böyle İtalya’ya git, bütün her yerde diyorlar aman dikkat edin hırsızlık olabilir. Herkesi uyarıyorlar, her yerde tabelalar var, hırsızlara dikkat edin diye. Bu ne rezalettir böyle. Ve muazzam bir korku içinde yaşıyor insanlar, her yerde böyle. Ve tedirginler. Kimse de kimseye bakamıyor. Bunların hepsi Mehdi devrinde kalkacak inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU: Hocam haberlerde, telaffuz ettiler. Dünyada yaklaşık elli milyon işsiz varmış rakam elli milyona ulaşmış. Ve yani giderek de artıyor. Dolayısıyla insanların Allah korusun birbirinin canına, malına kastetmesi git gide de artıyor. Tabi insanlarda böyle bir huzursuzluk var Mehdi döneminde hani daha iyi olacak mı sorusu hep gündemde.
ADNAN OKTAR: Mehdi döneminde dünya cenneti olacak adeta. Yani, bir nevi cennet gibi.Hapishanelerin tamamı boşalacak, adliyeler bomboş kalacak, yeşillik, bahçelik, bağlık, güzellik her yeri kaplayacak. İnşaAllah. Ekonomik refahın gücünden insanlar aldığı malı daha, geri vermek istiyor yani o kadar çok hadisle bu belirtilmiştir. Vergi kalkıyor hadis var, hadislerde vergi kalkıyor. Vergi alınmıyor. Mal bolluğundan. Savaşlar kalkacak, bunlar tamamen suni olarak çıkarılıyor. Savaş ne için olsun. İnsan ne için öldürülsün. İnsanlara ne için acı çektirilsin, niye baskı yapılsın. Tamamen suni? Dünya ülkelerine bakın, o onu mahkemeye veriyor, o onu mahkemeye veriyor. O onunla uğraşıyor, o onunla uğraşıyor. Herkesin bir hasmı var, herkesin bir düşmanı var.Ya çekemezlik diyor, ya kıskançlık diyor.Yani kimse rahat değil, herkes kapılarını çelik kapı yaptırıyor. Pencerelere demir taktırıyorlar. Bütün evlere kamera takıldı, bütün sokaklar kameralarla dolduruldu. Ve buna rağmen durdurulamıyor. Böyle hayat olur mu? Hayat sevgi dolu olacak, coşku dolu olacak. Bakın, güzelim memlekette, güzelim insanlarımız varken, güzelim bu dünyada, ne kadar huzursuz ve acı içinde yaşıyorlar. Sırf insanların imanı hakkıyla yaşamamaktan ve Kuran ahlakından uzak olmalarından kaynaklanan bir durum bu. Bu kalksa, Allah insanlara zulmetmez diyor, Cenab-ı Allah Kuran’da, insanlar kendilerine zulmediyor diyor. Tamamen insanların kendilerine zulmetmesi. İnsanların birbirinden korkması o kadar kolaydır ki kaldırılması. Birbirlerini şevklenmelerini sağlaması o kadar kolaydır ki. Ekonomik refahı sağlamak o kadar kolaydır ki. Bütün parayı, pulunu sen, imkanını silaha verirsen, askeri harcamalara verirsen, bütün dünyada böyle. Fakir fukara da o zaman çöplükten yiyecek arar tabi ki. Niye silahlanalım? Yani Ermeniler kardeşimiz, Rum da kardeşimiz, değil mi, Musevi de bizim kardeşimiz. İşte falanca yer tehlike, feşmakence yer tehlike, her yer tehlike, böyle hayat olur mu? Niye tehlike olsun. Hepsini ben kardeş ilan ediyorum, hepsini de seviyorum, dost edineceğim. Değil mi? Bayram havası istiyorum ben, bayram ortamı istiyorum. Niye yapalım yani. İnşaAllah bu Mehdi devrinde olacak. Ve insanlar buna bir mana da veremeyecekler, durduk yere biz niye birbirimize düşman olduk diyecekler. Yani suni. Mesela birisi, bir aklı evvel çıkıyor, işte falancayı şöyle kesmek lazım, şöyle doğramak lazım. Oo herkes doğru doğru diyor. Ya insan bu, Allah’ın halifesi insan. Allah onları çeşitli inançlarla yaratır. Kuran’da bunu söylüyor Allah, sana ne, sen yargılamayacaksın ki, Allah yargılayacak.
SUNUCU: Böyle insanlarda daha bir şey yaratmış oluyorsunuz. O tarz evet açıklamalar var, Hz Mehdi’nin geldikten sonra bazı mezhepleri özellikle, işte pırasa gibi keseceğine dair böyle çok çirkin, çok yakışıksız ifadeler var, dolayısıyla bu insanlar da düşünsenize siz o mezheplerden birine mensupsunuz, diyeceksiniz ki nasıl yani beni niye kesiyor, içinizde bir düşmanlık bir kin, bir nefret oluşacak, böyle bir barışın olabilmesi mümkün mü?
ADNAN OKTAR: İşte Cübbeliye aklı evvel demeyelim de, aklı sonra diyelim artık, o da aklı sonra takımından anladığım kadarıyla. Pırasa biliyorsunuz üst, üste konur doğranır böyle. Onu kasdediyor, heralde üst üste doğrayacak koyup. Ne kadar Şii, Caferi, Vahabi varsa hepsi doğratacakmış.
OKTAR BABUNA: Kuş uçacak diyordu böyle.
ADNAN OKTAR: Cesetlerin üstünde kuş uçacak diyor, ömrü vefa etmeyecek hayvanın diyor. Cesette, insan, insan cesetleri üst, üste yığılacak dağlar gibi böyle. Kuş uçup, uçup, uçup artık takatı kalmayacak, ölecek diyor. Halen devam ediyor ama insan cesedi. Ya ne oluyorsun sen, ne yapıyorsun sen, değil mi? Allah’tır intikam sahibi, eğer bir suçu, günahı varsa ahirette cezasını çekecekler. Mesela bak kendisi de diyor. Kendi kendisini eleştiriyor. Ben diyor korkağım mı bir şeyler diyor. Bizim korkaklardan şöyle olmaz, böyle olmaz, bir şeyler diyor anlatıyor, senin de ne olacağın belli değil ne biliyorsun cennete gideceğini, belki cehenneme gideceksin. Tabi onu ancak Allah bilir. Değil mi? Mesela Şiinin cehenneme gideceğini nerden biliyorsun? Caferi kardeşlerimin cehenneme gideceğini nerden biliyorsun? Ya onlar cennete gidecek de sen cehenneme gideceksen. Nerden çıkarıyorsun? Bir de tertemiz Müslümanlar.Mazlum ve son derece takvadır Caferiler, Şiiler, Aleviler yani. Allah sevgisi ile kalpleri dopdoludur. Mehdi çoşkusunu yaşayan insanlardır. Ama bunlar da işte ahir zamanın özellikleri, yani bunlar da o kadar şaşırdığımız bir şey değil, çünkü hadislerde bu olayların olacağı belirtilmiş. Yani olacak diyor Peygamberimiz (sav) aynısı ile oluyor.
OKTAR BABUNA: Evet maşaAllah.
SUNUCU: Evet diğer sorularımızla devam edelim. Bolu’dan bir izleyicimiz demişler ki: Sevgili Adnan Hocam çevremdeki insanlarda şöyle yanlış bir düşünce olduğunu görüyorum. Kişi bol nimet içindeyse veya çeşitli işlerle yoğun meşguliyet içerisinde ise o zaman Allah’a şükretmekten ve Allah’ı anmaktan uzak düşer şeklinde bir inanış var. Hocam, mantıken böyle olmaması gerektiğini düşünüyorum, böyle düşünen insanlara siz nasıl cevap verirsiniz.
ADNAN OKTAR: Biz mesela burada güzel bir yerdeyiz, Allah’a hamd ediyoruz. Güzel bir insanla karşı karşıyayız Allah’a hamd ediyoruz.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU: Estağfurullah, teşekkür ediyorum
ADNAN OKTAR: Güzel sesi dinliyoruz hamd ediyoruz, güzel şeyler konuşuyoruz hamd ediyoruz. Yani güzellik insanı Allah’a daha çok yakınlaştırır. Allah sağımızı solumuzu her tarafımızı güzel yapsın. Her yer güzel olsun, insanlarımız güzel olsun, vatanımız güzel olsun, dünya güzel olsun. Değil mi? Allah bizi cennette güzellikler içinde yaşatsın. Güzel isteyelim, Allah bize güzellik nasip etsin. Dolayısıyla güzellik Allah aşkını çoşturur. Yani bizi Allah’ı anmaktan alıkoymaz. Bu tabi aklı olan için imanı olan için. Ama aklı imanı yoksa bir adamın, yani güzellik ona zehir etkisi yapar. Haset eder, kıskançlık duyar. Mesela ben gidiyorum dışarı çıkıyorum, lüks arabası ile şahıs geliyor. Bakıyorum bir azamet, bir şey, arabayı lüks arabayı bir nimet olarak görmüyor da insanları kıskandırmak, hani derler ya halk arasında çatlatmak onun zevki için istiyor yani üslubundan o anlaşılıyor, yani konuşmasından, nobran ve egoist bir üslup var.Mesela evi oluyor övünmek için bir eşya oluyor övünmek için...Fakat diğer insanları ezmek ve ben daha büyüğüm düşüncesi için halbuki Allah’a hamd etmek için güzel eşya istenir, İslam’ın gücünü göstertmek için istenir.Allah’ın gücünü göstertmek için istenir, İslam’ın şanı olarak istenirve güzelliği olarak istenir.Yani insanların kızması için istenmez, mesela yanına güzel bir kadın alıyor onu da süslüyor püslüyor. İnsan güzel bir hanımı olmasını niçin ister Allah’ın bir nimeti olarak, Allah’ın bir tecellisini onda görür içi açılır değil mi?Allah’a hamd eder; o öyle değil onunla etrafındaki insanları kıskandırmak,ikincisi de benim böyle bir hani arabam da var bir de böyle yanımda böyle bir şey de var süslü de bir şey var yani onun için o da bir eşya.Arabanın yürüyen çeşidi var iki ayaklı bir çeşidi olarak görüyor.Onu da eşya olarak görüyor. Övünmek, o da övünmek için, mesela ona pırlantalar alıyor bilmem neler alıyor, o da övünmek için.Yani o kadının mutluluğu için, onun sevinci için, onu açmak için değil ona bir güzellik olsun diye değil yani çarpık mantık muazzam dünyayı sarmış vaziyette Değil mi?Güzel kadın bir nimettir Allah’ın tecellisi olarak görülür. Allah aşkını insan onda yaşar çünkü Allah’ın tecellisidir onun yüzü değil mi? Onun sesi de Allah’ın tecellisidir.Yani onu böyle milleti insanları çatlatmak tabiri onların tabiriyle veyahut haset ettirmek kıskandırmak için yapmak onu bir eşya gibi görmek malı gibi görmek...Bende arabanın iyisi var, işte hanımın iyisi var tabi onlar hanım demiyor da tabiben onu kullanmak istemiyorum...O garip kelimeyi; gibi bir mantıkla hareket ediyorlar.Arabaya hasar gelirse arabayı hemen satıyor o hanıma da hasar gelirse onu da hemen gönderiyor. Mantık bu; hasarsız olacak. Mesela doğum yapar da çökerse onun için modeli geçmiş bir araba gibi...O hemen gönderilmesi gerekiyor, yaşlanırsa yine modeli geçmiş araba gibi onun için hemen gönderilmesi gerekiyor.Ve bir yenisi gelmesi gerekiyor. Bunun için de bir çok sistem bu tip insanlara hizmet ediyor. Yani onların istediği kadın türünü imal eden bir yapılanma var.Dünyada yani özel seçimler yapılıyor, özel araştırmalar yapılıyor. Onların kullanacağı tabi hepsini tenzih ederim o bayanların da onların kullanacağı hanım adaylar ayarlanmış oluyor. Onlar da onların içinden seçip kullanıyorlar. Bayatladığında onların düşüncesine, inancına göre onların tabiriyle, yani yaşlandıklarında o güzel varlıklar ki onlar daha da değerli olurlar bir Müslüman için. Ondan sonra onu bir kenara itiyorlar.Bakın dikkat ederseniz sistem hep böyle çalışıyor. Yani öyle darwinist, materyalist bir kafa.Ama o kadınlar da tabi onları aynı şekilde harcıyorlar. Yani onlar da, onlar da bir mesela arabasını veyahut evini imkanını vermesi, o da onu harcıyor.Yani çok iğrenç, evet.
