CİHAT GÜNDOĞDU: Bir bilgi sahibi hücre.
ADNAN OKTAR: Selam.
CİHAT GÜNDOĞDU: Aleykümselâm.
SUNUCU: Aleykümselâm.Hoşgeldiniz.
ADNAN OKTAR: Birdenbire sözünü kesmiş gibi oldum.
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Sizler de hoşgeldiniz.
SUNUCU: Hoşbulduk.
CİHAT GÜNDOĞDU: Savunma sistemini anlatıyorduk.
ADNAN OKTAR: Anlat anlat, çok güzel bir anlatım MaşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: O zaman biz hiçbir şekilde bu sisteme tesadüfen oldu diyemeyiz.Burada bir bilgi var,bir tecrübe var.O hücrelerin tecrübesi mi bu?Hayır,kesinlikle sonsuz bilgi sahibi Yüce Yaratıcı’nın Rabbimizin bilgisi ile özellikle oluşturulmuş bir sistem bu savunma sistemi.Bunu kabul etmek durumundayız.
SUNUCU: Efendim hoşgeldiniz,nasılsınız?
ADNAN OKTAR: Hoşbulduk efendim,iyiyim sizlernasılsınız?Sizler de hoşgeldiniz.Sizin aydın,güzel yüzünüzü gördük daha içimiz açıldı.Nurunuz aydınlatıyor burayı maşaAllah.
SUNUCU: Teşekkür ederiz.Sağolun.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam ilk defa susmuşsun gibi gözüküyor.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Evet,neler konuşalım bir şeyler konuşalım.
SUNUCU: Evet, size birçok sorumuz var.Özellikle biz doktor beylerle iman hakikatleri üzerinde sohbet ettik kısaca.
ADNAN OKTAR: Onlar ben yokken fırsattan istifade ediyorlar.Sözünüzü kestim özür dilerim buyurun.
SUNUCU: Estağfurullah olur mu öyle şey.Evet, sizin de huzur dolu sohbetinize,size bırakalım dilerseniz sorulardan başlayalım,dilerseniz sohbet edelim.
ADNAN OKTAR: Soru sorun bakayım ona göre ben bir şey yaparım.
SUNUCU: Tamam.Yurtdışından da izleyicilerimiz hakikaten bizi çok takip ediyorlar programlarımızı.Bu izleyicimiz de Berlin’den.Demişler ki,’Değerli Adnan Hocam,Cübbeli’nin bazı hadis-i şerifleri yanlış yorumlaması konusunda üstat Said Nursi ‘den bir cevap buldum.Şöyle buyuruyor ‘ Mecaz ilmin elinden cehlin eline düşerse hakikate inkılâp eder,hurafata kapı açılır.Yani benzetme ilmin elinden bilgisizliğin eline düşerse gerçeğe dönüşür hurafelere kapı açılır.(Mektubat s.364)
ADNAN OKTAR: Evet çok şahane bir izah maşaAllah.
Doktorum nasılsın?
CİHAT GÜNDOĞDU: Elhamdülillah çok iyiyim.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Sen de iyisin.
OKTAR BABUNA: Elhamdülillah çok iyiyimAllah razı olsun.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Hepinizi çok iyi gördüm maşaAllah.
“Mecaz ilmin elinden cehlin eline düşerse hakikate inkılâp eder” şahane bir izah yani teşbih olan bir konu benzetme olan bir konu bir cahilin eline düşerse onu hakikat gibi anlatmaya kalkar diyor. Hurafata kapı açılır ve tam bir hurafe meydana gelir diyor.(Mektubat s.364) Çok güzel maşaAllah.Kardeşimizi tebrik ediyorum Said Nursi’nin bu güzel eserinden çok güzel istifade ediyor demekki maşaAllah.
SUNUCU: Hocam,çok da güzel olmuş benzetmesi kesinlikle çok güzel olmuş.Cübbeli Ahmet Hoca’nın zaman zaman açıklamalarını da konuşuyoruz programımızda,değerlendiriyoruz hep birlikte.Hakikaten birbiriyle çelişen çok farklı açıklamalar yönlendiriyor.
ADNAN OKTAR: Evet,zaman zaman bu konuya değineceğim.Diyorlar ki,ne istiyorsun garibandan?Benim bir şey istediğim yok. Yani kötü bir duruma düşsün istemiyorum tabi ben de acıyorum ama tahribatı çok şiddetli.Yani tahribatını durdurmak için bu konuşmaları yapıyorum.Yoksa benim şahsıyla alıp veremediğim yok. Bana ne yani,ben acırım böyle bir insana,şefkat duyarım merhametle bakarım.Ama manevitahribatı çok şiddetli oluyor.Yani birçok insanın imansız olmasına vesile oluyor.Birçok insanın haberi olmuyor.O çok büyük hizmet yaptığı kanaatinde.Meydana getirdiği tahribattan haberi yok.Mesela o gün şahıslar yerlere yatıyor gülüyorlar,onları eğlendiriyorondan mesrur oluyor hoşuna gidiyor.Haberi yok yani ne konuma düştüğünden haberi yok.Birisi de çıkıp uyarmıyor.Sana bu sebepten gülüyorlar da demiyor.O da diyor ki,eve gelin daha da alasını yaparım diyor.Yani benim evime gelirseniz ben daha da sizi güldürürüm diyor sizin zannettiğiniz gibi değilim ben diyor.Bende daha neler var diyor.Yani farkında değil durumun.Mesela bu hurafe tarzı anlatımlarla ne kadar insanın imanını kaybettirdiğinden haberi yok.Tabi,yani pırasa gibi doğrarmış Aleviler olsaveya Mehdi gelse doğrar demesi.Caferileri Vahabileri doğrar demesi kitlede, toplumda nasıl bir tahribata sebep olacağını akledemiyor.Kardeşim İslam’da nerden çıkarıyorsun doğranmayı.Aleviler bizim canlarımız,değil mi ne kadar tehlikeli bir şey ve çok çok hatalı bir tavır. Bende bunu var gücümledüzeltmeye çalışıyorum yaptığı tahribatı.
Hz.Ali’nin lakapları neler biliyor musun?
OKTAR BABUNA: Esadullah
ADNAN OKTAR: Esadullah.Başka?Murtaza,seçilmiş; aliün murtaza.Başka?Haydar.Değil mi?Aslan demektir.Haydar,Ali Haydar inşaAllah.Çok yaygın olarak kullanılan bir isimdir.Çok heybetli bir isim.Şah-ıvelayet,velilerin şahı.Emrül müminin,müminlerin emiri inşaAllah.Başka?Kur’an –ı Natık,konuşan Kur’an maşaAllah.Hz.Ali’nin çoktur lakapları maşaAllah.Bunlar bir kısmı.
SUNUCU: Bu arada hemen şunu da sormak istiyorum.Öğrendiğim kadarı ile yurtdışı yayınlarınız çok faydalı geçiyormuş.Buna ilişkin neler söyleyeceksiniz.Oktar Hocam bizzat şahit.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.Bu sabah vardı.
ADNAN OKTAR: Sabah 6’da kimlerle konuştuk.Amerika’da büyük bir radyo ile.Ama şahane anlattım maşaAllah çok detaylı.Amerika’da büyükbir radyo,Amerika’nın her yerinde dinleniyor,dünyada da dinleniyor tüm dünyada dinleniyor.Ünlü bir sunucu sunuyordu,inşaAllah.Ben bütünbunları aktardım. Musevilere,Hıristiyanlarabakış açımızıonlarla olan şefkatimizi.İşte bu asıp kesme mantığınınMehdi döneminde ortadan kalkacağını,bu şiddet politikasının ortadan kalkacağını,dostluk ve kardeşliğin hâkim olacağını,damla kan akıtılmayacağını,değil mi,Mehdi’nin zuhurunu,Hz.İsa’nın nüzul edeceğini,kıyametin inşaAllah 2120 gibi kopmasının beklendiğini.Günlerce olsa konuşurum dedi spiker,konuşan tabi yaniçok hoşuna gitti.Bayağı heyecanlı dinlediler.
OKTAR BABUNA: Tam kanaatleri geldi maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. Yani Türk İslam Birliği’nin onlara getireceği güzel ortamın,sevgi ortamının detaylarını daha çok kavramış oldular.Dolayısıyla gereksiz bir korkunun yerini güven,huzur ve sevinç aldı.Değil mi,çünkü müjde veriyoruz biz inşaAllah.
SUNUCU: TabiinşaAllah.Onlar da bu zamana kadar hep yanlış yönlendirilmişler değil mi,yani bu konu hakkında tam olarak ne biliyorlarmış daha öncesinden kendilerine ne anlatılmış?
ADNAN OKTAR: İşte pırasa muhabbeti yani,pırasa mantığı;işte pırasa gibi doğranacaksınız,asılıp kesileceksiniz.Hıristiyanlar Deccal ordusudur,işte Museviler Deccal ordusudur diye bir inanç oluyor bazı kesimlerde,bazı kişilerde.Biz de bunları düzelttik,çünkü Hıristiyanlar Ehl-i Kitaptır.Allah’ın kulları,Kuran’da yeri var,açıklanıyor.Museviler Ehl-i kitap’tır.Onlar da Allah’ın kulu.Şefkatle bakarız,sevgiyle bakarız.Osmanlı Dönemi’nde biz İspanya’dan niçin alıp getirttirdik buraya?Değil mi,niçin böyle güvenliklerini sağladık,huzur içinde yaşamalarını sağladık?Allah’ın mazlum kulları,değil mi?Peygamber neslidir.3000 yıldan beri,3000 küsur yıldan beriHz.Musa’ya sadakat gösteriyorlar. Bu bir suç değil,bu bir güzellik.Ama gönlümüz ister ki inşaAllah Kuran’ın da nurunu görebilsinler,derinliğini görebilsinler.Kuran’ın şefkatini,güzelliğini daha çok kavrasınlar.Tevrat’ı tasdik eden bir Kitap olduğunu görsünler.İncil’i tasdik eden bir Kitap olduğunu görsünler.Onlar zannediyorlar ki,Tevrat’a ihanet edecekler,Kuran’a bağlı olurlarsa.Hâlbuki Kuran Tevrat’ı tasdik ediyor zaten.Ve Tevrat’ta değiştirilen,tahrif edilen yönleri düzeltiyor,düzenliyor.Ve onlara doğru hareketin,doğru tavrın ne olduğunu gösteriyor. Nitekim Musevilikte ahiret inancı geniş çaplı çıkarılmıştır.Ama Kuran’da mükemmel olarak ahiret inancı anlatılır.Çok detaylı olarak cennet,cehennem değil mi,bütün kapsamıyla anlatılır.Tevrat’ı açtığımızda biz cenneti,cehennemi isim olarak bulamayız.Çok zordur,yani biz araştırdık 10 yerde işari anlamda bulduk.Bazı yerlerde kapalı,bazı yerlerde daha açık daha net…Var ama çok kapalı.Müthiş bir çıkarım yapılmış,yani muazzam bir çıkartma yapılmış.Ki,kalanlardan çok açık bunu anlıyoruz,kalan kısımlardan.Bakın onları çıkartamamışlar herhalde çıkartmamışlar.Ama oradaki izahlardan ahiret inancı cennet ve cehennem çok sarih anlaşılıyor.İncil’de de bu teslis.Alenen belli değil mi Allah’ın tek olduğu?Musevilerin inandığı Allah da bir,Hıristiyanların inandığı Allah da bir,Müslümanların inandığı Allah da bir,hepimizinAllah’ı bir...E niye üstelersiniz?Durduk yere?Ve bakın Avrupa’da gençlik perişan duruma düştü.Yani Avrupa’daki dinsizliğin ana ne dedi bu teslis inancıdır.Çocuk inanamıyor çünkü yemek yiyor Hz.İsa,Allah’a dua ediyor,uyuyor değil mi,normal bir insan.Yani insana Allah denir mi?Hâşâ,Allah’ın kelimesidir.Cenab-ı Allah bunu belirtmiş.Zannediyorum oradan biraz kafaları karıştı.Allah’ın kelimesidir,Allah ona ruhundan üfürdü.Şimdi onlar düşününce,herhalde o zamanki cahillikleriyle bir kısım insanlar,Allah’ın ruhunu taşıdığına göre herhalde Allah dediler hâşâ.E ama bütün insanlar Allah’ın ruhunu taşıyor,değil mi?Allah’ın kelimesi olması onun bir vasfı.Mesela Hz.Musa’nın da birçok özellikleri vardır.Allah ona değil mi çalıdan hitap etmiştir.Hz.İbrahim’in birçok özelliği vardır ama hepsi peygamberdir; bunları anlattım,bu konuları izah ettim.Allahüalem bu yakın bir zamanda bu konular tamamen hallolacak gibi görünüyor,inşaAllah.
