|
ADNAN OKTAR: Fizik kanunlarının biraz hayali birşey olduğunu insanlar anlayacaklar. Yani var diyeceğiz ama hikayemsi var. Çünkü Allah’ın fizik kanunlarına hiç ihtiyacı yoktur. Yani sadece bizim birşeylere inanmamız için, mantık olsun diye fizik kanunları vardır. Onun için biz diyoruz yerçekimi vardır, işte helikopter de kalktığında rüzgarda helikopteri sürükler işte o da beraber döner diyoruz. Yani pratiğinde pek inandırıcı durmuyor bunlar. Yani işin pratiğine bakıldığında. Mesela ben beynimin içindeki görüntüyle konuşuyorum, karşımdasın sen diyorum 3 metre ilerimde. Bu doğru değil. Yemin dahi edebilirim, değil. Beynimin içindeki adam yani, eğer dersem 3 metre ileride yalan söylemiş olurum. Görüntüye göre 3 metre ileride. Filmin kalitesinden dolayı öyle görünüyor diyebiliriz. Mesela biz televizyonda film seyrediyoruz evler, arabalar arkada oluyor, insanlar önde oluyorlar. Tamam 100-150 metre kadar ileride ama filmin içerisinde hepsi aynı yüzeydeler. İnsanın kafasında da aynı yüzeyin üzerinde oluyor görüntü yani hiçbir değişiklik yoktur. Mesela ben sizi görüyorum şu an. Şu kadarcık yerde oluyor bu görüntü, şu kadar parmağımın ucu kadar yerde oluyor. Ama mesela boylu poslu bir genç kız olarak görünüyorsun. Yani büyük bir insan olarak görünüyorsun. Ama şu kadarcık yerde ben buna yakında baktığım için beynimde kocaman görünüyorsunuz. Yani normalde böyle birşey yok. Çok küçük görüntüyü, hani vardır ya bazen böyle Hacc’dan gelenler tespih getirirler de, eskiden çocukken bakardık, içinde Hacc’ın resmi görünürdü değil mi? Hem de kocaman görünürdü. Halbuki küçücük yerdedir, ufacık bir yerde, koskoca alem görünürdü. İnsanın beyninde de öyle işte. Yani koskocaman görünüyor. Mesela insana uzaktaki insan şu kadar görünüyor, yakındaki insan daha büyük görünüyor. Biraz daha yakın olan iyice büyük görünüyor. Halbuki hepsi birer fotoğraf karesi gibi beyinde. Mesela o küçücük görüntüyü büyük kabul ediyorsun sen. Kafandaki bilgiye göre onu öyle kabul ediyorsun, beynin içerisinde normalde şu kadarcık oluşuyor. Mesela bak kameraman arkadaşlar şu kadar görünüyorlar orada karşıda. Beynin içinde oluşma şekli fakat şu kadar. Yani normal şu kadar insan yani o kadar. Ve beynin içinde gerçekten o şekilde oluşuyor. Ama bize sorulduğunda biz diyoruz ki yok diyoruz mesela, dört metre ötede ve koskocaman insan diyoruz.
SUNUCU: Ve mesela çok ilginç her insanı da mesela farklı ebatlarında, farklı silüetlerinde görebiliyoruz, işte kimisi uzun boylu, kimisi kısa boylu, şişman, zayıf, o da çok ilginç bir durum.
ADNAN OKTAR: Tabi, mesela pırıl pırıl ışık var, dışarıda ışık yok. Fizikçiler diyor, bu olayın gerçekliğini diyor, büyük bir korkuyla farkına vardılar diyor, kitapta. Bakın büyük bir korkuyla diyor, farkına vardılar diyor. Onun için bunu insanlara da pek anlatmıyorlar.
SUNUCU: Peki ama bunu anlatmamalarındaki sakınca, neyi sakıncalı görüyorlar da anlatmıyorlar?
ADNAN OKTAR: Şimdi pavyonda eğlenen adama sen bunu söylersen, adam mahvolur yani orda eğlenecek hali kalır mı? Yani adam fabrikasının karşısına geçiyor, diyor ne muazzam tesisler yaptım ben diyor. Beyninin içerisinde şu kadarcık yerde onun bütün tesisi. Yani uçsuz bucaksız diyor fabrikalar diyor, yatım şurda diyor, Lamborghini de karşımda duruyor diyor. Hepsi karşımda diyor, şu kadarcık yerde oluşuyor hepsi. Bunu duymak istemiyorlar işte. Çünkü ciğerine oturuyor denir ya tabiriyle, bu acı gerçek olarak bunu görüyorlar. Ve bunu hiç duymak istemeyen pek çok insan var mesela akademide ben arkadaşlara bunu anlatırdım, akademideyken, solcular o zaman beni tehdit etmişlerdi, normalde çok hür bir ortam vardı, dediler aman sakın dediler bize de anlatma, kimseye de anlatma dediler. Yani bunu duyup materyalist olması bir insanın mümkün değildi çünkü. Ben direkt tepeden inme konuyu bitiriyordum. Darwinizme girmeye bile gerek yok işte bunu anlattın mı. Bunda adam felç oluyor zaten birşey yok. Mesela bizim bir arkadaş vardı akademide Hasib, ismi de aklımda, ismi söylemekte bir mahsur yok. Anlattım, anladı kıpkırmızı oldu böyle, iliklerine kadar kızardı. Bir daha da benle asla görüşmedi. Hemen kavradı ama, ve ondan sonra bunu unutmak ister insan ama unutamazlar. Nereye giderse gitsin, karşısına gelir. Yani bunu bir kere öğrenir, bir daha unutamaz. Ama unutmak için tabi kolaylıklar vardır, işte uğraşır biraz işte müzik dinler, etrafta gezinir. Şakalaşır falan unutur ama bu çok büyük bir gerçektir. 09 Ekim 2009
|