OKTAR BABUNA: Evet.
SUNUCU: Karşılıklı bir menfaat ilişkisi almış başını gidiyor.
ADNAN OKTAR: Evet, mesela ben görüyorum, çok güzel mesela çok kaliteli kadınlar, çok iğrenç böyle it kılıklı tiplerle sarmaş dolaş. Yani onun parasına evine tamah ettiği anlaşılıyor. Ona sahte gülüşler atıyor, sahte sözler sarf ediyor yani böyle çok seviyor gibi gösteriyor, yani müthiş tiksindiği belli. Yani bakan da anlar yani bu mutlaka tiksiniyordur diyor.Nitekim hakikaten bir ekonomik özellikle ekonomik gücünün kırılması durumunda, hemen tavırlarını koyuyorlar.Ve hemen onu bırakıyor. O yüzden dünyada sevgiye dayalı bir sistem yok.Yani hep çıkara dayalı bir sistem var.Mesela kadın ne kadar ne kadar güzel olursa olsun, evlendiği kişi de ne kadar yakışıklı olursa olsun, kadının, sevgi olmadığı için hiç bir anlamı kalmıyor olayın. Yani tutku olmuyor, derinlik olmuyor.Allah sevgisine dayalı olmayan bir sevgi boştur yani mutlaka sahtedir ve oyundur. Çünkü biçimli bir et olarak görüyor onu. Mesela arabayı metalin düzgünleştirilmiş ve biçimlenilmiş bir şekli olarak görüyor. Kadını da etin biçimli ve düzgün bir şekli olarak görüyor.Yani düzgün bir et parçası olarak görüyor, yani bir insan olarak.
SUNUCU: Duygu yok, duygu sıfır.
ADNAN OKTAR: Tabi bir insan olarak, tabi Allah’ın ruhunu taşıyan Allah’ın tecellisi olarak görmüyor. Onun için mesela üsluplar çok sert, yüzü çok sert, abus çehreli, mesela saldırgan. Yabancı diskoteklerin video filmleri oluyor veyahut televizyonda görüyorum. (Notu okuyor) Siz depremler artacak deyince Oktar inşaAllah demişti diyor o anlamda değil yani inşaAllah deprem olsun anlamında demiyor.
SUNUCU: Tabi ki canım hiç öyle bir..
ADNAN OKTAR: O anlamda olmaz. Yani Allah’ın izniyledir inşaAllah, Allah’ın izniyle olacak demektir.
OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Depremler de olacak, sel felaketleri de olacak, ekonomik durgunluk da olacak. Bunlar ahir zaman alameti, bunu Peygamber (sav) söylüyor. Dolayısıyla tabi ki biz insanların mutlu olmasını, kardeşlerin mutlu olmasını isteriz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, evet.
ADNAN OKTAR: Ama bunu bize Allah bildiriyor önceden. Biz buna karşı hazırlıklı olacağız. Şimdi ben söylüyorum, diyorum, İstanbul’da deprem olmayacak diyorum. Ve müjde veriyorum inşaAllah.Ve savaşlar olmayacak diyorum. Ama dünyada depremler olacak dünyada bu. Türkiye’de de olabilir. Depremde vefat eden insan vardır demesin insanlar çünkü mutlaka şehit olur.Evi yıkılan da sadaka sevabı alır.İnşaAllah.Ama inşaAllah’ın anlamı, Allah’ın izniyledir. O anlamda yani ne kadar güzel olmuş, doğru olmuş anlamında değildir.Allah’ın dilemesiyledir. Yani halk bunu yanlış biliyor, bazı insanlar. Yani inşaAllah deyince inşaAllah öyle olur, yani.
SUNUCU: Anlamında yani anlıyorlar.
ADNAN OKTAR: Yani evet olsun anlamında, öyle değildir onun anlamı.
SUNUCU: Allah’ın izniyle.
ADNAN OKTAR: Yani sadece Allah’ın yaratmasıyla olur anlamına gelir. Dolayısıyla depremler bir kıyametin alametidir, Mehdi’nin çıkış alametidir. Bunlar olacak. Yani ben bunları önceden söylemiştim. Ben kitabımda yazdım. 20 yıl önce kitabımda yazdım.Ben depremlerin yoğunlaşacağını 20 yıl önce yazdım ve 20 yıl önce de ekonomik krizin çıkacağını yazdım kitabımda, hadislere dayandırarak.İddia edilen Ergenekon örgütünü de ben 20 yıl önce kitabımda yazdım.Yani isim vererek yazdım. Adını da verdim örgütün iddia edilen Ergenekon örgütü diye. 20 yıl önce yazdım. Daha yeni ortaya çıktı.İddia edilen Ergenekon örgütü. Ve bütün olacak olayları ben hadislere bina ederek, hadislere dayandırarak açıkladım ve aynısıyla çıktı. Onun için ben bunları söylüyorum. Yoksa depremlerde şehit olanlar zaten benim kardeşlerim, kızkardeşlerim, benim annelerim, benim insanlarım.Ama vefat ettiler, öldüler demesin kimse, şehit oldular.Depremde hayatını kaybeden insan, yani dünya hayatını kaybeden insan mutlaka şehit olmuştur.Seller de böyledir.
SUNUCU:Tabi geçen ay bir sel felaketi yaşadık.
ADNAN OKTAR: Seldi evet.
SUNUCU: Allah rahmet eylesin.
ADNAN OKTAR: Ama normal ölümler için bu böyle bir şey yok.Normalinde ölümdür.Ama yangında ölenler, selde ölenler, depremle ölenler; insanların anlaması için söylüyorum;hayatını, dünya hayatını kaybedenler, dünyadaki yaşantısı sona eren insanlar şehit olurlar. Bu açıktır, bunu zaten ahirette de görecekler inşaAllah. Evet bu konuyu da böyle açıklamış olduk. İnşaAllah.
SUNUCU: Evet bir diğer sorumuz Manisa’dan. “Hocam Hz. Mehdi’nin öncülüğünü yapan faaliyetlerinizi çok takdir ediyorum. Hocam internette Amerika Birleşik Devletleri’nin de Ermenistan-Türk ilişkilerindeki gelişmeleri olumlu bulduğu yazıyordu. Amerika Birleşik Devletleri Dış İlişkileri Bakanı Hillary Clinton’ın, hiçbir önkoşul olmadan bir takvim yapılmasını söylediğini okudum. Hocam siz geçmiş röportajlarınızda da sık sık hiçbir ön koşul olmadan hareket edilmesi gerektiğini söylediniz değil mi hocam? MaşaAllah, Allah söylediklerinizi dua olarak kabul ediyor”, demişler.
ADNAN OKTAR: Bakın eğer benim bir internet siteme bir göz atacak olursak, kardeşlerimiz “Ne Demişti Ne Oldu”ya, 500’ün üzerindedir.20 yıl önce söylediklerim aynısıyla çıkmıştır. Kitaba yazdım, kitap artık, satır satır.Bakın mesela Bugün gazetesinde bir haber.1 Ekim 2009 Perşembe. Ne diyor? Ermeniler çekiliyor. Ne dedim ben 1 yıl önce?
OKTAR BABUNA: Tam bunu söylediniz, evet.
ADNAN OKTAR: Karabağ’dan çekilecekler demedim mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Dediniz.
OKTAR BABUNA: Dediniz, evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: 1 yıl önce. Olur mu öyle şey, mümkün mü diyorlardı. Ermenilerle biz nasıl birleşiriz, diyorlardı. Nasıl birleşiyormuşuz?Demek ki sözüm doğruymuş. Ermeniler çekiliyor, diyor.Bir kere, iki kere, on kere de demedim. Dedim ki Karabağ’dan, Dağlık Karabağ’dan çekilecekler. Laçin koridoruaçılacak dedim.Demedim mi?
OKTAR BABUNA: Dediniz hocam.
CİHAT GÜNDOĞDU: Dediniz.
ADNAN OKTAR: Kaç defa dedim.
OKTAR BABUNA: Çok dediniz, evet.
ADNAN OKTAR: 60 – 70 kere demişimdir.Aynısıyla çıkıyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Evet, Çankaya’dan bir başka sorumuz. Hocam geçen gün bir köşe yazısında okudum. Kıyametin ne zaman olacağını bilmek iyi değildir. Kıyameti düşünmemek lazım, sonucu çıkıyordu yazdıklarından. Bana çok yanlış geldi. Çünkü kıyamet günü Rabbimizin Kuran’da çok sık hatırlattığı, düşünmemizi buyurduğu, hatta insanların uyarılmasını buyurduğu gündür. Dünyada herkes ölecektir. O halde ölümü, kıyamet gününü sıkça düşünmeliyiz değil mi hocam? demişler.