SUNUCU: Türk-İslam Birliğine yaklaşımları nasıl?Ben bir de o açıdan da merak ediyorum,çünkü birçok yabancı radyoyla konuşuyorsunuz,programlarınız oluyor,onlara bilgiler veriyorsunuz.Onların yaklaşımı nedir Türk-İslam Birliğine?
ADNAN OKTAR: Türk-İslam Birliğinden önce ürküyorlardı,sonra ben anlatınca çok rahatladılar.Bir kısım Evanjelikler ortalığı bulandırmaya çalıştılar,işte Türk-İslam Birliği Deccal ordusudur,işte bütün Hıristiyanları yok edecek,bir de bu birliğin ana özelliği ekonomik gücü olmasıdır.Kardeşim dedim,sizin anlattığınız masonluk.Önce barışçıl çıkacak diyor,sonra Deccal zulüm yapacaktır İncil’deki izahlara göre,yani barışçıl yaklaşıp sonra zulüm yapacaktır ve muazzam bir ekonomik güçle yani bütün dünyada etkili olacaktır.Bu tarifin en şiddetli açıklamasını biz masonlukta görüyoruz.Masonluk; barış,kardeşlik,dostluk iddiasıyla ortaya çıkmıştır ve bütün dünyaya hâkim olmuştur.Dünya hâkimiyeti sağladı mı masonluk?Sağladı,bir.Dünyadaki ekonomik gücün %90’ı masonların elinde mi değil mi?Elinde.Tamam işte,tam bak İncil’in izahları tam çıkmış demek ki.Demek ki masonlukmuş bu ve bütün dünyayı kana buladı mı,Darwinizm kanalıyla,değil mi materyalizm kanalıyla 350 milyon insanın kanını döktü mü?Bir milyarın üzerinde insanı da sakat bıraktı.Çocukları öksüz,yetim bıraktı ve dünyadan da sevgiyi,mutluluğu,sevinci alıp insanlara korkuyu,hüznü,endişeyi ve paniği verdi mi ve dünya şu an bunu yaşıyor mu?Yaşıyor.E demek ki Deccal çıkmış.E niye Müslümanları Deccal göstertmeye kalkıyorsunuz o zaman,değil mi?Müslümanlar bunun ilacı,çözümü.Şimdi onu anlattık,bunu da kavradılar yavaş yavaş.Evanjeliklerin gizli inancıydı bu, Irak’taki akan kanın sebebi buydu,Afganistan’da akan kanın sebebi buydu.Kimsenin haberi bile yok bunlardan.Ve bütün İslam âlemini yok etmeye hazırlanıyorlardı,Türkiye’yi de yok edeceklerdi.Türkiye’ye yönelik de işgal etmeyi düşünüyorlardı Türkiye’yi.Ama bu açıklamalar,bu izahlardan sonra adım adım,adım adım geri çekildiler,şu an tamamen yatıştılar.Yani çok az birkaç odakta direnme var,flu.Onlara da şu an kimse inanmıyor,değer vermiyorlar yani yazışmalar geliyor bana.Bu adam diyor gözünü kan bürümüş diyor,mesela kitapları sattırmak için yapıyor diyor.Birkaç Evanjelik var,hakikaten şu an kimse itibar etmiyor.Bu masonlukla ilgili açıklamam bomba etkisi yaptı,yani bütün teorilerini yerle bir etti.Çünkü masonluk gizli olduğu için Deccal de gizliydi,fark edilmiyordu.Deccaliyeti ben bütün kapsamıyla açıklayınca bir anda çöktüler.O zaman Müslümanların yakasından elleri düştü.Yoksa silahları,işte şu,bu teknik imkânları ellerinde olduğu için muazzam bir Müslüman kıyımına hazırlanıyorlardı,katliama.Niye mesela böyle bir hazırlık yapıyorsun dediğinde de “Deccal ordusu bunlar,biz de Allah’ın dediğini yapıyoruz” gibi bir üslupları vardı.Dikkat ederseniz George Bush o zamanlar diyordu “ben vahiyle hareket ediyorum,Allah bana vahyediyor” diyordu.İşte İncil’in izahlarını kastediyor,vahiyle hareket ediyorum,onun için İncil’in gereklerini yapıyorum gibisinden.Sonra baktılar ki Mehdi öyle bir zuhur içerisinde değil.Mehdi barışı,kardeşliği,sevgiyi getirecek.Mesih’le birleşecek,birlikte namaz kılacaklar değil mi,güçlerini birleştirecekler,birleşik bir mücadele içerisinde olacaklar.Ki etle tırnak gibidir yani Mehdi ile Hz.İsa Aleyhisselam,sürekli birlikte hareket edeceklerdir.Bütün küfrü ve deccaliyeti yeryüzünden kazıyacaklardır.Hepsi bu yüzyılda olacak,mesela Musevi hahamlarla da konuştum evet dediler,bu yüzyıl son hakikaten yani Hicri 1500,hain 2120 ile ilgili tespitimin doğru olduğunu söylediler bu Sanhedrin hahamları konuştuğumuzda evet diyorlar,o şekilde diyorlar,çünkü Tevrat’a göre de bu şekilde dediler.Hıristiyan inancına göre de bu böyle yani dünyanın sonu geldi.
SUNUCU: Sizin bu yöndeki açıklamalarınızı bakın Museviler,Hıristiyanlardan destek geliyor,“evet haklısınız,doğru söylüyorsunuz” diyorlar da peki neden bizde çok karşı çıkıyorlar bu açıklamalara?
ADNAN OKTAR: Bizde çok karşı çıkan yok.
SUNUCU: Şu birtakım işte başta Cübbeli Ahmet Hoca ve o görüşü savunan insanlar diyeyim o zaman,düzelteyim.
ADNAN OKTAR: Çok şöyle izafi bir şey,evet öyle diyelim.Benim bildiğim şu Fredy’nin kâbusu varki bu komünist derin devletin yani iddia edilen Ergenekon örgütünün hücre elemanıdır,hücre elemanıdır vakti geldiğinde ortaya çıkartılacak bir tiptir.Geçenlerde ben bir röportaj yapacaktım büyük bir televizyon kanalıyla.Bir tane PKK’lı fakat Müslüman görünen bir tip var,PKK’lı fakat Müslüman görünen çok bilmiş,bir onu çıkaralım dediler senin karşına,bir de bu Fredy’nin kâbusunu çıkaralım dediler.Şimdi bunlar anti mehdi’dir yani Mehdilik zıttı ve Darwinist,Darwinist-Materyalist.Böyle yağcı tabir edelim,yani böyle yalaka yani belirli mihraklara yaranmak için “aynı biz de sizin gibi düşünüyoruz” diyen takımından.Tabi ben böyle bir şeyi kabul etmedim.Çünkü bunlar bir de gevezeler de.Şimdi mesela bir saatlik bir program olacak,en az 45 dakikası yahut 50 dakikası bunların olur yani en az.Şimdi program sırasında bunların sözünü kesecek durum olmayacağı için tek yanlı propaganda yapmış olacaklar.Gerçi birkaç kelimeyle de halledebiliriz ama bunların anlattıklarının tek tek hepsine cevap verilmesi gerekir o anda.Böyle bir kurnazlık yaptılar,ben de kabul etmedim.Geçenlerde de işte o tombiği çağırdılar,o da araziye geçti şu an.O çok uyanık o,yani yenileceğini anlıyor yani böyle içgüdüsel bir bilgisi var.Mesela bak Fredy’nin kâbusuna karşı o çok iştahlı,yani böyle çok şey yani onunla konuşmaya karşı çok yatkın.Efendim özetle bizim olduğumuz yerde deccali bir tavır bundan sonra asla olmaz.Bir de benim düşüncemde yani Kuran ve sünnet düşüncesinde olan aydın gençlik o kadar fazla ki internette binlik,iki binlik,beş binlik büyük gruplar kurmuşlar ama ucu bucağı yok.Sırf Azerbaycan’da da öyle,okul duvarlarında böyle spreyle yazmışlar Harun Yahya falan o bizim internet sitelerini yazmışlar okul duvarlarına.Çok fazla Azeri genç var.Yani çok fazla siteler oluşturmuşlar,Kazakistan’da var,Türkistan’da var,Özbekistan’da var,her yerde var,Suriye’de,Mısır’da.Mısır’da da gençler böyle gruplar oluşturmuşlar,birlikte toplu resim çekmişler,göndermişler.Yani benim anlatmama dahi gerek kalmıyor.Çünkü çok muazzam bir bilgi yükledik internete,kitaplar kanalıyla da tabi onlar da bakın bir yılın içerisinde 80 milyon kitap indirdiler.80 milyon kitap sırf bu sene,yani sene bitmedi daha bakın,sene bitmedi daha 80 milyon.Ve geceli gündüzlü indirmeye devam ediyorlar.Hepsi bilgisayarlarına doldurmuşlar bu bilgileri.Biz seni nasıl durdururuz?Kardeşim sen beni yaksan ruhum seni gelir yine boğar,yani baş edemezsin benle sen -Allah’ın dilemesiyle inşaAllah.Ben her yerdeyim Allah’ın izniyle.Onun için bu sevdadan vazgeçecekler,yani bu batıl düşünceden,sevda demeyeyim sevda güzel bir şeydir,batıl düşünceden vazgeçecekler.Kuzu kuzu bekleyecekler Mehdi’nin çıkışını,Mesih’in inişini çünkü durdurulamaz güçlerdir.Biz de onların yardımcısıyız,onlara ortam hazırlıyoruz,zemin hazırlıyoruz inşaAllah.