ADNAN OKTAR: Yani Cübbeli de geçenlerde milleti korkutuyor diyor. Allah diyor.Yani Cenab-ı Allah’ın emridir zaten.Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Ey örtüsüne bürünen” diyor. “Kalk, korkut” diyor. Allah korkusu herşeyin başıdır. Sevginin, aşkın, muhabbetin, imanın, aklın başıdır. Allah korkusu olmadı mı bitti. Allah korkusu çok önemlidir. Bir başka, bir tombul, sevimli bir hoca var. O da öyle. İnsanları korkutuyorlar diyor. Yok “teççal, meççal” falan anlatıyor. Kendine has bir üslubuyla.Deccal demek anti-din, din karşıtı hareket.Darwinizm deccaliyettir. Peki, deccalliğini yapmış mı? Yapmış. 350 milyon insanı katletmiş mi dünyada?Bir milyara yakın insanı sakat bırakmış mı?Anneleri, babaları, çocukları perişan etti mi? Değil mi? Kimini yetim yaptı, kimini dul bıraktı. Mahvetti. İnançlarını ellerinden aldı mı? İnsanları inançsızlık ve bunalım bataklığına sürükledi mi? Uyuşturucu bataklığına sürükledi mi?Terörü ve anarşiyi de körükledi mi? Bütün dünyada terörü ve anarşiyi ayaklandırdı mı? Ülkeleri bölüp, parçalayıp birbirine düşman etti mi?İnsanların kalbinden sevgiyi alıp, bütün dünyadaki insanların kalbinden sevgiyi alıp insanları birbirinden korkar hale getirdi mi darwinizm? Getirdi.Bunun adına deccaliyet denir işte. Tarifi budur. “Teççal, meççal…” Yaşıyorsun, perişan olmuşsun. Bütün dünya yaşıyor bunu. Değil mi?Buna karşı hareketin ismi de Mehdiyettir. Pozitif düşünce, sevgi, barış, kardeşlik, adalet, muhabbet, derinlik, tutku, gerçek aşk. Bu hareketin ismine de Mehdiyet denir. Şimdi onun devrindeyiz. Ve bu tahakkuk edecek. Ve ediyor. Devam ediyor.Dünya, yer yerinden oynuyor şu an. Bir kısmı derin uyku halinde ama haberleri yok. Dünyayı Mehdiyet sarıyor. Bakın Ahmedinejad’ın sözüne bakın. Daha önce İsrail’i yerle bir etmekten bahseden Ahmedinejad, kandan bahseden Ahmedinejad, bakın nasıl güzel sevgiden, muhabbetten bahseder hale geldi. Israrlı olarak bağlantıda olduk, görüştük. Dün yine haber gönderdik. Yeniden bir daha söylesin dedim. Yeniden açıklasın dedim. Hocam dediler, o açıklıyor ama duyulmuyor dediler. Bak ben de duyuruyorum işte.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
SUNUCU: Evet, İstanbul’dan bir başka izleyicimiz demişler ki; hocam evrimciler, Ardi diye bir fosil. Doğru mu telaffuz ediyorum bilmiyorum ama.
ADNAN OKTAR: Doğru, doğru.
SUNUCU: Ardi diye bir fosil diye bir fosil ortaya çıkardılar. Bu konu hakkında neler söyleyeceksiniz? Az önce de anlattınız ama…
ADNAN OKTAR: Evet, tamam bir daha... Kanal D’de de o çıktı, onunla ilgili bir haber. Cevap bu.Bakın dikkatlice o Bonobo Maymunu gözlerine baksınlar, tebessüm etmesine baksınlar. Onlara tam cevap veriyor. Başka birşeye gerek yok.
OKTAR BABUNA: O da gülüyor.
ADNAN OKTAR: Tıpkısının aynısıdır gösterttikleri fosilin, Bonobo Maymunu hala yaşıyor.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın bayağı şirin ve şeker bir şey. Dişler falan… Tam aynısı. Onun için bıraksınlar böyle safsataları. Mutlaka bizden döner.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mutlaka bizden döner, inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah, evet Ankara’dan bir izleyicimiz demişler ki; hocam hukuk sürecinizi anlattığınız kadarıyla takip etmeye çalışıyorum. Merak ettiğim konu yargılanma esnasında savunmanızı tam olarak yapabildiniz mi? Eğer savunma yapamadıysanız dava hakkında nasıl karar verildi? Hocam diğer sorum da siz ve arkadaşlarınız 99 yılında emniyete götürüldüğünüzde baskı altında olduğunuz için söylenen herşeyi kabul etmek zorunda kaldığınızı fakat savcılıkta bu ifadeleri reddettiğinizi söylemiştiniz. Merak ettiğim konu zorla imzaladığınız doğru olmayan bu ifadeler üzerinden mi ceza kararı aldınız? Birkaç tane önemli soru var aslında.İsterseniz teker teker başlık halinde yönelteyim.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: İlk konuda demiş ki, yargılanma esnasında savunmanızı tam olarak yapabildiniz mi?
ADNAN OKTAR: Tamam. Biz evet son savunmamız, belki mahkemenin acelesi vardı. Bilemiyorum. Bir hikmeti vardır. Ben buna saygı duyuyorum. Hakikatten yapamadık. Son savunmamız, yapmadık. Son söz de söyletilmedi tabi dolayısıyla. Bu normalde Yargıtayın daha önceki kararlarına baktığımızda -mebzul miktarda bu yönde kararı vardır- bozma nedenidir. Ama takdir yine yüce mahkemenin. Ama net bozma nedenidir. Avukat olmadan alındı bizim ifadelerimiz emniyette. Bir kere bu zaten tamamen geçersizdir. Yani kanunla bu sabit.İkincisi işkenceyle alındı ki mahkemesi de sonuçlanmak üzere. Zaten mahkemesi de nasıl bitecek bilmiyoruz. Ama mahkemesi bitince de zaten anlaşılır. Bütün gerçekler ortaya çıkar. Mahkemenin kararına saygımız var. Çünkü  yargılanıyorlar biliyorsunuz bize işkence yapanlar. 1500 sene mi ne toplam.Tabi yani, ağır suç yaptıkları. Yargılanıyorlar. Mahkeme de aşağı yukarı son aşamasına geldi.Karar çıktığında biz doğruları tam öğrenmiş olacağız. Çünkü mahkeme çok iyi tahkik ediyor. Araştırıyor. Artık neyse karar ona uyacağız inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
SUNUCU: Evet soruların cevabını da böylelikle vermiş olduk. Bir başka sorumuz Tekirdağ’dan. Hocam geçen günlerde röportajınızda hakkınızdaki davada ceza kararı verilirken normal cezaya ek olarak 1 yıl daha fazla ceza süresi verildiğini söylemiştiniz. Ben tam anlayamadım Hocam. Hangi sebebten dolayı bu ceza süresi arttırıldı?
ADNAN OKTAR: O bizim sevimli hakimimizin o beyaz, nurlu ellerinden hepimiz öperiz.Onun takdiri. Ona öyle gelmiş demek ki. O öyle hissetmiş, öyle görmüş. Biz bir şey diyemeyiz. Yani ne diyelim?
SUNUCU: Bir de bu dava sürecine ilişkin bir zamanaşımı konusu var. Zamanaşımından dolayı mı öne çekildi diye mesela bazı izleyicilerimiz bu soruyu yöneltiyorlar. Böyle bir zamanaşımına uğramasını engellemek için mi dosya öne çekildi? Dosyanın esas süreci ne zamandı? Esas yargılanma süreci ne zamandı? Bu tip sorular yöneltiyorlar.
ADNAN OKTAR: Bizim 2015’te doluyor zamanaşımı süremiz. Dolayısıyla 5 yıl var. En az 5 yıl var. Dolayısıyla zamanaşımı diye bir sorun yok. Ama davanın normal akışını etkilemek isteyen insanlar tabi ki olabiliyor dışarıda. Tabi yüksek mahkemenin kararlarına saygılıyız. Ama bu bayanın, avukat Rezzan Hanım’ın verdiği demece göre bizim dosyamız normal sıradan çıkarılmış. Ve Ekim ayında da diyor, cezayı alacaklar diyor. Ve demeç vermişNew Humanist’e. Adamlar da sevinçle bu cezayı almamızı bekliyorlar. Yani ben ceza alınca darwinizme ve materyalizme yönelik faaliyetlerin duracağını zannediyorlar. Yani 10 misli daha artar, garanti veriyorum.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah
OKTAR BABUNA: İnşaAllah, maşaAllah
CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah
SUNUCU: Tabi burada birkaç soru da hemen gün yüzüne çıkıyor. Sözünü ettiğimiz avukat hanım bu haberi nereden almış olabilir?
ADNAN OKTAR: Evet
SUNUCU: Nasıl? Bu bilgi gizli olması gereken bir bilgi. Nasıl kendisine ulaşmış olabilir?
ADNAN OKTAR: Avukat Rezzan Aydınoğlu, Fatih Altaylı’nın 10 yıldan beri avukatı yaklaşık.Ve10 yıldan beri de Fatih Altaylı bana karşı bir husumet içerisinde ama ben ona sevgi, şefkat duyuyorum ve saygı duyuyorum. Vatanın bir evladı olarak görüyorum ve hiçbir öfkem ve ona karşı bir kinim yok. Olması için de bir neden yok çünkü. Tanımıyorum. Bilmiyorum yani. Herhangi bir gazeteciye karşı ben niçin öyle bir tavır içinde olayım. Ama daha önce de söyledim. Bu şahsa, Fatih Bey’e çeşitli mektuplar göndermişler birkaç kişi benim imzamla, benim adıma. Ben çıldırdım mı böyle bir şey yapayım. Deli olan bunu yapmaz yani, niçin böyle bir, ağır suç olarak kabul ederim ben bunu. Hem anormal bir tavır hem de ispatı çok açık olacak bir şey ve hiçbir netice alınacak bir şey de değil. Yani birisine hakaret etmek neyi kazandırır bir insana değil mi? Sadece husumet meydana getirir. Allah’a şükür bilirkişiye gitti olay, baktılar incelediler hiç alakam olmadığı tespit edildi. Ama bu, bu kadar kolay mı, yani benim muhalifim olan insanlar, yahut iddia edilen Ergenekon örgütünün mensupları, iki satır bir şey yazacaklar, altına benim adımı yazacaklar, bir bilgisayar çıkışı alıp postalayacaklar; al sana husumet. Olur mu böyle şey? Yani bu çok acaip bir şey. Neyse yine kendisi bilir yani, takdir kendisinin; ama benim ona karşı bir husumetim yok yani hiçbir zaman için de olmaz. Rezzan Aydınoğlu, aynı zamanda Aydın Doğan’la da bağlantılı olmuş oluyor tabii otomatik olarak. Fakat Rezzan Aydınoğlu, Avukat Rezzan Aydınoğlu’nun muazzam bir çevresi var yani akrabaları tanıdıkları falan hep hukuk profesörleri, Yargıtay’da muazzam çevresi var. İstanbul Mahkemelerinde çok sözü geçen yani saygı duyulan diyelim yahut işte hani etrafı olan bir insan diyelim, sözü geçen derken yani mahkemeye talimat veriyor da istediği gibi yönlendiriyor anlamında demedim. Böyle bir hanım. Şu an beni ideal edindi adeta, benle mücadeleyi yani, başka aşağı yukarı hiçbir şeyle uğraşmıyor diyebilirim yani tek konusu bu diyebilirim nerdeyse. Gece-gündüz, sabah-akşam, mesela beraat ediyoruz; bir daha bir dava daha açtırıyor, olmuyor; birilerini topluyor onlarla yeniden bir dava açtırıyor. Tamam, yani demokratik bir ülkedeyiz onun da hukuki hakkı, ama benim ona karşı da bir öfkem ve kinim yok. Yani bir nefretim yok, hiç tanımam ben o bayanı. Mesela mahkemede dedi ki; illa ısrarla çıksın mahkemeye dedi göreceğiz dediler. Mahkeme de tamam dedi yani ısrarla; benim neyimi görecekse, tamam dedik, gelelim dedim. Mahkemeye çıktım; kendisi dedi, ne bir şey organize, bir şey örgüt lideridir kendisi dedi. Herkes birbirine baktı ne anlama geldiği de belli değil. Millet böyle hafif gülerek böyle tebessüm ederek zoraki hani böyle… Ben de ona baktım şimdi ben ne diyeyim ben buna yani? Kendisi organize ne örgüt lideri mi ne? Bir şey ona benzer bir şey, yani garip, şaşırtıcı durumlar. Ama tabii davanın akışında da çok şaşırtıcı şeyler oluyor. Mesela; dosya gitti Yargıtay’a biz Yargıtay Savcısının dosyayı alıp şöyle kapsamlıca inceleyeceğini zannettik çünkü bizim cezamızı ceza isteyerek Yargıtay göndermedi, dedi ki bu kanun maddelerinde bir bozukluk var yanlışlık olabilir; yani 220 de olabilir, başka maddeye de girebilir. Bu cihetten bozuyoruz dediler. Yani mahkeme yeniden değerlendirsin, hangi maddeye girdiğini tespit etsin dediler mahkemeye haber verdiler; o kadar yani ceza alsınlar demedi Yargıtay.
OKTAR BABUNA:Evet, demedi inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Eğer mesela demiş olsa, ve savcı daha önce incelemiş olsa, yani savcının da kararı bu olmuş olsa o zaman belki fazla incelemeye gerek duymayabilir. Ama yeni gelen belgeleri en azından incelemek durumunda olur yani, doksan klasörden üç yüz klasöre çıktıysa dosya; mutlaka incelemesi gerekir yeniden. Hepsini incelemesi gerekir çünkü yeni deliller var demektir değil mi?
SUNUCU: Tabi
ADNAN OKTAR:Bakın yani ceza verin diye gitmediği halde Yargıtay’a, yani yeniden ceza şu an suç var mı yok mu tespit yapılması gerekirken sayın savcıya geliyor; birkaç saatin içerisinde üç yüz klasör. Bakın şöyle teknik olarak dünürsek şöyle oluyor; aslı üç yüz elli klasör yani, son gelen klasörle üç yüz elli klasör, her biri yaklaşık beş yüz sayfadan oluşuyor bunlar aşağı yukarı. Yani hep delil, yani savunma delilleri; kabaca bir hesapla yüz yetmiş beş bin sayfa oluyor. Bir hakim sabah dokuzdan akşam beşe kadar, yemeden içmeden, masadan kalkmadan, her bir dakikada bir sayfa okusa;
SUNUCU:  Teknik olarak mümkün değil.
 ADNAN OKTAR:Yüz yirmi bir tam gün sürüyor. Çalışma mesaisi tam günün üçte biri olduğuna göre, iş mesaisi de üç yüz altmış dört güne denk gelmekte; yani asgari olarak bir yıl dosyanın okunması gerekiyor. Ki geçen sefer öyle oldu bir yıl üç ay sürdü; inceleme,
OKTAR BABUNA: Evet, ki o bile mümkün değil yani.
ADNAN OKTAR:Bir yıl üç ay ki o da çok zordur, çok zor, yani hakkıyla inceleme böyledir yani normalde hak geçmemesi için. Birkaç saatin içersinde okuyup; evet dedi bu üç yıl cezayı hak ediyorlar dedi, verin cezayı dedi birkaç saatin içersinde. Şimdi bu tamam yani savcımızın yine onun da ellerinden öperiz Ama bana şaşırtıcı geldi. Yani bunun nasıl olduğunu ben anlayamadım. Bu çünkü olağanüstü metafizik bir gücü olmadıktan sonra, bir insan üç yüz klasör ki; o zaman üç yüz klasördü şimdi üç yüz elli klasör, üç yüz klasörlük dosyayı birkaç saatin içinde inceleyemez. Ama bir olağanüstü gücü var da incelediyse onu bilemem. Yani bu mesela hayret verici.Şimdi de dediler; Ekim ayında bir ayın içerisinde, hatta on beş günün içerisinde ceza verecek diyor Rezzan Aydınoğlu, mahkeme için.
SUNUCU: Çok değişik ifadeler, hükmü de belirtiyor.
ADNAN OKTAR: Ve diyor sıradan da çıkarıldı diyor, normal sırasından da çıkarıldı.Ve cezayı da alacak diyor. Amenna baş göz üzerine çünkü cezayı Allah verir.Allah yaratır. Yani insan bunu yaratamaz. Daha Rezzan Aydınoğlu daha annesinin kucağındayken, daha annesinden süt emerken o evraklar tamamdı zaten yani her şey yaratılmış bitmişti. Dolayısıyla onun bir gücü olmaz. Ama bir sebebe sarılmak açısından, doğruyu göstertmek açısından bunları anlatıyoruz. Benim hiç kimseye bir husumetim yok. Bütün mahkeme kararlarına saygılıyım. Ama usulüne uygun, hukuka uygun olması açısından şaşırdığım yönleri anlatıyorum ama böyle şey olur mu da demiyorum. Yani takdir mahkemenin. Ben yine bir şey demiyorum. Ama şaşırmak hakkım. Şaşırıyorum, hayret ediyorum. Evet.
SUNUCU: Peki New Humanist’e ilişkin neler söyleyeceksiniz? Geçen bir programımızda bakmıştık ifadelere aşağı yukarı ama nedir, hangi amaca hizmet ediyorlar? Gerçi biraz açık ortada amaç ama.
ADNAN OKTAR: O kapağında zaten olayı anlatıyor. Bir şeytan resmi yapmışlar. Elinde de 3 çatallı sopası var. Evet. Burada da çeşitli dinlere ait insanların görüntüsü var. Görünüyor mu? Evet. Şöyle tam net ortada görünsün, evet. Yani dergi ağırlıklı olarak zaten içi yazıda da böyle oluyor. İç mesela kapağını açtığımızda da, yani kimlerle ilgilendiklerini de burada göstertiyorlar. Hz. İsa’nın heykelini koymuşlar güya. Kan revan içerisinde. Altında da benim resmimi koymuşlar. Güya bir mafya görüntüsünde ve işte çarşaflı kadınlar var gibisinden. İç kısımlarda bütün hızlarıyla konuya girmişler. Ama sorun bunların darwinizm konusunda yenilmeleri. Bunlar çok rahatsız oldular bu yenilme olayından. Türk-İslam Birliğinden de çok rahatsız oluyorlar. Onu da burda yayınlamışlar dergide. Onu çok karşı oldukları bir konu olarak değerlendiriyorlar. Ve kitaplarım, rahatsız oldukları konu olarak. Özellikle Yaratılış Atlası. Onun üstünde çok durmuşlar. Fatih Altaylı’nın...
SUNUCU: Fotoğrafını koymuşlar.
ADNAN OKTAR: Evet yani bizim karşımızda olduğunu vurguluyorlar. İşte benim akıl hastanesindeki çekilmiş resmimi koymuşlar, sanki bir marifetmiş gibi bu. Böylece Avrupa’da bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Yani halbuki ben her yerden duyuyorum. Bizim sana sevgimiz daha da arttı, diyorlar. Mesela Museviler, Sanhedrin Meclisi, İsraildeki Sanhedrin meclisi sana sevgimiz daha da arttı, diyorlar bu haberden sonra. Muhabbetimiz. Sanhedrin bütün İsrail’deki Musevilerin hahamlarının toplandığı bir dini, büyük bir kurul. Ki İsrail’de çok büyük etkisi olan bir kurul. Sana muhabettimiz, sevgimiz daha da artıyor dediler. Ve onların hiçbirine biz inanmıyoruz dediler, haber göndermişler.Onlarla çekilmiş resmimizi de koymuşlar.
SUNUCU: Ki Museviler çok katı bilinir din konusunda taviz vermeyen.Değil mi?
ADNAN OKTAR: Yok yok. Çok hoş, temiz insanlar Museviler. Çok mazlum, çok makul ve çok aklı başında insanlar. Bayağı zeki olur Museviler. Kavim olarak da çok zekidirler.
OKTAR BABUNA: Evet çok zekiler.
ADNAN OKTAR: Peygamber nesli olduğu için. Çok makul ve tutarlı bakıyorlar olaylara. Böyle çok sevecen. Bağnaz değiller. Öyle değil yani. Dini konuları yorumlarken de çok akılcı yorumluyorlar yani hayret edersiniz. Hiç öyle saplantılı düşünceleri yok. Ve sevgi, şefkat, merhamet ve dünyanın kardeşlik içinde yaşamasını da şiddetle arzulayan insanlar. Mesela bize değil mi Yahudileri anlatırlardı çocukluğumuzda işte şöyle asarlar, böyle kesecekler diye. Hiç öyle insanlar değiller. Biz diyor eğer Müslüman kardeşlerimizle sadece başbaşa olabilsek, onlarla beraber yaşasak çok huzurlu rahat yaşarız. Bizi de burda rahat bırakmıyorlar diyor, İsrail’de. Yani bütün dindarlar İsrail’de hükümetten yaka silkiyorlar artık böyle yani çok rahatsızlar. Onları dövüyorlar, hapise koyuyorlar. Çok canları yanıyor. Iftira atıyorlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hatta dini radyolarını kapatmışlardı da o konuda sizden tavsiye istediler.
ADNAN OKTAR: Evet dini radyolarını kapatıyorlar ama hep dindar. Ama çok barışçıl ve çok sevecenler. O çocuklar böyle küçük küçük böyle saçlar lüle lüle, köfte gibi ortada geziyorlar, göbüşler önde.Ellerinde artık çikolata mikolata falan. El, yüzde boyamış tabi çikolatadan. Hiç sanıldığı gibi değil yani çok yanlış biliniyor. Mesela Hıristiyan dindarlar da öyle. Çok şefkatli, çok nezih insanlardır, çok mazlum ve mütevazidir. Hatta Kuran’da Cenab-ı Allah “biz Hıristiyanlarız” diyenleri diyor “siz kendinize daha da yakın bulacaksınız” diyor. daha yakın bulacaksınız diyor Allah.Ayet var. Şeytandan Allaha sığınırım. Çünkü “onların içinde” diyor “rahip ve papazları” diyor Cenab-ı Allah “mütevazıdirler” diyor. “Enaniyet yapmazlar” diyor “gurur ve kibir yapmazlar” diyor.Museviler de çok rahatsızlar yani. Yoksa o duvarlar yıkılsa, açık gezseler, mesela her yere gelsinler. Onlar bizim canımız, ciğerimiz, tertemiz, Allah’tan korkan, helala-harama dikkat eden insanlar.Bize geldiler, meyve sunduk. Her meyveyi alışında bir duaları var her meyve için ayrı...O duayı yapıyor, böyle hayranlıkla bakıyorlar. Allah’ın yarattığı olarak, ondan sonra yiyorlar.Yani böyle insanlara ne denir, şefkat duyulur, sevgi duyulur. Tam anlamıyla desteklenir. Yani bu tip haberler, bu tip olaylar, inananların birbirine olan bağlantısını, bağlılığını, sevgisini kat kat arttırıyor, çok güzel oluyor.Evet, daha önce bize atılan iftiraları yazmışlar. Yani bunlar bir yol mu, bir yöntem mi?Boş işler. Ama kader içerisinde Cenab-ı Allah onlara bunu yaptırıyor işte... Bunu yaptıkça, yani bana saldırdıkça etki alanım daha da güçleniyor. Allah’a çok şükür.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU:  Kaldı ki hani karşılığında sizin aldığınız hani sağlam akli dengesi sağlam raporunuz veya daha önceki kararı bozma şeyleri falan hiçbirine yer vermemiş değil mi? Sadece tek taraflı...