SUNUCU: Evet,siz her seferinde söylüyorsunuz; “biz Hz Mehdi’nin öncüleriyiz” diye söylüyorsunuz.Ancak sizin Mehdi olduğunuzu düşünen çevreler mesela başta Cübbeli Ahmet Hoca size karşı olmak için,bir nevi o anlamda o sonuç çıkıyor,Mehdiyet dönemini,dünyanın ne zaman sona ereceğine ilişkin hadislerin hepsini inkâr ediyor.Tabii burada çok detaylı bir durum da var; bunu tekrar sizden açıklamanızı rica edeceğim.İsim konusu,mesela bu çok önemli bir konu ve çok insanların dikkatini çeken de bir konu.
ADNAN OKTAR: Ben aslında bunu daha önce de anlatmıştım da geçenlerde halkın dikkati demek birden çekildi,yoksa ben bu konuyu çok vurguladım.Geçen gün bir kere daha açıklamıştım bütün internet sitelerine çıktı,yani hemen hemen tamamında çıktı hem de birinci haber olarak çıktı.Gene kısaca anlatayım.Peygamber Efendimizin ismi sadece Muhammed değildir.Ahmedi Mahmudû Muhammed Mustafa’dır; dört isimlidir.Resulullah diyor ki; adı Ahmed’dir,Muhammed’dir demiyor ama hadislerde Muhammed Mehdi olarak da geçiyor.Muhammed Mehdi… O,Peygamberimizin ona verdiği isimdir; Muhammed Mehdi.Yani Muhammed Mehdi gelecek dendiği zaman Peygamberimizin ona verdiği isimdir.Fakat diyor ki hadiste; “adı adıma uygun düşer”.Bakın,adı adlarıma,isimlerime uygun düşer demiyor.Bir tane addan bahsediyor.Adı adıma uygun düşer.Ama ne olduğunu da söylemiyor,bunu ahir zamana bırakıyor.Tahakkuk ettiğinde anlaşılsın gibi bir üslup bu.
SUNUCU: Peki,Peygamber Efendimizin soyadı neydi Efendim?
ADNAN OKTAR: Peygamber Efendimizin soyadı hakikaten pek bilinmiyor; Ben-i Adnan’dır.Hz Ali’nin de ifadesi var,Mustafa Adnan diyor,Mustafa Adnan; Peygamberimize hitap olarak.Hadî olan,hidayete vesile olan,yani mehdilik vasfı olan Mustafa Adnan diyor.Peygamber Efendimiz de mehdidir,yani hidayete vesile olmuştur.Hz Ali’nin bu eseri de meşhur bir eseridir.Dolayısıyla Adnanî soydan geldiği için soyadı şu an sorulmuş olsa Adnan’dır Peygamberimizin.Eğer halen yaşamış olsaydı Muhterem Adnan diye hitap edilecekti,Sayın Adnan diye hitap edilecekti çünkü soyadıyla hitap şu an toplumda bir kural olduğu için bu şekilde hitap edilecekti.Dolayısıyla hitap ismi Adnan’dır.Ama şimdi işte bunu söyledin sen kendini ima ettin; kardeşim o zaman ben hiçbir şey söyleyemem.Ben bunu sağlama aldım bakın diyorum ki; eğer ben mehdilik iddia edersem Allah’ın,meleklerin,bütün insanların laneti üzerime olsun dedim.Ama bunlar doğru bilgi ve bütün anlattığım hadisler de doğru.Yani ya ben bunların toptan hiçbirini anlatmayacağım aman yanlış anlaşılır diye ömür boyu anlatmamam lazım.Allah bana bunu sorar çok anormal bir hareket olmuş olur bu.O zaman Kuran’ın ayetlerini de açıklayamayız,birçok şeyi açıklayamayız.İmayla olur mu bu?Mehdilik bir başarıdır,iddia değildir.Ben Mehdi’ye benziyorum,beni Mehdi kabul edin.Bakın öyle cahilce bir inanç da var; göstert bakalım bir keramet dersi diyor.Öyle bir züppeliği kim yapabilir Mehdi’ye?Göstert bakalım bir keramet.Böyle bir olay yok,bir kere Mehdi’nin hiç kimseye ihtiyacı yoktur.Bütün dünyanın Mehdi’ye ihtiyacı vardır çünkü bereketler,feyzler onun kanalıyla dünyaya gelir.Allah onu vesile eder inşaAllah.Huzuru,güveni Allah onunla sağlayacaktır; vesile edecektir.Allah her şeyde bir şey vesile eder.Mesela yangını suyla söndürür Allah.Yangını söndüren Allah’tır ama suyu vesile eder.Bu dünyadaki yangını da bir su olan Mehdi’yle söndürecektir.Vesile edecektir,yoksa yangını söndüren gene Allah’tır.Sadece vesiledir Mehdi.Onun için Cenab-ı Allah’ın gücünü kimse durduramaz.Deccaliyetin yaratılmasını da Allah meydana getirmiştir; Darwin’i,Materyalizmi,masonluğu,onlara verdiği gücü,hepsini Allah meydana getirmiştir.Durun dediğinde de dururlar,Allah istediği anda da bozar.-İnşaAllah.Mehdi’yle de dünyayı kurtuluşa,berekete,bolluğa getirecektir inşaAllah Hz Mesih ile birlikte.
SUNUCU: İnşaAllah.Evet,arkadaşlarım işaret ediyorlar sözünüzü kesmek istemiyorum hakikaten çok önemli bir konu.Reklam aramız sanıyorum?Evet,kısa bir aranın ardından tekrar birlikte olacağız efendim bizden ayrılmayın.
Evet,sayın seyirciler kısa bir aranın ardından programımız devam ediyor.Evet efendim..
ADNAN OKTAR: Evet,iki konu var onları söyleyeyim.Birincisi; Vatikan bir ara biliyorsunuz bir Darwinizm’in propagandasını yaptı,Darwinizm’i aklamaya kalktı.Şimdi de Karl Marx’ı öven bir açıklama yaptı Vatikan.Bakalım gidişat nereye böyle.Demek ki Vatikan’da masonluğun etkisi net; demek ki Vatikan’ da bir mafya ve masonluk karışımı bir sistem bu insanlara musallat olmuş durumda.Çünkü bir dindarın,bir rahibin Darwinizm’i savunması arkasından da Karl Marx’ı savunması inanılır gibi değil,akıl alacak gibi değil.Demek ki esir konumdalar.Demek ki bizim üstümüze çok görev düşüyor.Demek ki var gücümüzle gayret etmemiz gerekiyor,bakın o zavallıları orada demek ki sıkıştırmışlar.Akıl almaz olaylar oluyor.
Efendim… İddia edilen Ergenekon örgütü dosyasında şöyle bir bilgi var; “sadece eşi kapalı olan, namaz kılan değil, yarın irticaya kaçması muhtemel olan herkesi yazın, şikâyet edin. ” Şimdi bize yapılan komploların mantığını buradan çok iyi anlayabilirsiniz.Bol bol kimleri nasıl şikâyet ettiğini… Hani diyorlar ya sizinle niye uğraşıyorlar,sizi kim şikâyet ediyor,bu olaylar neden oluyor… Bakın,konuyu şu çok net açıklıyor. “…yarın irticaya kaçması muhtemel…” yani Müslüman olması muhtemel.Müslüman olduğu zaten açık o ayrı da bir de irticaya kaçması muhtemel diyor. İrtica dediği Peygamber Efendimizin ahlakını kast ediyor.inşaAllah. “…herkesi yazın, şikâyet edin. ” Bakın,yaz iki satır kâğıt,şikâyet edin o kadar,gerisine karışmayın.Onların adına dinci dergiler,gazeteler gönderin.Onların adına… Yahut işte fotokopiler,belgeler,altına da imzalarını koyun diyor.Bizde de oldu ya; Adnan Oktar diye Fatih Altaylı’ya gönderdiler,altına imza atıp. “Akrabalarının adlarını öğrenin, onların isimleriyle başlarını belaya sokan mektuplar gönderin. ” Bakın,iddia edilen Ergenekon örgütü dosyasında bu bilgi.Ergenekon örgütü mensuplarının verdiği akıl taraftarlarına. “onların isimleriyle başlarını belaya sokan mektuplar gönderin. ” Bizlere yapılan uygulamanın tıpkısının aynısı,buyurun. “Hatta kart gönderirseniz okunması daha kolay olur” diyor.
SUNUCU: Açık seçik bir şekilde taktik de verilmiş.
ADNAN OKTAR: Merak edenlere işte buradan bilgi vermiş oluyoruz.Bakın diyor ki; “yapabiliyorsanız Osmanlı hayranlığını kırın. Türklerin üstün bir ulus olduğu safsatasını yıkın. ” Bizler diyoruz ya Türkler yüksek ahlaka sahiptir,yüksek seciyeye sahiptir,güzel ahlaklıdır,lider millettir… Onlar da diyor ki; “Türklerin üstün bir ulus olduğu safsatasını yıkın, Osmanlı hayranlığını kırın. Özellikle cinsel konularda zorlayın, bu konu insan zaafının başında gelir. ” Yani cinsellikle ilgili her türlü anormal şeyleri yapın,geliştirin diyor.Bakın, “dansöz, Rus revüsü ne bulursanız getirin. ” Dosyadan söylüyorum bunları. “Din ve milliyetçilik duygusunun nasıl zayıflatılacağı, nasıl yok edileceği açık. Bunları uygulayın. ”
SUNUCU: Çok çok tehlikeli… Ve kim bilir sizinle birlikte kimlere daha yapıldı bu taktik ve hiçbir şekilde anlaşılmadı.Kimin yaptığı hiçbir şekilde anlaşılmadı değil mi?Ta ki böyle bir örgütün varlığı ortaya çıkıncaya kadar.Üstelik böyle bir durumdan,bahsedildiği şekildeki bir durumdan kendinizi aklamanız çok güç değil mi?