ADNAN OKTAR: Sırf suçlama var.
SUNUCU:  Tamamen karalama kampanyasına yönelik.
ADNAN OKTAR: Sırf suçlama ve karalama. Yani mesela der akıl hastanesine girdi ama askeri hastanede  ruhen ve bedenen tam sağlıklı olduğuna dair rapor aldı. Bu yok sadece akıl hastanesine girmiştir, diyor.Ayrıca adi tıpta da bozuldu. Ruhen ve bedenen tam sağlıklı diyeadli tıp da rapor verdi. Onu da söylemiyor. Herşeyin sadece tek iddia kısmını yazmış. Mesela ben Fatih Altaylı ile ilgili konuda ben beraat ettim ve o evrakların sahte olduğu ispat edildi.Bundan bahsetmiyor. Bunu herkes herkese yapar o zaman, böyle şey olur mu?Güya bununla yıpratacak, halbuki ben alabildiğine genişliyorumve güç kazanıyorum.Onlar farkında değiller. Cenab-ı Allah diyor ayette “onlar bir tuzak kurdu, Allah da bir tuzak kurdu” diyor. “Allah’ın tuzağı daha çetindir” diyor Allah.Daha büyüktür.Allah’ın tuzağına düşüyorlar, haberleri yok.Mesela Türkiye’de de aynı anda hareketler başladı, bu tip şeyler başladı. Mesela Bilim ve Gelecek dergisi de beni elimde sopa ile onların evrim inancında hani var ya resimleri, onların hepsini önüme katmış, kovalıyorum böyle. Öyle bir resim yapmışlar. Evrim yürüyor, diyor. Nereye doğru? Duvara doğru yürüyor yani çelik duvara doğru.Sonunda ne olacak; burunlarını küt diye çarpacaklar...Önüme katmış kovalıyorum bunları evrimci takımını, öyle göstertmiş. Yahut evrimle oluşan varlıkları diyelim yani kendi inançlarına göre güya hayali çizimler hiçbirinin gerçekliği yok. Evet.
SUNUCU: Evet programlarımızda onu da, Oktar bey geçenlerde bir programımızda bahsetmişlerdi. Hani bir kemikten bir ailenin veya bir dişten bir ailenin resmini çizebiliyorlar, fotoğrafını çıkarabiliyorlar diye. O geldi aklıma şimdi direkt onu görünce.
ADNAN OKTAR: Tamamen hayali.
OKTAR BABUNA: Evet.
SUNUCU:  Eğer böyle bir gelişim varsa, böyle bir evrim varsa, o aradaki şahıslar, insanla maymun arasındaki şahıslar ara fosil olması gerekiyor, değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabi yani.
SUNUCU:  Böylelikle yer almaları gerekiyordu.
ADNAN OKTAR: Patolojik varlıklar olması gerekiyor idi. Ve milyonlarca olması gerekiyordu.Eee, kardeşim tek bir tane yok.Bak getirdiler bize, değil mi? Yıllar önce bulunmuş hayvanın resmini gösterdiler. Biz de ne yaptık? Bu sevimlinin resmini onlara verdik. Bonobo maymununun resmini gösterttik. Tıpkısının aynısı.Evet.
SUNUCU: Evet, evrimden açılmışken konu doktorlarımızdan bir iman hakikatlerinden bir tanesini dinlesek nasıl olur siz de uygun görür müsünüz? Hem siz de birazcık dinlenmiş olursunuz.
ADNAN OKTAR: Dinlenirsiniz diyorsunuz.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah.
SUNUCU:  Evet.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Vallahi Cihat hocamı biz genellikle biliyorsunuz prensip olarak pek o kadar müsaade etmiyormuşuz gibi görünüyor. 
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Ama Oktar Hocam ile biz azmettik, konuşmasına çalışacağız.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Buyrun doktorum.
SUNUCU: Buyrun Cihat Bey, sizden dinleyelim.
CİHAT GÜNDOĞDU: Şimdi insanın vücudundaki hücreler, biliyorsunuz 100 trilyon kadar hücre var. Bunların gelişimi esnasında bazı hücreler izliyoruz, intihar ediyorlar. Normal çoğalıp, bölünerek çoğalırlarken bazı hücrelerin intihar ettiği görülüyor. Apoptosis denen bir olay bu. Daha anne karnındayken özellikle bebeklerde, bebek gelişimi sırasında ilk rastlanıyor. Mesela bebeklerin parmaklarının arası perde şeklinde kapalı aslında. Ben size onu...
SUNUCU: Doğum anında mı?
CİHAT GÜNDOĞDU: Doğum, Bebeğin anne karnında....
SUNUCU: Anne karnındayken özür diliyorum tamam.
CİHAT GÜNDOĞDU: Gelişmesi esnasında. Şimdi biz, onu göstereyim ben ilgili videosunu da.
ADNAN OKTAR: Yok sen anlat. İnsanlar zaten şey olur. Sen anlat sonra göstertirsin.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: Daha sonra aralarda perde gibi olan doku, yine hücrelerden oluşuyor biliyorsunuz. Ordaki hücreler kendilerini imha etmeye başlıyorlar. Normal parmak dokusu yine normal kalırken parmağın hareketleri için aradaki perde dokusunu oluşturan hücrelerin intihar ettiğini, yok, kendilerini yok ettiklerini görüyoruz.
SUNUCU: Bir anlamda kendilerini feda ediyorlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Feda ediyorlar.
SUNUCU: O parmakların açılabilmesi için, değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet. Bu çok özel bir mekanizmayla gerçekleşen bir olay. Hiç bir şekilde tesadüflerle falan anlatılamayacak birşey. Ve çok bilinçli, çok kesin şuurlu bir hareket. Bunun gerçekleşmesi için T- lenfositleri devreye giriyor ve o hücrelerin orada bulunmaması gerektiğine karar veriyorlar. Bakın, hücreye, o hücrelere sinyal gönderiyorlar.hücre kendini imha etme mekanizmaları devreye girsin diye.
SUNUCU: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bir de bakıyorsunuz o hücrelerin yüzeyinde o T hücresinin kendilerine göndereceği sinyali bekleyen özel alıcılar konmuş. Yani çanak antenler gibi o sinyali bekler gibi çanak antenler o yayını bekliyorlar. Ama başka hiç bir yayın ona hiçbir şekilde etki edemez bakın.
SUNUCU: Ve öyle bir şey...
CİHAT GÜNDOĞDU: O sinyali alır almaz...
SUNUCU: ..alınca hepsi
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
SUNUCU: Aynı düzende kendilerini imha ediyorlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hücrenin içindeki mekanizmalar, bu özel intihar etme düzeneği harekete geçiyor. 7 ayrı basamaktan oluşan bir mekanizma bu. Mitokondrinin içinde sitokrom-C denen bir protein var. Bu sitokrom-C denen bir protein başka zincirleme başka proteinlere de etki ederek proteinleri harekete geçirerek sonunda kaspaz denen, kaspaz-9 denen bir protieni aktif hale getiriyor. Bu proteinde bakın ne yapıyor biliyor musuz? Hücrenin içindeki hayatiyeti sağlayan, canlı canlılığa sebep olan proteinleri birbir kesmeye başlıyor ortadan. Ve DNA’ya geliyor sıra, DNA’yı da kesmeye başlıyor. Bu mekanizma normalde, bu kesme olayı, mekanizması normalde çalışmayan bir mekanizma. Ama bakın...
SUNUCU: O sinyalle birlikte devreye giriyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: O T-lenfositinin emriyle beraber, orada bulunmaması gerektiğine karar veriyor T-lenfositi ve bu şekilde o hücre içindeki bu imha mekanizmasını devreye sokuyor ve kendini imha etmeye, öldürmeye başlıyor.
SUNUCU: Onu da muntazam bir düzen içinde yapıyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
SUNUCU: Çok ilginç.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bu kanser olduğu tespit edilen hücrelerde de T-lenfositinin bu şekilde emriyle başlıyor ya da başka olmaması gereken bir yerde bir hücre bulunuyorsa yine aynı şekilde T-lenfositinin emriyle bu harekete geçiyor ve hiçbir şekilde tesadüflerle açıklanamayacak birşey.
SUNUCU: Tabi doğru.
ADNAN OKTAR: Bakın şöyle düşünelim. Yani mesela bir heykeltıraş. Plastikten veyahut kilden heykel yapıyor. Ama önce bir bütün olarak bir el yapıyor, kocaman bir el yapıyor. Sonra dikkatlice onun ara parmaklarını yontup temizliyor, değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Ve onu heykel gibi çıkarıyor. Hücreler eli heykel gibi çıkarıyor. Bir blok yapıdan oyarak el yapıyorlar.
SUNUCU: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Evet.
SUNUCU: Evet.
ADNAN OKTAR: Yani onu söküp temizliyor teker teker incelikle, titizlikle mesela o aralarda parmak izi aralarına kadar girerek bakın, bakın parmak izi aralarına kadar, şuradaki izlere varıncaya kadar ince ince detay detay temizliyor. Tamamen temizlik bittikten sonra görev duruyor ve parmaklar ortaya çıkıyor. Bu kemik kırıklarında da oluyor değil mi öyle birşeyler?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.
ADNAN OKTAR: Neydi, nasıldı o?
CİHAT GÜNDOĞDU: Orada da, orada da osteoblastlar var. Kemiği şekillendiren hücreler bunlar. Kemik, bildiğimiz kemik canlıdır aslında. İçinde hücrelerin içinde kalsiyum birikmesi sonucu sertliğini kazanır kemik. Osteoblastlardır kemiği şekillendiren, kemiğin şeklini oluşturan, büyüyerek çoğalarak oluşturandır, osteoblastlar. Daha sonra osteoklastlar gelir ve kemiğin son şeklini vermek üzere fazlalıklarını yemeğe başlarlar.
SUNUCU: Aa, çok ilginç.
CİHAT GÜNDOĞDU: Mesela öyle bir yeme ki bu herhangi bir pürüz varsa bu daha çok böyle kemik kırıldıktan sonra iyileşme esnasında fazla oluşan bir doku vardır, orada net olarak izleriz. O fazla oluşmuş dokuyu osteoblastlar gelip yavaş yavaş yemeğe başlarlar ve son pürüzsüz şekil oluşuncaya dek bu devam eder.
SUNUCU: Çok ilginç.