ADNAN OKTAR: Yani bayağı uğraştık.Mahkemeyle Fatih Altaylı’nın bu iddiasından kurtuldum,aklandım.Fakat Fatih Altaylı 10 yıldan beri avukatı Rezzan Aydınoğlu’yla beraber yoğun bir faaliyet halinde.Gazetelerini bu iş için kullanıyor,bir olay oluyor mesela sür manşet HaberTürk gazetesi,herhangi bir olay bile,mesela geçen günlerde biliyorsunuz gene oradan buradan çoluğu çocuğu toplamışlar,onlara çeşitli iftiralar attırdılar.Onlardan gerçi beraat ettik ama onların iftiralarını kullanarak yeni bir dava daha açtılar.Yine arkasında Rezzan Aydınoğlu var,avukat Rezzan Aydınoğlu var.Ve Fatih Altaylı var,yani destekliyor olayı.Tabi ki ne diyelim, biz de ellerinden geleni artlarına koymasınlar deriz.Biz Allah yolunda mücadelemize devam edeceğiz,doğruyu ve güzeli,hakkı anlatmaya devam edeceğiz.
SUNUCU: Peki sizin,zaman zaman konuşuyoruz,bu insanlarla bir husumetiniz yok...
ADNAN OKTAR: Ben acırım insanlara,yani mesela Rezzan Aydınoğlu yaşlı,gariban bir insan.Yani benim onunla ne alıp veremediğim olur yani?Şefkatle bakıyorum,merhametle bakarım.Ama teşvik ediliyor bu insanlar.Yani tahrik ediliyor olumsuz yönde,bu görülüyor.Mesela Fatih Altaylı da kendi halinde bir yazar,yani tamam fikirlerimiz birçok yönde uyuşmuyor amabenim fikrimle uyuşmayan çok fazla yazar var hepsine saygı duyuyorum,hepsine şefkat duyuyorum.Bu vatanın evlatları,benim onlarla ne alıp veremediğim olur? Tabi ki özgür bir ortam var,herkes fikirlerini söyleyecek,düşüncelerini özgürce söyleyecek.Demokrasi ortamı var,bunun doğal neticesidir bunda şaşıracak bir şey yok.Fikirlerinden dolayı ben kimseye karşı öfke duymam.Yani onlara karşı bir nefret hissi gelişmez.Ama burada bakın,iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yöntemleriyle bize karşı bir kitle oluşturdular.Küçük ama kendilerince etkili olmaya çalışan bir kitle.Mesela kadın dagitti biliyorsun New Humanist Dergisi’ne demeç verdi.Ekim ayında ceza alacak,konu bitecek ve bütün dünyada da bu yayılmış.Mesela dün yaptığım röportajda yine adam da sordu,bu konu neyin nesidir diye.Onlara da açıklamak durumunda kaldık.Yani çok garip olaylar oluyor.Ama biz de tabi en akılcı,en samimi,en candan tavırla kendimizi savunup doğruları anlatmaya gayret ediyoruz.
SUNUCU: Evet,yargı sürecine ilişkin çok kesin ifadeler kullanılıyor bir de basında özellikle,şimdi bu ifadeleri kullanabilmek hakikaten çok zor.Çünkü sonuçta dava devam ediyor,daha devam etmeden hatta ne zaman Ekim ayında görüleceği ve sonucun sizin aleyhinizde olacağına dair kesin yargıya varıyor insanlar.Böyle bir noktaya nasıl geliyorlar?
ADNAN OKTAR: Şimdi tabi garip olaylar var,çok şaşırtıcı olaylar var.Ama biz de tabi olayları akılcı olarak,itidalle izliyoruz yanive kökenlerini araştırmaya çalışıyoruz,hukuki yöntemlerle.Mesela şaşırtıcı tabi,mesela Hürriyet’in çok önceden 48 saat önceden Yargıtay’da olan bir olayı bilmesi ve bunu haber yapması.Mesela davanın bozulacağına dair...Ve arkasında da değil mi,yaptığı haberdeki ifade,mesela yandı diyor,Adnan Hoca yandı.Tamam, ben yanarım da,gün gibi aydınlanırsın,tabi benim nurum bütün dünyayı kaplar Allah’ın izniyle.Yani Kuran’ın ve Peygamberimizin sünnetlerinden kaynaklanan güzel izahlar bütün dünyayı kaplamış durumda.Sen yakmaya kalksan bizi aydınlatırsın inşaAllah.Oktar’ım anlat...
OKTAR BABUNA: Estağfurullah hocam,Allah her şeyi bir ölçü üzere yaratmış.Bir Kuran mucizesi müsaade ederseniz inşaAllah.
Yağmur bir ölçüüzere yağıyor.Bakın bu bilinmez,dünyanın her tarafında biliyorsunuz kimi yerde yağmur yağar,kimi yerde yağmaz,su buharlaşır,kimi yerde 50 derece sıcaklıklar,değil mi?Her tarafı farklıdır birbirinden ve her an değişir,her gün değişir bu hava durumu.Dünyanın her tarafında her gün değişir.Allah bir ayette şöyle buyuruyor,şeytandan Allah’a sığınırım: “Ki O,belli bir miktar ile gökten su indirdi de,onunla ölü bir memleketi diriltti.Ve her yanına hayat yaydı.Siz de böyle kabirlerinizden diriltilip çıkarılacaksınız.” Zuhruf Suresi,11.Hakikaten bilim adamları şunu tespit ettiler.Dünyaya her an,bakın dünyadan her an 16 milyon ton su buharlaşıyorve bir o kadar yağmur düşüyor.Senede de 505 trilyon ton.Ama hepsi her an eşit birbirine.Senede 500 trilyon ton su buharlaşıyor,500 trilyon ton yağmur iniyor.Bu mükemmel bir denge,çünkü birazazolsa,bütün su buharlaşıp giderdi yeryüzünden, hayat durur.Çok fazla olsa,bütün dünyayı su basar gene hayat durur,böyle mükemmel bir denge var.Atmosferde de mesela böyle,yüzde 21 oksijenin oranı,bakın bunun biraz üstüne,altına çıktığında hayat olmuyor.Şimdi düşünelim dünyanın her tarafında canlı varlıklar var,trilyonlarca kere trilyonlarca.Bakteriler,değil mi,hayvanlar,bitkiler...Bunların bir kısmı oksijen üretiyor ve hepsi oksijen tüketiyor aynı zamanda.Ne oluyor,hiç değişmiyor tarih boyunca hep yüzde 21.Allah’ın sonsuzyaratma sanatı,Karib olan yani yakın olan Allah’ın sanatı inşaAllah.MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Doktorum buyurun...
CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfurullah.Hissetmek nasıl bir mucizeyse,hissetmemek de o kadar büyük bir mucize,o kadar büyük bir lüks.Yani her şeyi hissetmek insana bir yerden sonra rahatsızlık verir biliyorsunuz.Hissetmemek de özellikle vücutta yaratılan bir olay.Şöyle ki mesela,üzerimizde şuanda bir elbise var.Elbiseyi ilk giydiğimizde vücudumuz hissediyor.Sinirler bize sinyal gönderiyorlar.Bir şey dokunduğu zaman,mesela saatimizi ilk taktığımızda kolumuza,ilk önce onu hissetmeye başlıyoruz,daha sonra buna alışma safhası var.Bir süre sonra artık hissetmemeye başlıyoruz.İşte bu bir lüks.Ve bu özellikle yaratılan bir durum.Orada,eğer biz saatimizi hissetmeye devam etmiş olsaydık,artık rahatsızlık verirdi tabi ki,devamlı bir kaşıntı veya işte nasıl rahatsızlık veriyorsa onun gibi.Veya şu anda ayağımızdaki çorap devamlı bize sinyal olarak gelse,ayağımızı sıkıyor,ayağımızı vuruyor şeklinde,bir rahatsızlık olmuş olurdu.Böyle olmuyor,bakın bu unutulmamış,atlanmamış vücudumuzda fizyolojik olarak bir detay.Ama bakın ne kadar hassas,ne kadar önemli bir lüks.Ve Allahbu şekilde sinirlerin sinyal göndermeleri bir süre sonra zayıflatıyor,hücrelerin buna karar vereceği bir şey değil.Ya da evrim teorisinin o bilinçsiz mekanizmalarının işte neye ihtiyacımız varmış da bunu tespit edip, bunu bu şekilde geliştirmeleri zaten söz konusu olamaz.Ne tesadüfler ne şansa kalmış bir durum.Zaten şans diye bir şey yok.Her şey bakın çok ince,hassas bir şekilde hesaplanmışve bizim rahatımız,lüksümüz için bu şekilde yaratılıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah,bak hep ilim,maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocamızın kitaplarından anlatıyoruz inşaAllah.Demin anlattığım da Kuran Mucizeleri kitabından.Çok Kuran mucizesi var,Kuran’ın Allah sözü olduğunu kanıtlayan.Bakarlarsa çok detaylı bilgilere ulaşabilirler inşaAllah.
SUNUCU: Evet,internet adresimizi hemen söyleyelim.
CİHAT GÜNDOĞDU: Ben de aynı şekilde İlmiMercek.com adresinden ulaşabilecekleri izleyicilerimizin,İlmi Mercek Dergimiz var,oradan her ay yayınlanan böyle mucizevi gelişmeler var,bilimsel gelişmeler.Oradan aktarıyorum genellikle,İlmi Mercek Dergisi,ilmimercek.com.
OKTAR BABUNA: Hocam,dün gösterdiğimiz bir kromozom filmi vardı ama bugün 50 kanalda tekrar gösterelim mi seyircilerimize çok güzel bir iman hakikati.
ADNAN OKTAR: Tabi ki,tabi ki…
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.Şimdi DNA iki sarmal zincirden oluşuyor diye konuşmuştuk bunu daha önce.Fakat kendi üzerinde o kadar katlanıyor ki,bakın ne kadar katlanıyor ve kromozomlar oluşuyor.Bu bir kromozom,kromozomlar bu şekilde oluyor.Bakın kromozomun tek bir yerinden bir kesit alıyorlar.Şimdi o kesit açılacak.Bakın o kesiti açtığınız zaman,muazzam bir katlanma meydana geldiğini görüyorsunuz.Bunun üzerinden yine minnacık bir kesit alındığında bakın gene DNA’nın kaç defa katlanarak ne hale geldiğini,yine bir kesit alıyorsunuz bakıyorsunuz yine kaç defa katlanmış.Ondan bir kesit daha alıyoruz en sonunda DNA ortaya çıkmaya başlıyor.Proteinlerin etrafına sarılmış,ondan da bir kesit alındığında bakın DNA ortaya çıkıyor.Yani bir- bir buçuk metrelik zincir,o kadar çok katlanıyor ki,kendi üzerine böyle defalarca.Ama bir protein sentezi için bir sayfalık bir bilgi arandığında, bu bir milyon ansiklopedi sayfası arandığında o kapkaranlık ortamda,o kargaşanın içinde eliyle koymuş gibi buluyorlar onu.Hiç şaşmadan,sadece o bölge açılıyor fermuar gibi.O koskoca zincirdeve orası sentezlenip kapatılıyor.Bu muazzam bir mucize.Allah’ın mucizesi.
SUNUCU: Evet,normalde de bulamazsınızçünkü öyle bir durum.
ADNAN OKTAR: Bakın,kat kat katlamalar var,açtığında yine kat kat katlamalar var,kendi içinde ayrıca katlamalar var.O açtığında kendi içinde yine ayrı katlamalar var.Bu devam ediyor.ve oraya girip adam ilgili yeri bulup konuyu hallediyor. Mucize üstü mucize MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Hocam, bilimin çözebileceği bir şey değil bu. Nasıl direk oraya gidiyor, neye dayanıyor yani?
SUNUCU: Nereden biliyor nereye gitmesi gerektiğini değil mi?
OKTAR BABUNA: Bu bir mucize yani bu.
ADNAN OKTAR: Bir de bu robot molekül. Yani insan aklından daha üstün bir akıla sahip, hatta bütün dünyadaki insanların aklından daha fazla bir akla sahip. Bir molekül bakın bu kadar akla sahip.
Hocam buyurun.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bitki bütün molekülleri tanıyor. Toprağın içinde gerekli olan, kendisi için ne gerekli ise yalnızca onları alıyor, gerekli olmayanları almıyor. Bugün tespit edilen, bitkinin ihtiyacı olan 16 tane molekül var. Nitrojen, potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum ve sülfür gibi elementlere ihtiyacı var bir bitkinin. Toprağa yayılmış olan kökleri vasıtasıyla topraktan… Tabii bir sürü, başka bir sürü element var bakın, onları almıyor. Yalnızca kendisi için gerekli olan molekülleri alıyor. Bunu nasıl yapıyor? Şimdi, toprakta bunlar yaygın olarak bulunuyor, dağınık olarak bulunuyor. Ve suyu da aynı şekilde seçerek, özel pompalar vasıtasıyla; köklere yerleştirilmiş özel pompalar var onlarla içeri doğru pompalıyor. Kendi vücuduna, gövdesine pompalayarak alıyor.
SUNUCU: Neye göre ayrıştırıyor peki bunu? Bir bilgisayar ortamında elementleri belirlersiniz. Ve tanıması gerekiyor. Neye göre tanıyor değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Elementleri tanıması gerekiyor ve tanıyor. Zararlı olan moleküller var, onları almıyor. Bu zaten tek başına bir mucize... Burada bitkinin böyle bir akla sahip olmasını kimse öne süremez. Aklı olduğunu kimse öne süremez. Bunun tesadüf olduğunu öne sürenler var, bunlar evrimciler. Çok saçma bir akla sahip olduklarını göstermek açısından söyledim bunu çünkü bunun çok açık ve net bir şekilde bilinçli bir mekanizma olduğu ortada, tesadüfen olmayacağı ortada. Mutasyonla, doğal seleksiyon gibi mekanizmalar zaten bunu açıklayamaz. Ne var? Akıllı pompalar var, bu molekülleri özellikle seçiyorlar ve bitkiye pompalıyorlar içeriye doğru. Bu tabii Yüce Rabb’imizin yarattığı mekanizmalar doğrultusunda gerçekleşmiş oluyor. Burada Allah’ı tespit etmek, Allah’ı yüceltmek gerekiyor.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam buyurunuz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah. Hocam, inşaAllah hücrenin bölünmesi çok büyük bir mucize. Akıl almaz bir yaratılış sanatı var Allah’ın. Bakın bu bir hücre çekirdeği bu. Hücre çekirdeğinin şimdi bölünmesini gösterecek filmde inşaAllah. Hücre çekirdeği bölüneceği zaman DNA molekülleri görünür hale gelmeye başlıyorlar, kromozomlar daha doğrusu. Demin göstermiştik kromozomlar DNA’nın katlanmış hali, bakın kromozomlar belirgin hale geliyor normalde görünmüyor bunlar. Bunlar görünür hale geliyor ve daha sonra iki tane cisimcik oluşuyor. Bunlar normalde yok hücrede. Bu cisimciklerden de iplikçikler çıkıyor bakın gördüğünüz gibi. Ve ikisi de biri kuzeye biri güneye gibi iki farklı bölgeye doğru hareket ediyorlar. Tam bu sırada bakın hücrenin zarı eriyor. Bu bir mucize, neden olduğu bilinmiyor. Bu iplikçikler ortaya dizili olan kromozomların, geliyorlar, bir köşesine yapışıyorlar. Bakın hepsi hedefini tam olarak buluyor bu iplikçiklerin kapkaranlık ortamda. Ve bunlar, bu iplikçikler gerilerek kromozomları, bakın görüyorsunuz burada, birbirlerinden ayırmaya başlıyorlar. Bu kromozomlar birbirinin aynısı, o sırada eşlenmiş oluyor ve iki tarafa da çekiyorlar bakın uzaklaştırıyorlar birbirlerinden. Ortada bulunan, bakın ortada da iplikçikler var, bunlar da itme kuvveti sağlıyorlar büyüdükleri için. Hücre bakın büyümeye başlıyor ve daha sonra büyüyor, büyüyor… Kromozomlar iki tarafa eşit olarak bölündükten sonra iki tane ayrı hücre çekirdeği oluyor bakın görüyorsunuz, bütün hücre bölünüyor. Allah’ın yaratılış sanatı, yani muazzam bir düzen var burada. Allah’ın yaratma sanatı. Malik-ül Mülk olan; yani mülkün ebedi sahibi olan Allah’ın yaratması inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Richard Dawkins nasıl açıklıyor bu konuyu?
Uzaydan gelenler diye en son açıklaması var. İnşaAllah
ADNAN OKTAR: Uzaydan gelenler yaptı diyor. Yani buradaki yatılışı kabul ediyor, olağanüstülüğü yani olağanüstü bir yaratanın varlığını kabul ediyor ama uzaylılar yaptı diyor şimdi de.
Yani artık hani delil de sunamayınca sanıyorum bir insan bu şekilde açıklama yönüne gitti çünkü uzaylılarla henüz; varsalar hani onu da bilmiyoruz da, bir irtibatımız yok. Dolayısıyla da ortaya öyle bir şey attığında belki inanan çıkar deyip başka şansı kalmadı herhalde değil mi? Zaman kazanıyor belki de. Hayır bir de klasik safatorik yani kafası pek o kadar bu konuları kavrayamıyor. Bu kadar yüksek akla sahip uzaylı varsa, kromozom yapacak kadar akla sahip uzaylı varsa o uzaylıyı kim yaratmış? Buna açıklamasıyok.Yani eninde sonunda Allah’ın varlığını kabul edeceği anlaşıyor,fakat kendince yine tevillerle konuyu anlamazlıktan geliyor.Bakalım ahirette nasıl açıklayacak o uzaylılar konusunu.Allah ona ahirette sorduğunda bakım Londra caddelerinde gösterdiği o şımarıklığıbakalım orada gösterecek mi?İnşaAllah.
Ceht hocam buyurunuz...
CİHAT GÜNDOĞDU: Şimdi kelebeklerde yeni bir kulak sistemi keşfedildi.O da şu büyük kuşlar,bunu tabi yemek yüzere peşinden koşan kuşların kanat çırpışlarınıanlamak üzere başka bir zar mekanizması tespit edildi.Kanatlarından hemen vücuda bağlandığı noktada özel bir memran özel bir zar tespit edildi.Kulak zarı gibi ve bu yalnızca,yüksek volümlüsesleri kanat çırpması gibi sesleri ayırt etmek üzere özellikleyerleştirilmiş bir zar olduğu saptandı.Kulaklarından ayrıolarak.
SUNUCU: Savunma amaçlı..
CİHAT GÜNDOĞDU: Savunma amaçlı yani kanat çırparak gelen bu kuşun sesini bu özel koruyucu kulak zarı mekanizmasıyla tespit edebiliyor kelebek.Ayrıca kuşların şarkı söylemeleri gibi etraftakibaşka sesleri algılamak üzere başka bir kulak sistemi ayrıca var.Bu zaten biliniyordu bu koruyucu kulak zarı mekanizması ayrıca tespit edildi.Bu tabii ki tesadüflerle açıklanamayacak bir mekanizma.Kelebeğin kendini koruması için kendini kovalayan kendini avlamak üzere,peşinden gelen kuşlardan korumak amaçlı olarak vücuduna yerleştirilmiş bir mekanizma bu,işitme mekanizması bu yeni olarak tespit edildi.Yine Allah’ın bir yaratması,Allah’ın rahmeti ile kelebeklerinde işte nasıl korunduğunu kuşlardan bize göstermesi açısından yaratılış sanatının bir detayı olarak karşımızda duruyor.
SUNUCU: MaşaAllah evet önümde şöyle bir kaplumbağa da var.Biraz ağır kaldıramadım şöyle göstereyim izleyicilerimize buna ilişkin de...
ADNAN OKTAR: Kaç yıllık?
CİHAT GÜNDOĞDU: 65 milyon yıllık,Çin’de bulunmuş bir kaplumbağa fosili.
SUNUCU: Şöyle gösterelim.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bugünkü yaşayan örnekleriyle aralarında hiçbir fark olmadığı rahatlıkla görülebiliyor.
ADNAN OKTAR: Bunun için âlim olmaya gerek yok baktın mı anlaşılıyor ilkokul çocuğu olsa anlar.
SUNUCU: Tabi bu 65 milyon yılönceki hali. Efendim şu elimde görmüş olduğunuz da...
CİHAT GÜNDOĞDU: Denizkaplumbağası neyse bugünküyle aynı hiç arasında fark yok.Hiçbir değişim- dönüşüm- evrim söz konusu değil.
ADNAN OKTAR: O nedir?
OKTAR BABUNA: Bu da yılan yıldızı fosili, 450 milyon yıllık.
ADNAN OKTAR: 450 milyon.
SUNUCU: Yılan yıldızı fosili.
CİHAT GÜNDOĞDU: Denizyıldızıbir tür denizyıldızı,yılan yıldızı diye tanımlanıyor bu da Brezilya’da bulunmuş ve 490 milyon yıl önceki yıldızıneyse bugünküyle arasında hiçbir fark olmadığı görülüyor rahatlıkla.
SUNUCU: Hiçbir fark yok, evet, 490 milyon yılçok ciddi bir rakam.
ADNAN OKTAR: Onların demesine göre şu an onlar uzaylı gibi bir varlık olacaklardı.
CİHAT GÜNDOĞDU: Denizyıldızıda çok özel bir canlı,denizin dibinde ne kadar artık varsa,denizde çürüyüp de,denizi kokutmaya yönelik ne kadar şey varsa bunları engellemek için bunlar çöpçü canlılar.Her türlü ölmüş balık artıkları olsun işte herhangi bir canlıdan geriye kalacak her hangi bir parça olsun çürüyüp de denizi kirletecek olan bunları yakalıyorlar ve vücutlarına sindirerek alıyorlar çeşitli mekanizmalarla onları, bir çöpçü gibi denizin yüzeyinde dolaşarak böyle artıkları topluyor.