ADNAN OKTAR: Mesela kemik kırıklarında kemik kopuyor. İki taraftan kopuyor, mesafe oluyor. İki taraftan ilerlemeye başlıyor kemik. İlerliyor, ilerliyor birbirine yapışıyorlar. Yapıştıktan sonra biçimsiz şekilde, bir kalınlık da meydana getiriyor. Yani tam oturuyor. Bakıyor hücreler beğenmiyorlar. Kemik böyle değildi diyorlar. Bunu bir şekle şemale sokalım diyorlar. Böyle sıvacı ustası gibi, duvar ustası gibi, güzel böyle, jilet gibi onu bir düzgün düzeltiyorlar. O bütün fazlalıkları alıyorlar. Yavaş, yavaş, yavaş düzeltiyorlar. Kemik kalıp gibi çıkıyor ortaya. Sırf bunlardan bir tanesi bile insanın iman etmesi için yeterlidir. Ya eğer şuursuz olarak ise o kemiği koparır o zaten yiye yiye, inerek koparır atar. Nerede duracağını ve düzgünlüğün oluştuğunu nereden biliyorsun sen? Yani kemiğin jilet gibi böyle dümdüz hale geldiğini sen elinde bir ölçün yok. Onu ölçecek bir cetvel falan herhangi bir alet edevat da yok. Tam seviye tutturduğunda duruyor. Ondan sonra ilerlemiyor. Mesela, kaşta kirpikte de öyle. Mesela kirpik ilerliyor, uzuyor. Belli bir noktaya geldikten sonra duruyor. Yani istese uzardı da uzar. Yani artık böyle bir metre falan gider. Gitmiyor mesela kaş da öyle. Ama mesela saç uzuyor. Evet saç uzuyor. Zaman zaman kesilebiliyor. Allah onu süs olsun diye kadınları da erkekleri de o şekilde yaratmış. Her bir tüy bile tek tek mucizedir. Yani o kadar onun o kadar düzgün uzaması, kusursuz uzaması. Mesela kaşta da, Cenab-ı Allah kaşta da uzamaya müsade etmiyor.
SUNUCU: Evet.
OKTAR BABUNA: Kopunca uzuyor, duruyor orada ama.
SUNUCU: Kirpik de kaş da değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet, evet. Kirpikte müsade etmiyor Cenab-ı Allah. O belirli bir açı ve belirli bir güzellikte duruyor. Ama mesela sakalda olsun, mesela bıyıkta olsun Cenab-ı Allah onun uzamasına imkan tanıyacak gibi yaratmış. Çünkü onun bir mahsuru yok. O istediği gibi şekillendirebiliyor onu. Ama bunun, vücut sisteminin tamamında bu harika yapı var. Mesela tırnaklar yanlara doğru gelişmiyor. Sadece öne doğru gelişiyor. Ya sen nerden biliyorsun öne doğru gitmesi gerektiğini, yani tırnak dibi var. Burdan da geriye doğru olması lazım, içeri doğru ilerler. Sağa sola her tarafa gidebilir. Gitmiyor. Sadece ön tarafa doğru gidiyor, o kadar. Tabi.
SUNUCU: Ve tüm bunlar olurken bizim hiç müdahalemiz yok.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Hiç biz çoğu şeyin farkında değiliz.
ADNAN OKTAR: Hayır aşağı yukarı da kalınlaşabilir. Mesela belirli bir incelikte, belirli bir kibarlıkta kalıyor tırnak. Mesela yukarıya doğru da gidebilir, gittikçe kalınlaşır. Değil mi? Kat, kat, kat öyle nasırlaşabilir, yükselebilir. Böyle de olmuyor. Tam ayarında. Bütün vücutta böyle akıllı bir sistem var, tamamında. Moleküller akıllı, hücreler akıllı. Kromozomlar akıllı. Ama yani dünyadaki bütün profesörler biraraya gelse bir kromozomun aklını gösteremiyorlar. Yani yapamazlar. Hatta o robot moleküllerin gösterttiği aklı ve kaliteyi ve gücü dünyanın bütün insanları biraraya gelse göstertemezler. Yani hepsinin aklını biraraya getirsen, toplasan bir robot molekülün aklı kadar olmuyor. Yani o kromozomların bölünmesi esnasında gösterttikleri harikalar, o mesela birbirinden ayırmada gösterttiği güç. Ayırma vaktini nereden biliyorsun? Değil mi? Ortadan ayırmayı nereden biliyorsun? İki tarafın birleşmesini engellemek için ona asılman gerektiğini nereden biliyorsun? Ve ne kadar asılacağın kanaatindesin? Mesela isterse çekip söküp yırtabilir. Veyahut hafif gücü yetmez yine yapıştırtabilir. Veyahut flu ortada bırakabilir. Tam ayarında yapıyor. Mesela öbür taraftan bilgiyi adam alıp getiriyor. Neyin yapılacağına ait bilgi geliyor. O imalat imal edileni alıp ilgili yere götürüyor. Simsiyah karanlığın içerisinde. Ve akılalmaz bir süratla bunu yapıyorlar. İnsana siz bu imkanı verseniz yapabilir mi? Şaşırır kalır. Alet edevat da versen öyle apışıp kalır, bakar yani. Hiçbir şey yapamaz.
OKTAR BABUNA: Evet yapamaz, inşaAllah.
SUNUCU: Daha bilmediğimiz kimbilir ne mucizeler var, bilimin geldiği noktada sizlerin de sayesinde bunları öğreniyoruz Kim bilir daha ne mucizeler var?
ADNAN OKTAR: Mesela bir hipofiz bezi yahut epifiz ya da ona benzer, bunların salgıladıkları hormonlar akılalmaz harika olaylar yapıyorlar. Yani vücudun sistemine olağanüstü etki ediyor. Bambaşka şeyler meydana getiriyor. Mesela östrojen ayrı bir etki yapıyor, testesteron ayrı bir etki yapıyor. Şekilden şekle sokuyor. Nerden biliyorsun nerde ne yapacağını? Mesela östrojen nerde etki yapacağını biliyor. Testesteron tek tek vücudun nerelerine etki yapacağını biliyor. Mesela kulakta etki yapmıyor. Değil mi? Veyahut mesela büyüme hormonu hangi yıllar arasında vazife yapacağını biliyor. Vazifesi bitti mi emekli oluyor, oturuyor evinde. Yapmıyor daha birşey. Yani hangi yıla kadar görev yapacağını biliyor. Ve o yıl geldi mi, mümkün değil bir daha dinletemezsin sözünü. Yapmıyor bir daha. Ve bütün kemiklere aynı oranda ve bütün vücut hücrelerine aynı oranda bilgi veriyor. Mesela boyun uzar da sıf boynu uzar onun vücudu küçük kalabilir. Böyle olmuyor. Böyle olmuyor değil mi? Zürafa gibi boynu uzayabilir. Hiçbir şey engel olmuyor.
SUNUCU: Muntazam bir ölçüde uzuyor evet.
ADNAN OKTAR: Evet. Çünkü bu büyüme hormonu gelir oraya büyütür. Yapmıyor, tam onun oranını yapıyor. Mesela ağza, buruna, kaşa, göze hepsine muntazam oranlı etki yapıyor ve düzgün ve biçimli bir şekil veriyor. Patolojiye müsade etmiyor. Bütün hücreler buna çok dikkat eder. Estetiği çok iyi bilir hücreler. Estetik uzmanıdır onlar. Yani bu robot moleküllerle, estetikte, disiplinde, kusursuz çalışmada, matematik hizmette mükemmel bir akla sahiptirler. Yani asla kusur göstertmiyorlar. Kardeşim bütün bunları sen tesadüf ile açıklıyorsun. Biz sana ne diyelim, nasıl bir açıklama yapalım? Değil mi?
SUNUCU: Evet veya şurdaki fotoğrafla. Yani...
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Mümkün değil.
ADNAN OKTAR: Bilim geliştikçe insanların imanı daha artacaktır. Bilimle orantılı olarak gelişiyor. Yani bilim olmasaydı biz ne darwinizmi bunlara anlatabilirdik, ne hücrenin yapısını, ne genetikteki gelişmeleri, ne kromozomun yapısını, ne hormonların insanlara etkisini. Yani dikkat edersen bütün anlattıklarımız bilime dayanıyor ve bilimden kaynaklanan deliller. Kuran ve Kuran’ın bilimle açıklaması. Onlar da ısrarla, buyrun.
SUNUCU: Zaten, yok sözünüzü kesmeyeyim. Zaten bilimin bu kadar gelişmediği için maymunlara ait kafataslarını senelerce insanların kafatası bizim eskiden böyleydik diye yutturmadılar mı? Elli yıllık, Oktar Bey ifade etmişti bir müzede durduğunu. Bilim sayesinde tabi araştırılarak ortaya çıkıyor ama tabi zamanında insanlara ya bunlar bilinçli olarak gösterilmemiş veyahutta ellerindeki imkanlar kısıtlıydı, öğrenemediler.
ADNAN OKTAR: Darwinizm gelişmiş yalan söyleme birimidir. Dinidir yani. En kapsamlı yalan söylemenin uygulandığı bir bilim dalıdır. Çeşitli bilim dalları vardır. Felsefenin içinde yalan söyleme bilimi olarak anlatılabilir darwinizm yani. En kapsamlı yalan söyleme bilimi olarak. Yani yalan propaganda, yalanbelge ve her türlü yalan için bir uygulama alanıdır. Bu yönde bilim içerisinde bir yeri olabilir. Felsefe içerisinde, fabulasyon, yani atmak, böyle yalan söyleme. Tıpta değerlendirilebilir. Var değil mi öyle bir bölüm?
OKTAR BABUNA: Var evet.
ADNAN OKTAR: Fabulasyon, adam sürekli yalan söylüyor. Evet tıpta, o dalda değerlendirilebilir. Başka onun bir özelliği yok. Sağa dönüyorsun yalan, sola dönüyorsun yalan. Yeni bulundu diye ortaya çıktılar. Çok eski bir buluntu. Üstelik aynısı yaşıyor.
OKTAR BABUNA: Evet. Hiç alakası yok.
ADNAN OKTAR: Tabi alakası yok ve çok mükemmel hayvan buldukları da yani. Kusursuz yani simetrik yapısı düzgünlüğü her yönden mükemmel ara fosil özelliği hiçbir şekilde taşımıyor. Ama eskiden olsa bu yalanı böyle salata ile karıştırıp insanlara sunuyorlardı, insanların bir çoğuda bundan etkileniyordu. Ama şu an anında yakalanıyorlar. Bakın zaten Kanal D diyor; bu haber de Adnan hocayı kızdıracak diyor yahut ona benzer birşey diyor. Kimin onu havada yakalayacağını biliyorlar. Yani dünyanın neresinde olursa olsun, anında havada avlanacağını biliyorlar demek ki. Zaten inansa onun insanlar tarafından kabul edileceğini, böyle birşey demez. Bakın nitekim korktukları da başlarına geliyor. Anında karşılığını verdik. Ve bu hep böyle olacaktır. Ne zaman doğru olmayan bir haber çıkarsa mutlaka doğrusunu söyleriz. Allah’ın izniyle. Yani bu hiç değişmez benim arkadaşlarım da, benim çevrem de, milyonlarca Harun Yahya, bu yeteneğe sahiptir.
OKTAR BABUNA: Birkaç tane basından fotoğraf var sahtekarlıkla ilgili, göstereyim mi onları?
ADNAN OKTAR: Yalan söylemeyle ilgili diyelim.
OKTAR BABUNA: Yalan söylemeyle ilgili.
ADNAN OKTAR: Evet buyur.
OKTAR BABUNA: Bu, bakın işte gazetelerde böyle haberler çıkıyor şimdi seyircilerimiz de görsün.
SUNUCU: Görebiliyorlar mı izleyicilerimiz bir bakalım.
OKTAR BABUNA: Mesela böyle bir resim çizmişler diyor ki: “üç milyon önce böyleydi” diyor. Bir resim çizmişler beline kadar sonra bakın bir takım kafalar çizmişler güya hani, poz vermiş gibi. Yazının üzerinde de “dört milyon yıllık değişim” diyor. Bir dikkatli okuyorsunuz yazının altını bakın diyor ki burda okuyayım size: “atalarınız da aynı sizin gibi birbirine benzemiyordu yazmış, atalarımızın tıpatıp birbirine benzemediği gerçeğinden yola çıkan yontu ustası Wolfgang Schnaubelt bilgisayardan çıkan patronlar üzerinde çalışırken hayal gücünü bir hayli çalıştırmak durumunda kaldığını söylüyor. Yazının içinde söylüyor.
SUNUCU: Evet hayal gücünü bir hayli çalıştırmak durumunda kaldığını..
OKTAR BABUNA: Yani tamamen hayale dayalı, hiç alakası olmayan. Bakın diyor ki: “insanın atası.” Bilim adamlarına göre bu baklıktan insan oluştu. Atmanın sınırı yok.
SUNUCU: Eder tutar yanı yok.
OKTAR BABUNA: Devam ediyor. Bakın en büyük gazetelerde çıkan haberler bunlar: “evrim teorisinde gelişme. İnsanoğlunun atası 70 milyon önce yaşamış olan bir türlü tarla faresi.” Balıktan tarla faresine geçti. Şimdi devam ediyor diyor ki hoppp “atalarımız beyinsiz çıktı,” devam ediyor, “atalarımız mikrop” bu sefer. Bakın en büyük gazetelerde çıkan haberler bunlar.
ADNAN OKTAR: Evet Hürriyet’te bu, “atalarımız mikrop” diyor.
OKTAR BABUNA: Yoksa hepimiz Marslı mıyız bu sefer de. Sonra Dawkins’in hayali çizimleri, uzaylılara mı benzeyeceğiz falan. Yani böyle şeylerle..
SUNUCU: Değişik değişik birbiri ile tutarsız ifadeler ve hiçbir dayanağı olmayan, kanıta dayanmayan ifadeler.Ara fosil konusunu izleyicilerimize biraz açmanızı istiyorum. Bir buluntunun ara fosil özelliği taşıyabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekir. Onu da bir belirtelim insanlarımıza yanlış bilgilendirme olmasın.
ADNAN OKTAR: Evet. Mesela bir insan elini alalım. Tırnağı, bir tane tırnağı yukarıya doğru gelişir, parmağın biri bu tarafa doğru bükülür, bir parmağın ortasından kulak çıkar, insan kulağı çıkar.
SUNUCU: Bir mutasyon görülür.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Mutasyon özellikleri taşıması gerekir.
ADNAN OKTAR: Karman çorman ve böyle simetrik olmayan, görünüşü garip olan ve genellikle de öldürücü olan yani bozucu olan bir yapı oluyor. Mutasyonlar bunu yapar. Yani insanı garip şekile, mesela beynini ikiye böler, beynini uzatır kenara çeker ve bunlar mutlaka ölüyor, böyle varlıklar zaten. Ama yaşasa da o zaman fosilinin kalması gerekir. Fosiller yani böyle canlılar olması gerekir. Bakıyoruz tek bir tane yok. Yani mutlaka simetrik ve düzgün. Çünkü mutasyon oldu mu bir tarafta varsa öbür tarafta da oldu diyor, anlamına geliyor bu. Bu o zaman yani, insaf artık yani. Mesela gözünde bir insanın mutasyon oldu diyor, mesela birden bir göz oluştu diyor. Bu mutasyoın öyle bir güç ki bir tane de öbür tarafta yapıyorlar aynı anda.
SUNUCU: Bir tane öbür tarafa oluşturuyor ve aynı hizada
ADNAN OKTAR: Aynı kalitede. Aynı düzgünlükte, gözyaşı bezi de yapıyor. Mercek de yapıyor, beyne götürülecek siniri yapıyor, elektrik akımı sistemi kuruyor, gözün temizliğini sağlayacak kanalları meydana getiriyor, göz kapağını meydana getiriyor. Gözün içindeki katmanları meydana getiriyor, beyne götürülen sinirin mükemmelliğini yapıyor, beyne siniri getiriyor bir de beyinde o görüntüyü görecek ruh yaratıyor. Ruh yaratıyor ki asıl göz odur zaten. Çünkü insan gözü sadece bir alet. Bütün gözler amadır, daha önce söylemiştim.Ve bunu yaparken de bir gözü yaptı ya, bu mutasyon nasıl bir akılsa bir tane de karşı paralelini yapıyor.
SUNUCU: Aynı şekilde kulaklar falan...
ADNAN OKTAR: Tabi aynı şekilde kulaklarda.
SUNUCU: El, ayak.
ADNAN OKTAR: Mesela burun da, el de. Onların dediğine göre mesela bir el bambaşka bir varlığa dönüşmesi lazım, bir elin bambaşka varlığa dönüşmesi lazım. Mutasyon iddiasına göre. Bir ayak bambaşka olacak, bir ayak bambaşka olması lazım, ki ayaklar olur o zaman zaten, kollar, ayaklar, kulaklar. Gözler; mesela patolojik gözler, mesela biri alnında, biri yanağında gözler, biri sırtında gözler. Mesela ayağının altında kulak olması lazım. Farz edelim. Mesela kolu ensesinde olması lazım. Yani çok çok acayip varlıklar meydana gelmesi lazım. Bunları biz hiç görmüyoruz. Hiç yok. Olan bir varlık da yani mutasyon sonucu olan falan, genellikle hep ölüyorlar. Yaşayan hiçbir işe yaramıyor zaten. Yani devam edemez, yaşantısına devam edemez. Çok nadir oluyor mesela var ya hayvanlarda oluyor. İnek mesela 6 ayaklı inek oluyor.
SUNUCU: Haberlerde de seyrediyoruz evet ama yaşamıyorlar.
ADNAN OKTAR: Yaşamıyor evet yaşasa da bir işe yaramıyor ve neslini devam ettirmiyor o Yani öyle bir nesil devam etmiyor.
SUNUCU: Bir de evrime hani geçmişten geleceğe gelişerek gösteriyorsanız eğer işte şimdi bu ele ait bir buluntuyu aynısını çıkartıyorsanız buna evrim diyemezsiniz eğer bu gelişmişse bundan birkaç parmağın çıkması bunun büyümesi veya başka bir şekil alması değil mi düz mantık olarak.
ADNAN OKTAR: Tabi her yerinin bozulması gerekiyor. Hepsinin bir anormallik olması gerekiyor. Ve buna ait de buluntu kalıntı olması lazım. Kardeşim, neredeyse şuan 300 milyona yaklaşıyor, tamamı yaratılışı ispat ediyor. Bakın 300 milyon fosil bir koysanız şimdi buraya 300 milyon fosil dağları taşları doldurur. İnşaAllah. Hepsi bunu gösteriyor, yerin altına bakıyoruz hepsi bunu gösteriyor. Normalde olabilirdi de aslında. Mutasyona uğramış varlıklar da bulunabilirdi, hiç yok. Hiç yok, hep mükemmel varlıklar. Yok işte, evrim yok, bu onu gösteriyor.
SUNUCU: İnsanlar haricinde zaman zaman programlarımızda hayvanlara ait fosilleri de burada birlikte inceliyoruz, bilgilendiriyoruz insanları. Hakikaten o sivrisinekler, arılar, karıncalar o kadar muhteşem bir sisteme sahipler ki ve yaratılışlarından itibaren bu sistemi kullanıyor olmaları, insanların onların kullandığı sistemi ancak bu çağda algılayıp örnek alıyor olması bile bu mükemmelliğin, bu yaratılışın bir örneği diye düşünüyorum.
ADNAN OKTAR: Geçenlerde İngiltere ile röportaj yapıyordum. İngiltere değil, Amerika’yla, Amerika’yla herhalde olması lazım. Amerika’yla yapıyorduk. Röportajda iç organlar, iç organlarda diyor evrim oldu ama fosillerde iç organlar görünmediği için diyor; bakın kıvırmanın şekline bakın yani, o yüzden biz bunu tespit edemiyoruz dedi. Kardeşim, dedim. Amberlere ne diyeceksin? Orada küt diye kaldı. Amberlerde çünkü iç organları kalıyor hayvanın, böceklerin. 100 milyon yıllık karınca var olduğu gibi. Kalıp gibi kalmış. Arılar, böcekler. Haddi hesabı yok amber, yani çok çok fazla. Hatta memeli tüyü amber içinde kalmış. Onu o mesela çok büyük bir delil oldu onlara. Yani çok vurucu bir delil oldu, amber içinde kalmış. Hiçbir değişikliğe uğramamış yani çünkü tüylerinin de evrim geçirdiğini falan söylüyorlardı. 100 milyon yıllık, 150 milyon yıllık amber içinde tüy bulundu. Ona da bir şey söyleyemediler.
OKTAR BABUNA: Evet.
SUNUCU: Ruh konusuna peki nasıl bir açıklama getiriyorlar. Hadi farazi diyelim ki vücut bir şekilde oldu. Olmadı da, hadi kabul ettik diyelim. Ruha nasıl, ruhun oluşumuna, ruhun bedene girişine nasıl bir açıklama getiriyorlar? Onu da bir merak ettim.
ADNAN OKTAR: Evet. Şimdi dışarıda bir kere ses yok. Sadece titreşim var, ses sadece insan için var, insan duyuyor yani ruh, ruh duyuyor. Müzik denilen şeyi biz biliyoruz. Dışarıda müzik yok. Dışarıda ışık da yok renk de yok. Onu da beyin, ruh görüyor. Bu aslında ahir zamandaki en büyük olay. Yani bu konu, ruhun varlığı ve bu olay. Anlattığım olay fakat ben şimdi bu konuları bunların kafasından temizlemeden bu konuya girmek istemiyorum. Yoksa ben dedim, bunları delirteceğim daha. Yani alenen delirteceğim onları.Yani tabiri caizse doğruyu tam net görmelerini, beyinlerine tam oturmasını sağlayacağım. Ama önce ben bunu bir temizlemek istiyorum inşaAllah. Yoksa ben bu konuda anlatacaklarımla onlar hop oturup, hop kalkarlar. Yani çok büyük bir olay, dünyadaki şu an en büyük olaylardan birisi bu.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU: Ve sizinle ortak bir platformda tartışmaya böyle bir şeyleri var mı acaba niyetleri?
ADNAN OKTAR: Yani en çekindikleri konu olabilir.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Fellik fellik kaçıyorlar.