SUNUCU: Değil mi bakıyorsunuz her canlının bir oluş nedeni var.Muhteşem değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Deniz bu şekilde kirlenmiyor temiz kalıyor.
ADNAN OKTAR: Benim Rusça Atlasımı göstermiş miydik biz?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet göstermiştik.
ADNAN OKTAR: Göstermiştim, bir daha gösterelim. Evet bütün Rusya’da dağıtılıyor şu an bayağı da satışı var maşaAllah, evet Rus halkından çok teveccüh var maşaAllah.
SUNUCU: Evet efendim sorularımız var dilerseniz devam edebilir miyiz sorularımıza?
ADNAN OKTAR: Severim senin güzel canını,ne var sorumuz?
SUNUCU: Teşekkür ederim.Sorularımız çok güzel hakikaten izleyicilerimiz çok bilinçlenmişler eserlerinizi de çok takip ediyorlar mesela; Kapadokya’dan bir izleyicimiz demişler ki “Hocam bu sıralar Mayaların takvimi sık sık gündeme geliyor.Bu takvim üzerinde araştırma yapan bir arkeolog,2012’de dünyayı beklenmedik bir gelişmenin etkileyeceğinin anlatıldığı bölümde ne yazdığıyla ilgili tahminde bulunarak: ““O gökten inecek” şeklinde yazıyor” diye bir açıklama yaptı.Hocam,Mayalar’ın takviminde yazan Dünya’yı etkileyecek gelişme Hz.İsa’nın yeryüzüne inişi olabilir mi?”
ADNAN OKTAR: Olabilir tabii yani.Tarih açısından müsait,makul çünkü Mesih 33 yaşında inecek.2012’de inmiş olsa olabilir tabii.Uygun.Yani çünkü bir süre mücadele vereceği için...Çünkü en fazla 10-15 yılı var gelmesine inşaAllah.O ilginç tabii oradaki izah.MaşaAllah.Gökten inecek diyor değil mi?
SUNUCU: Evet.O gökten inecek yazıyor şeklinde bir açıklama yapmış bir arkeolog.Mayaların takvimi üzerine böyle bir yorum yapmış,bir araştırma yapmış takvim üzerine.
ADNAN OKTAR: Çok acayip. Hz.İsa’nın iniş tarihi gibi görünüyor.Evet,MaşaAllah.Ama tabii ilk indiğinde bilemeyeceğiz.Sonra fark edilecek inşaAllah.
Kaç dakikamız var?
SUNUCU: Arkadaşlar?Yaklaşık sanıyorum 30-35...Ama bu gün 16.30’da bitiyor programımız.Doğru.Bir saatimiz var yaklaşık.
ADNAN OKTAR: Bir saat var.Çok iyi.O zaman bol bol anlatabiliriz.Oktar Hocam buyurunuz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.Hipotolamus diye bir organ var beynimizde.Bir fındık büyüklüğünde...Bakın bu fındık büyüklüğündeki organ bütün vücut ısısının ayarlanmasını sağlıyor.Yani hayatımız boyunca36.5-37 derecede olan vücut ısısı terleme,üşüme,titreme,tüylerimizin diken diken olması,morarma...Biliyorsunuz üşüyünce morarır cilt,iç organlara gider kan...Gibi mekanizmalarla hep 37 derecede tutuyor.Sabit tutuyor.Aynı zamana kan basıncını ayarlıyor.Biliyorsunuz kan basıncı hep sürekli sabittir.Çıktığında hipertansiyon denen hastalık oluşur.Çok tehlikeli.Çok yükseldiği zaman kalp krizi oluyor,beyin kanaması oluyor.Çok düştüğünde bayılıyoruz,değil mi?Halsizleşiyoruz,başımız dönüyor,sonra bayılıyoruz.Hep onu da sabit tutar belli aralıklarda.İşte 10 ile 12 arasında,13 arasında gibi tansiyonumuzu tutar.Aynı zamanda uyku uyuyup uyanmamız konusunu denetliyor.Aynı zamanda açlığı,tokluğu denetliyor...Ne zaman acıkacağımız...Çünkü acıkmak için bir sebep olması gerekiyor.Midenin boş olması,kandaki şekerin düşmesi gibi birçok faktörü vücudun ihtiyacına göre ayarlayarak açlığı,tokluğu denetliyor.Bunu fındık kadar bir bölge yapıyor.Yani bu kadar hesabı,bu kadar işlemleri...Çünkü öyle bir işlem gerekiyor ki bunun için,her an vücutta ne kadar ısı olduğu,dış ortamın kaç derece olduğu,nasıl nereyi ayarlanması gerektiği,ne kadar terlemeniz gerektiği...Çünkü bu bir bilgi meselesi...Vücudunuzda su damlacıkları çıkacak,bunları buharlaştıracak,ısı kaybettirecek ve normale çekecek.Bunlar hiçbir insanın,bilgisayarın yapacağı işlemler değil.Ama fındık büyüklüğündeki bu organ Allah’ın emriyle,Hayy olan,yani diri,her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten Allah’ın emriyle bunları gerçekleştiriyor.
ADNAN OKTAR: Biraz düşünen olağanüstülüğü çok çok derinlemesine kavrar.Tabii,maşaAllah.
Cihat Hocam buyurunuz...
CİHAT GÜNDOĞDU: Şimdi gökyüzünde ozon tabakası var; Stratosfer denilen bir tabakadır.Ve bu güneşten gelen zararlı ışınları koruyor.Yani yeryüzüne ulaşmasını engellemiş oluyor.Bir filtre görevi yaparak süzüyor zararlı ışınları.Yani Allah’ın böyle bir yaratması var bizi korumak amacıyla.Bakın bu tabakada özel bir gaz var Ozon Tabakası dediğimiz ozon gazı var.Yani oksijen biliyorsunuz,iki tane oksijen atomundan oluşan bir molekülken,ozonda üç tane oksijen atomu var.Özellikle hazırlanmış bir moleküldür bu ve bu güneşin zararlı UV-A ve UV-B ışınlarını süzüyor,süzmekle görevli.Ve Allah özellikle bu tabakayı,bu gazı ekvatorda yaklaşık 25-26 km yukarıda yerleştirmiş.Kutuplara gidildikçe bu15 km.ye kadar alçalabiliyor.Aslına bakarsanız solunması insanda zehir etkisi yapan bir gaz bu...İnsanı koruyor bakın,süzme amacıyla özellikle yerleştirildiği bir yükseklik var.Soluduğumuzda bizim için zararlı,hücrelerimize zararlı,öldürücü bir etkisi var.Allah belirli bir yükseklikte özellikle yerleştirmiş ve bizi korumak amacıyla...Ve bakın kalınlığı da heryerde aynı değil.Bunda da başka bir hikmet var.Ekvatorda bunun kalınlığı daha az,ozon tabakasının kalınlığı.Kutuplara gidildikçe bunun kalınlığı artıyor.Ama koruyuculuğu her yerde eşit miktarda koruyucu çünkü ekvatora bakıldığında güneş ışınları oraya dik olarak geldiği için,güneş ışınları zaten ozon oksijeni O3’e yani üç atomlu haline,ozon molekülüne dönüştürücü özelliğe sahip ve burada devamlı surette yeni ozon tabakaları oluşuyor.Yeni ozon molekülleri oluşuyor.
SUNUCU: O yüzden de daha kalın oluyor değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet.Ekvatora gidildiğinde o burada oluşmuş olan yeni ozon molekülleri devamlı surette kutuplara doğru kayıyor ve heryerde eşit miktarda yine koruyuculuk sağlanmış oluyor.İnsanlar böyle bir yaratılış mekanizmasıyla devamlı surette güneşin zararlı ışınlarından korunmuş oluyorlar.
ADNAN OKTAR: Bizi konuşturmadınız falan demeyeceksin artık.Bak bol bol konuşuyorsun inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.Zaten inşaAllah sizinkitaplarınızdan anlatıyoruz.Daha detaylıbilgi için internet sitesinden mutlaka okusunlar.
Akciğerlerde biliyorsunuz bronşlar var.Nefes borusu ve kesecikler vardır böyle balon gibi ama böyle bunların binlercesi vardır böyle minnacık kesecikler vardır.Şimdi nefes almamız gerektiği zaman bir balonu şişirdiğimizi var sayalım.Bir güç gerekiyor değil mi?Böyle bir yüzey gerilimi vardır o keseciklerin.Şişirmesi son derece zordur.Yani nefes alması...Allah bunun için özel bir tane protein yaratmış.Bir tane molekül,buna sülfaktan deniyor.Bunun görevi yüzey gerilimini azaltmak.O keseciklerin bir yüzey gerilimi var ya şişirilmesi son derece zor...O balon çok kolay şişirilir hale geliyor.Birazcık böyle dokunmayla, ...yaptığımızda hemen şişebiliyor.Bakın çok özel bir molekül.Yüzey gerilimini azaltıyor.Bu çok muazzam bir kimya bilgisi değil mi?Böyleişte tesadüf olmaz.Allah’ın yaratma sanatı.Bebekler yeni doğduklarında,mesela erken doğum oluyor.Erken doğum oluğunda sırf o molekül yapılmadığı için henüz vücutta,çok özel aletlerin içine koyuyorlar bebekleri.Solunum yaptırmak için.Çünkü dokuz aylık süre içerisinde tam zamanında doğum olduğu zaman molekül yapılmış olarak çıkıyor var yaşayabiliyor bebek.Aksi takdirde yaşayamazdı.Zaten nitekim eski zamanlarda erken doğan bebekler ölümle sonuçlanıyordu.Şimdi çok özel bir teknoloji ile yaşatılabiliyor.Sırf bundan dolayı,sırf onun eksikliğinde bakın hayat olmuyor.
SUNUCU: Evet.Çok ufak bir şey gibi gözüküyor ilk hani dışarıdan baktığınızda ama hayati önem taşıyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Cihat Hocam buyurun.
CİHAT GÜNDOĞDU: Çam,ladin gibi bitkiler var,ağaçlar var biliyorsunuz.Bu ağaçlar kendilerini zararlı mantarlardan,böceklerden bir şekilde koruyorlar.Bir savunma mekanizması var.Ne bu?Ürettikleri özel bir sıvı var: Reçine dediğimiz.İşte bununla koruyorlar.Reçine iyice incelendiğinde,detaylı olarak incelendiğinde şu görülmüş: Bir defa bakterileri,mantarları tamamen dezenfektan özelliği var.Yani öldürücü özelliği var.Bu şekilde ağaç kendini sağlıklı bir şekilde korumuş oluyor.Mantarların çoğalması engellenmiş oluyor.Bakterilerin çoğalması engellenmiş oluyor.Zararlı böceklerde işte bu reçineye yakalanarak ortadan kaldırılmış oluyorlar.