ADNAN OKTAR: Dawkins de geçenlerde yine açıklama yapmış. Sormuşlar ona. Kesinlikle kaçıyor.Çocuk gibi. Liseli öğrencilerle konuşuyor, Hıristiyanlarla konuşuyor, rahiplerle, hahamlarla konuşuyor.Yani biyoloji bilen, bilmeyen herkesle konuşuyor.Bir tek onunla konuşmam diyor. Biyoloji eğitimi almadı diyor. Kardeşim konuştuğun yüzlerce adam biyoloji eğitimi almış mı senin?Daha lise öğrencisi bunlar, biyoloji öğretimi, biyolojinin daha yeni b’sini öğreniyorlar. Onlarla niye tartışıyorsun. Rahipler ne bilir biyolojiyi. Adam sadece dini eğitim almış. Onlarla niye tartışıyorsun?Demek ki fikren senin kafanı tam anlamıyla bükecek tiplerle görüşmüyorsun. Tabi, inşaAllah.
SUNUCU: Evet süreye dair, nedir arkadaşlar süremiz? 15 dakikamız var.
OKTAR BABUNA: 5 dakika
SUNUCU: Evet en merak edilen konulardan iman hakikatleri üzerine konuştuk ama. Mesih, Hz. Mesih dönemine ilişkin çok büyük bir merak var hakikaten insanlarımızda ve bu yönde çok fazla soru geliyor. Siz zaman zaman programlarımızda da belirtiyorsunuz ama…
ADNAN OKTAR: Yok yok sen konuş ben dinliyorum. Evet.
SUNUCU: Sizden daha detaylı bilgi istiyorlar. Hz. Mehdi’nin ve Hz. Mesih’in zuhur yerlerine ilişkin, o döneme ilişkin daha detaylı bilgi istiyorlar.
ADNAN OKTAR: Sen abartılı şekilde sevimli bir şeysin sen.
SUNUCU: Teşekkür ederim.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
SUNUCU: Teşekkür ederim, sağolun.
ADNAN OKTAR: Aç bir sayfa ver bakayım, inşaAllah. Tamam. Evet. Mehdi ile ilgili hadislerin mütevatir olduğuna yani hiç kimsenin reddedemeyeceğine dair kısmı açmışsın. Yani büyük, ünlü alimlerin hepsi Mehdi’nin geleceğini anlatıyor. Sen o zaman, bu bayağı uzun bir konuymuş. Ama ben açayım bir tane de.
SUNUCU: Ben çok uzun bir yeri açmışım galiba.
ADNAN OKTAR: Evet. Bismillah. “Deccal insanlara vesveseler vererek Hz. İsa ve Hz. Mehdi’nin tanınmasını engelleyecektir,” diyor. Senin sorduğun kısım. Oku, Oktar Bey.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şuradan itibaren oku.
OKTAR BABUNA: Başından itibaren mi?
ADNAN OKTAR: Evet.
OKTAR BABUNA: “Hadislerde bildirildiğine göre, Deccal'in hilelerinden biri de insanlara sinsice vesveseler vermesi, bu yolla onların akıllarını karıştırmasıdır. Deccal, insanların yersiz şüpheler duymalarını ve bu nedenle de Hz. İsa ve Hz. Mehdi geldiklerinde onlara uymakta tereddüte kapılmalarını sağlayacaktır. Oysa Hz. İsa, Rabbimiz'in Katında seçkin ve onurlu kılınmış mübarek bir peygamberdir. Güçlü Allah korkusu ve derin imanının nuruyla, görenlerin diğer insanlara kıyasla çok üstün bir şahısla karşı karşıya olduklarını anlayacakları kutlu bir peygamberdir. Samimiyetle bakanların onu tanımak konusunda kalplerinde Allah'ın izniyle hiçbir şüphe oluşmayacaktır. Hz. Mehdi ise, Allah'ın ahir zamanda insanların hidayetine vesile olmakla şereflendirdiği çok üstün ahlaklı ve mübarek bir kimse ve tüm insanlar için bir hidayet önderidir. Gördüklerini vicdanıyla değerlendiren her insan, Allah'ın dilemesiyle Hz. Mehdi'nin Rabbimiz'in özel olarak görevlendirdiği kutlu bir insan olduğunun farkına varacaktır. Buna rağmen derin imana sahip olmayan, Allah'tan gereği gibi korkmayan ya da münafıkane bir karakter taşıyan kimseler ise, Deccal'in ve taraftarlarının vereceği vesveselerin de etkisiyle, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'yi tanıyamayacak, bu mübarek insanların yanında yer almakta tereddüt edeceklerdir. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Deccal'in insanları vesvese ve şüpheye düşürerek kandıracağı şu şekilde haber verilmiştir: “Her kim Deccal'in çıktığını işitirse ondan uzaklaşsın. Allah'a yemin olsun ki kişi kendini mümin zannederek (yani kendine güven içerisinde) onun yanına gider ve Deccal'in şüphelendirmesiyle onu takip eder.” “Deccal'in çıktığını işittiğinizde ondan kaçınız. Çünkü bir adam onu reddetmek niyetiyle yanına gelir, fakat ona tabi olup kalır. Zira Deccal ile beraber kalpleri vesveselendiren çok şeyler vardır.” Peygamber Efendimiz (sav) Müslümanları Deccal'in özellikle bu yönüne karşı uyarmıştır. Deccal'in söz konusu özelliği, şeytanın sapkın karakteri ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Allah, şeytanın insanları vesvese ve kuruntularla aldatmaya çalıştığını Kuran'da şöyle haber vermiştir: “Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim...” (Nisa Suresi, 119). “(Şeytan) Onlara vaatler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor...” (Nisa Suresi, 120). Ayetin devamında ise Allah "... Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey vaat etmez." (Nisa Suresi, 120) şeklinde bildirerek şeytanın verdiği bu kuruntu ve vesveselerin yalnızca boş bir aldanıştan ibaret olduğunu bildirmiştir.’
ADNAN OKTAR: Tamam.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Evet. “Deccal, insanların kibir ve kıskançlık duygularını kullanarak Hz. İsa ve Hz. Mehdi'yi tanımalarına engel olacaktır.” diyor. Değil mi?Deccalin maddi çıkar sunarak kendisine taraftar toplaması, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin tanınmasını engelleyecektir.” Yani onlara mal sevgisini, dünya sevgisini aşılayacak inşaAllah. Evet bunları böyle atlayarak süratle anlatabiliriz, inşaAllah. Ne kadar vaktimiz var?
SUNUCU: Son 2 dakika içindeymişiz, ama.
ADNAN OKTAR: O zaman onu bitirelim. O zaman son bir şey konuşup kapatalım. Şimdi o konuyu anlatmayalım o zaman. 
OKTAR BABUNA: Tamam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Onu yarın, öbür gün anlatırız inşaAllah.Efendim şöyle diyelim.Hak mutlaka galip olacaktır inşaAllah.
OKTAR BABUNA: EvvelAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah nurunu tamamlayacaktır. Kuran ayetleri var. Cenab-ı Allah inşaAllah vaadini, inşaAllah ahir zamandaki vaadini de gerçekleştirecek inşaAllah. Cenab-ı Allah diyor ki Nahl Suresi 27’de “Sonra kıyamet günü Allah onları aşağılık kılacak.“ Küfredenlere, Müslümanlarla mücadele edenlere. “Ve diyecek ki: ‘Haklarında müminlere karşı düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?’ Kendilerine ilim verilenler dedi ki: ‘Bugün gerçekten aşağılanma ve kötülülük kafirlerin üzerinedir.” Müslümanlara zulmedenlere Allah bela vereceğini söylüyor. “Ki meleklerkendi nefislerinin zalimleri olarak canlarını aldıklarında ‘Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk’ diye teslim olurlar diyor Allah kafirler. “Hayır şüphesiz Allah sizin neler yaptığınızı bilendir. Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür” diyor Allah. “Allah’tan sakınanlara Rabbiniz ne indirdi dendiğinde hayır dediler.” Müminler sadece hayır bekler Allah’tan. “Bu dünyada güzel davranış bulanlara güzellik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir” diyor Allah.
OKTAR BABUNA: Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Ağzınıza sağlık. Çok teşekkür ederiz.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
SUNUCU: Yine birbirinden güzel, içimizi aydınlatan konularla bizleri bilgilendirdiniz. Çok teşekkür ederim efendim.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ediyorum. O kibar, saygılı, nezih üslubunuzdan dolayı da sizi tebrik ediyorum. Annenize, babanıza Allah güzellik, sağlık versin inşaAllah.
SUNUCU: Amin inşaAllah, cümlemize. Efendim maalesef bir programımızın daha sonuna geldik. Yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarım adına iyi akşamlar, mutlu yarınlar diliyorum. Hoşçakalınız.

03 Ekim 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN AZADLIQ QƏZETİ REPORTAJI (14 Sentyabr 2008) (Azerbaijani) 
ADNAN OKTAR'S MEETING WITH SANHEDRIN RABBIS (July 1, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO RFA (June 14, 2008) (English) 
ADNAN OKTAR TELLS: ''THE PROPHET JESUS (AS) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY HESHAM TILLAWI ON REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (Texas, USA) (December 19, 2009) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL JAZEERA TV (July 12, 2008) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO AL ANSAAR (DURBAN, SOUTH AFRICA) (September 14, 2009) (English) 
INTERVIEW CLIPS OF ADNAN OKTAR ON TURKISH-ISLAMIC UNION (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY HILAL TV (Istanbul - December 3, 2007) (English) 
INTERVIEW OF ADNAN OKTAR BY ABC TELEVISION (AUSTRALIA) (November 10, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN HALK QƏZETİ REPORTAJI (6 Oktyabr 2008) (Azerbaijani) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON TALK RADIO STATION (NORTH CAROLINA) (November 3, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ARY TV (PAKISTAN) (November 22, 2008) (Urdu) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY KONYA TV (February 28, 2008) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAM CHANNEL (June 21, 2008) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON MAC'S WORLD LIVE (November 6, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY VISION PLUS (ALBANIA) (April 11, 2008) (English) 
L'INTERVIEW D'ADNAN OKTAR AVEC THE WALL STREET JOURNAL (6 mars 2009) (Français) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY MOHAMMAD THOMPSON, VOICE OF ISLAM (NEW ZEALAND) (December 29, 2009) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL QURAN AL KAREEM RADIO OF AUSTRALIA (October 22, 2009) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN MERSİN TV RÖPORTAJI (5 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 52 (ORDU) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN SİVAS SİPAS TV RÖPORTAJI (2 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TRABZON TV RÖPORTAJI (4 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2010) ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 2 -
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (2. Bölüm) SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDAKİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ, EVLİLİK ANLAYIŞI (1. Bölüm)
SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (2. Bölüm) SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (3 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (11 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI - HÜLYA AVŞAR'IN 5 MART 2009 TARİHİNDEKİ RÖPORTAJINDA SORDUĞU SORULARIN BİR ÇOĞUNUN CEVABI BU RÖPORTAJDA MEVCUT (8 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN ADIYAMAN ASU, KRAL KARADENİZ VE EKİN TV RÖPORTAJI (4 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KADİR ÇELİK'E YAPTIĞI AÇIKLAMALAR (22 Ekim 2007)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 67 Z (ZONGULDAK)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (7 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (23 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN VOICE OF THE CAPE (GÜNEY AFRİKA) CANLI TELEFON RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (10 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (9 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN TASCA (TÜRK-ARAP BİLİM, KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ) RÖPORTAJI (21 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 -
ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)