SUNUCU: Ama o reçineyi nasılüretiyor değil mi?Veya reçineyle korunabileceğini nasıl biliyor değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Tabii.Bu kendi ihtiyarında,kendi bilincinde olan bir şey olmadığı açık.Sonsuz bir ilimle yaratıldığı ortada.Çünkü hangi mantarı hangi bakteri nasıl öldüreceğini nasıl bilsin bir ağaç.Yani bir profesör kadar,bir kimya profesörü kadar bir bilgiye sahip olması lazım.Böyle bir şey iddia edilemez.Tesadüfen olduğunu ileri sürmek de son derece büyük bir saçmalık olacaktır.Evrimcilerin yaptığı da bu zaten.Onu da hatırlatalım.Burada Allah’ın yaratma sanatının bir detayını görmüş oluyoruz.Allah’ın ilmini takdir,Allah’ın gücünü takdir etmemiz için özellikle Allah’ın yarattığı bir durum bu.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam,bu Cübbeli’ye Cevap kitabından biraz oku.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın mesela Cemal Kalecikli’nin konuşması var.Böyle sayfa sayfa aç...
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.“Biat’dan önce insanlar grup grup O’na (Hz.Mehdi (A.S.)) akın edecekler.(El-Kavl-ül Muhtasar fi Alametil Mehdiyyül Muntazır).Şeytandan Allah’a sığınırım.“İnsanların Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde...” Nasr Suresi,2.Üçüncü vazifesi: O zat,Hz.Mehdi bütün ehl-i imanın (iman edenlerin) manevi yardımlarıyla ve ittihad-ı İslam’ın muavenetiyle (İslam birliğinin yardımlaşmasıyla) ve bütün ulema ve evliyanın (alimlerin ve velilerin) ve bilhassa Al-i Beyt’in neslinden (Peygamberimiz (S.A.V.))’in soyundan her asırda kuvvetli ve kesretli (çok sayıda) bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin iltikalarıyla (Peygamber soyundan gelen fedakar kimselerin katılımlarıyla) o vazife-i uzmayı (büyük görevi) yapmaya çalışır.
Hadis-i şeriflerin bildirdiği üstad Bediüzzaman’ın söylediği vakit gelmiştir.Önümüzdeki 20 yıl içerisinde bu hayırlı işlerin hepsi olup bitecektir inşaAllah.Allah bizimle insanları nasıl şirk adavetinden düşmanlığından kurtararak onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa Mehdi ile fitne adavetinden kurtaracak ve kardeş yapacaktır. (Kitab-ülBurhan Fi Alameti Mehdi al ahir zaman).Allah,şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı.”Irk ayrılıklarından dolayı çıkan kavgalar din,inanç,mezhep,cemaat,tarikat ayrılıklarından çıkan mücadeleler,adavetler hepsi Hz.Mehdi devrinde ortadan kalkacaktır.Bu yüzyıl barış,kardeşlik,neşe ve sevinç yüzyılı olacak Hz.Mehdi şahs-ı manevi olarak gelmeyecek yani görünmez bir ruh olmayacak,şahıs olarak gelecektir ve insanlar Hz.Mehdi (a.s)’ı gözleriyle göreceklerdir.Bununla musafaha edip görüşüp konuşacaklar,sohbetlerine katılacaklardır.Şahs-ı manevi iddiasında olanlar da bu durumu gördüklerinde utanacaklar.İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Cihat Hocam,sizin de davudi sesinizden konudan dinleyelim.Herhangi bir sayfa açayım.Mesela şurayı açalım.Evet.Evet.Şu Halil Bozkurt’un izahı var mesela başta onu okuyabilirsin.
CİHAT GÜNDOĞDU: Halil Bozkurt,İzmir.Hem Cübbeli Ahmet Hoca’nın yakın çevresinde hem de İslam âleminde açıkça Mehdilik iddiasında bulunan ben mehdiyim diyen binlerce,on binlerce hatta yüz binlerce taraftarı olan birçok kişi var.Ancak bu kişilerin hiçbiri Cübbeli Ahmet Hoca’yı ilgilendirmiyor.Fakat nedense Adnan Hoca’dan çok tedirgin olmuş durumda.Acaba bunun sebebi ne?Küfrün,nemrutların,firavunların asrın deccallarının tuğyan ve ehli delaletinin,Darwinistlerin,materyalistlerin,bölücülerin,komünist derin devletin Adnan Hoca’dan rahatsız olmasını anlıyoruz.Çünkü kendisi onlar için büyük tehlike.Ama Cübbeli Ahmet niye rahatsız oluyor?Ayrıca Adnan Hoca ben mehdiyim de demiyor.Sadece benzediğini söylüyor.Ayrıca yalan mı?Doğru benziyor.Suç mu benzemesi?
SUNUCU: Değil mi?Şimdi evet yani özellikle sizinle uğraşması,sizden alıp veremediği nedir size göre de? Yani bu benzerlik konusu mu hakikaten rahatsız ediyor?
ADNAN OKTAR: Çok abartılı ifadeler kullanıyor.Diyorki mesela hiçbir cihette benzemiyor diyor.Tek bir tane benzerlik yok diyor.Hâlbuki kendisine baktığımızda mesela orta boylu,Mehdi orta boylu,Orda benziyor.Sakallıdır diyor Mehdi.O da benziyor.Mesela alnı geniştir diyor gerçi o ensesine kadar açık alnının genişliği de,o önden yani çok kapsamlı olarak benziyor o yönüyle.İnşaAllah.Yani birçok yönden benziyor.Kendisi de benziyor.E benim de benzediğimi biliyor.Yani mesela alnı geniş diyor,alnım geniş dar alınlı değilim ben.E burnu küçüktür diyor,bu da doğru.Hiçbir cihette benzemiyor niye dersin?Yani bu bir panik ifadesi değil mi?Ve orta boyluyum.Yani niye inkâr ediyorsun.Değil mi?Sakalı var diyor bu yönden benziyor inşaAllah.Yani hiç olmazsa üç-beş yönden benziyor ama değil, deseydi makul olacaktı.Ama hiç benzemiyor diyor.Tek bir yönde bile benzemiyor diyor. Bu abartı bir paniği göstertiyor.
SUNUCU: Sinir olmuş.Bir şeye sinir olmuşsanki.
ADNAN OKTAR: Üstüne bir şey gelmiş yani.Allah-u Alem benim kanaatim tam kanaati gelmiş herhalde.Tam anlamıyla Mehdiye benzediğim kanaatinde.Oradan panik oldu herhalde.Hâlbuki benim zaten öyle bir iddiam olmaz ve olmayacağına da yemin ettim.
Evet,buyurun.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.Muzaffer Ata,Siirt’ten.Abdullah bin Mesut (r.a)’tan rivayete göre Resulullah şöyle buyurdu.Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu.Ehlibeytimden ismi ismime benzer bir kişi Hz.Mehdi iş başına geçecektir.Asım diyor ki; Ebu Salih Ebu Hüreyre şöyle dediğini bize aktardı.Dünyanın bir günlük ömrü kalmış olsa bile o kimsenin Hz.Mehdi (a.s.) ‘ın başa geçmesi için Allah o günü uzatır.Ebu Davut.Tırmizi; bu hadis hassen sahihtir.Süneni Tırmizi.Hz.Mehdi (a.s.) ile ilgili hadis-i şeriflerin sahih olmadığını iddia eden bazı insanlar görüyorum.Bunlar bu sözleri cahilliklerinden söylüyorlar.Süneni Davut,Süneni Tırmizi,Süneni İbn-i Mace,Sahih Müslim gibi sahih hadis kitaplarına baksınlar.Ben sadece sahih hadis kitabı Süneni Tırmızi’den bir tane hadis-i şerif örneği verdim.Ayrıca diğer ahir zaman hadis-i şeriflerin tahakkuk edip olay meydana gelince sahih hükmünde oldular.Çünkü olaylar hadis-i şeriflerde belirtildiği şekilde aynılarıyla meydan geldi.Yüzün üzerinde örnek verebilirim.Resulullah (s.a.v.)’in bildirdiği bu güzel müjdeleri kimsenin örtbas etmeye gücü yetmez.MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet,Bir de Cihat Hoca’ma okutalım. Herhangi bir sayfa açayım.Evet.Evet,şurayı,Muhammed Çizmeci,Isparta’dan göndermiş,o yazıyı oku.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.O zat,Hz.Mehdi (a.s.) o taifenin uzun tetkikatı,o topluluğun uzun araştırmaları,incelemeleriyle yazdıkları eserleri kendine hazır bir program yapacak,onun ile o birinci vazifeyi tam olarak yapmış olacak.
ADNAN OKTAR: Yani Darwinizm’e, Materyalizme karşı değil mi, hazır bilgileri bir araya getirip eserler hazırlayıp onunla Darwinizmi,materyalizmi yerle bir edecek inşaAllah.Evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bu vazifenin istinat ettiği,dayandığı kuvvet ve manevi ordusu yalnız ihlâs ve sadakat ve tesanüt,dayanışma sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirtlerdir,öğrencilerdir.Ne kadar da az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.(Emirdağ Lahikası,Sayfa 266-267).Küçük bir kardeş grubuyla,rivayetlerde 313 kişi oldukları belirtiliyor,Hz.Mehdi (a.s.) ‘ın İslam’ın dünyaya hâkimiyetine vesile olacağını Said Nursi Hazretleri de söylemiştir.Hz.Mehdi (a.s.) ümmi olacak,medrese eğitimi almamış olacak,bir mürşide de bağlı olmayacak.Hazır olan kitaplardan,yazılardan istifade ederek eserler hazırlayacak.Onunla ehli delaleti ilhizam edecek.Bediüzzaman Hazretleri ne dediyse çıkmıştır.İnşaAllah bu dediklerini de göreceğiz.
SUNUCU: İnşaAllah.313 kişi haricinde bir de 30 kişilik bir âlim grubu olacak değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet,öyle bir hadis grubu bulduk geçenlerde onu okudum.MaşaAllah.Oktar,herhangi bir sayfa yine açıyorum.Kamil Hatırlı’nın.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.Cübbeli,Hz.Mehdi (a.s.) her tekbir getirişinde sesiyle kaleleri,binaları yıkacağını başının üzerindeki meleğin yüksek sesiyle bu kişi Mehdi (a.s.)’dır,bu kişiye uyun diyeceğini,tank,top dahil hiçbir silahın Hz.Mehdi’nin bedenine etki etmeyeceğini,Hz.Mehdi geçerken Adriyatik Denizi’nin kuruyacağını,Akdeniz’in cam gibi donup kalacağını,gökten meleklerin dünyadaki her insana kendi dilinde bu konuyla ilgili açıkça duyacakları ve görecekleri şekilde hitap edeceğini ve diğer insan üstü özelliklerini açıklıyor.Bu yüzyılda gelebilirdi ama vakit geçti diyor.Bu yüzyılda Hz.Mehdi,Cübbeli’nin dediği tarzda gelseydi talebelerinin sayısı bütün bu özelliklerine rağmen nasıl 313 kişide kalırdı.Nasıl münafık bazı âlimler onunla uğraşabilirdi? Bu mübarek cemaatten ayrılan münafıklar nasıl çıkabilirdi?Cübbeli sustu kaldı.Cübbeli’den hiç ses çıkmıyor.Bu konularda halkı aydınlatması gerekir.
ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor.
SUNUCU: Evet hakikaten yani hem melekler söyleyecek,hem denizler kuruyacak ve buna rağmen inanmayacaklar.Mümkün değil böyle bir şey.
Evet, arkadaşlarım oradan işaret ettiler ama kısa bir aramız mı var?Efendim bu konuda kısa bir aranın ardından devam edelim sohbetimize.Kısacık bir aranın ardından bizler yine burada olacağız.Bizden ayrılmayınız efendim.
Kısa bir aranın ardından programımız devam ediyor.Evet Efendim.
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam,bu sefer Doktor Hocamdan başlayacağız.İnşaAllah.Müslim Pehlivan,Sakarya’dan.Bakalım neler diyor onu bir okuyalım.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah.Fen ve felsefenin tasallutuyla,etkisiyleve maddiyyun ve tabiiyyun taunu,materyalizm,Darwinizm ve ateizm hastalığı beşer içine intişar etmesiyle,yani insanlar arasında yayılmasıyla,her şeyden evvel felsefeyive maddiyyun fikrini,yani materyalizm,Darwinizm ve ateizm gibi Allah’ı inkâr eden dinsiz akımları tam susturacak,tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktadır.Ehl-i imanı delaletten muhafaza etmek,iman edenleri sapkınlıktan korumak,diye ifade etmiş.(Emirdağ Lahikası,Sayfa 259) ‘da Bediüzzaman Hazretleri,Bediüzzaman yukarıdaki sözünde Hz.Mehdi (a.s.)’ın birinci ve en mühim vazifesini açıklamış,Darwinizm ve materyalizmi yok etmek diye belirtmiştir.Neden Bediüzzaman bu konuyu birinci vazife olarak söylemiş?Çünkü Deccaliyetin ana dini ve asıl putudur Darwinizm.Said Nursi Deccalın şahsını bir mikrop,bir nezle bile yok edebilir ama Deccaliyetin fikir sistemi pek azametli ve pek şiddetlidir diyor.Hz.Mehdi (a.s.) Deccal’in dini olan Darwinizm ve materyalizmi yerle bir ederek Deccaliyeti yer yüzünden silecektir.Cübbeli Darwinizmin "d"sinden,materyalizminde "m"sinden anlamaz.Asıl tehlikeden haberi yok.Cahilce dedikodularla vakit kaybediyor.
SUNUCU: Evet.Şey Hz.Mehdi’nin üç önemli görevi olacak diye bahsetmiştiniz bir programımızda.Birinci görevi Darwinizm’le mücadele etmek değil mi?
ADNAN OKTAR: Evet,Darwinizmi ve materyalizmle mücadele edecek diyor Said Nursi.Said Nursi ile ilgili hiçbir eser yazmamıştır.Hiçbir yazısı olmamıştır.Tamamen Mehdi’ye bırakmıştır.Mehdi devrinde,bizden sonra diyor bir asır sonra diyor; Darwinizmi yerle bir edecek diyor inşaAllah.Gökhan Akın Ankara’dan göndermiş onu oku.
OKTAR BABUNA: Bediüzzaman Hazretleri Emirdağ Lahikası’nın 267.sayfasında kendisinin seyit olmadığını söylemiştir.“Ben de onlara demiştim.Ben kendimi seyit yani Peygamberimizin soyundan bilemiyorum.Bu zamanda nesiller bilinmiyor.Hâlbuki ahir zamanın o büyük şahsı,al-i beytten Peygamberimizin ailesinden olacaktır.”(Emirdağ Lahikası sayfa 267.) Hadisi şeriflerde ise Hz.Mehdi’nin Peygamber Efendimizin (sav)’in mübarek soyundan olacağı bildirilmektedir.Hadis: “Mehdi benim soyumdandır Fatıma’nın evladından gelecektir.(Ebu Davud Büyük Hadis Külliyatı) Üstelik Bediüzzaman Hazretleri o büyük şahıs diyerek,Hz.Mehdi’nin şahsı manevi olmayacağını,bir şahıs olacağını da açıkça söylemektedir.Bence Üstad’ın sözleri çok açık.Cübbeli ve bazıları neden hala konuyu anlamazlıktan gelip akıl almaz yorumlar yapıyorlar anlamıyorum.”
ADNAN OKTAR: Şimdi en iyisi sana açtırmak bir sayfa, aç şöyle ver bakalım.
SUNUCU: Peki.Bu arada tabi son dönemde Said Nursi Hazretlerine çok çirkin ithamlarda bulunuluyor.Sanıyorum onun da sebebi bu.Değil mi efendim?
ADNAN OKTAR: E tabi.Böyle değerli bir âlim,İttihat-ı İslam’dan,Türk İslam Birliğinden bahsediyorsa,dünyaya İslam’ın hâkimiyetinden bahsediyorsa,Mehdi’nin çıkacağından,İsa’nın inişinden bahsediyorsa Hz.İsa’nın,birinci hedef haline geliyor.Kötü söz söyleyenler kendilerini tarif etmişler.O sözler onlara aynen bir milyon mislini iade etmiştim.Bir milyon daha artırdım yine iade ediyorum.İnşaAllah.Bediüzzaman nurdur.Onların pisliği Bediüzzaman’ın 1 km yakınından bile yaklaşamaz.Onların kendi pislikleri kendi üstlerine çöktü şu an,iade ettiğim için.İnşaAllah.
Efendim.Tuğba Balkan Zonguldak’tan göndermiş.Oku bakalım.
OKTAR BABUNA: Cübbeli'nin 1986 yılında ki bir konuşmasından bir bölüm yazmak istiyorum;...İmam-ı Rabbani Hazretleri Mektubat'ında Buyuruyor Ki "Mehdi (As) Çıktığı Zaman Medine'nin En Büyük Âlimi Karşı Gelecek."..."Medine'nin en büyük âlimi diyecek ki,bu adam bizim dinimizi ortadan kaldırmak istiyor" diyecek Mehdi için bak.Niçin çünkü bidatleri uydurmaları din namına tutmuş hakiki sünnetleri terk etmiş olduğu için dini bidatten ibaret olmuş.Mehdi (a.s.)'de Bidatleri Kaldırmağa Çalışınca "Dinimiz Elden Gidiyor" Diye Bağıracak...Hadis-i şeriflerden Hz.Mehdi (a.s.)'nin İstanbul'dan (Medine’den) çıkacağı anlaşılıyor.Hz.İbni Amr'dan (r.a.) Rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz (altıncısı) Medine’nin (şehrin)fethi.
-Denildi ki: Hangi Medine?(Hangi şehir?)
-Buyurdu ki: Konstantiniyye.(İstanbul)
(Ramuz-el hadis,s.296)
Cübbeli Hoca'ya bir sorum var?1986 yılında yaptığı bir sohbete ait kasette İmam Rabbani Hazretlerinden bir Hadis-i şerif naklederek,Medine yani İstanbul'da Hz.Mehdi (a.s.)'ye karşı mücadele verecek cahil bir âlimden bahsediyor. Hz.Mehdi (a.s.)'ye karşı Medine de yani İstanbul'da mücadele edecek olan bu cahil âlimin kim olduğunu biliyor mu?Birçok şeyi çok iyi bildiğine göre bunu da çok iyi biliyor olması lazım.Tarihi bir olayla ve büyük bir mucizeyle karşı karşıya olabilir.
ADNAN OKTAR: Evet,bunu ben demiyorum ama inşaAllah.Bismillah yine açalım.Evet uzunca bir yazı ama oku.Ayhan Karaca, Tokat’tan göndermiş hemşehrim.
OKTAR BABUNA: Fethullah Gülen Hocaefendi'den bir alıntı yazmak istiyorum.Mehdî ile alakalı hadis-i şeriflere de iki örnek vermek yerinde olsa gerektir: "Mehdî bizden,Ehl-i beyttendir.Allah onu bir gecede zafere erdirecektir.Mehdî,Fatıma evlâdındandır" (İbn Mâce,Fiten,34; Dârimî,Mehdî,1)."Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa,Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beytten birini gönderecektir" (Ahmed b.Hanbel,II,117-118).Cenâb-ı Hak,rahmetinin eseri olarak her bir fesad-ı ümmet zamanında (müslüman toplulukların bozulmaya uğradığı dönemlerde) bir muslih,(ıslah edici) bir müceddid,(dini yenileyep aslına döndüren) bir halife-i zîşan,(İslam topluluğuna lider bir kişi) bir kutb-u âzam,(zamanının en büyük dini lideri) bir mürşid-i ekmel (üstün bir yol gösterici) ya da bir nevi mehdî hükmünde mübarek zatları göndermiş. Fesadı izale edip (bozulmayı önleyen) milleti ıslah etmiş,din-i Ahmedîyi (İslam'ı) muhafaza buyurmuştur.Bu hususu (konuyu) nazara veren (ilgilere sunan) ve siyaset sahasında Mehdî-i Abbâsî,(başarılı kişiler için bir benzetme olarak kullanılır) diyanet âleminde Gavs-ı Âzam,(zamanının en büyük alimi,Abdulkadir Geylani) Şâh-ı Nakşibend,(Nakşibendiliğin kurucusu,Muhammed Bahauddin) aktâb-ı erbaa (dört ünlü ehli sünnet alimi olarak bilinen kişiler) ve on iki imam (Hz.Ali'nin soyundan gelen on iki halife) gibi zatları misal gösteren Bediüzzaman der ki,"Madem O'nun âdeti öyle cereyan ediyor,(işliyor) âhir zamanın en büyük fesadı zamanında,elbette en büyük bir müçtehit,(gerektiğinde ayet ve hadislerden hüküm çıkaran bir alim) hem en büyük bir müceddid,(dini yenileyici) hem hâkim,hem mehdî,hem mürşid,(insanlara doğru yolu gösteren)hem kutb-u âzam (zamanının en büyük dini lideri) olarak bir zât-ı nuranîyi (nurlu bir şahsı) gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden (Hz.Peygamber (sav)'in soyundan) olacaktır.(http: //tr.fgulen.com/a.page/eserleri/akademi.yazilari/2000.akademileri/a2290.html).Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Bediüzzaman Hazretleri'nden aktardığı bu yazıların devamında Bediüzzaman,Hz.Mehdi (a.s.)'nin gelişi için tarih de vermiştir.Şu an Bediüzzaman'ın verdiği o zaman dilimini içindeyiz.MaşaAllah
ADNAN OKTAR: Bunu Fethullah Hoca yazıyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet Fethullah Hoca yazıyor.Sitesine koymuş.
ADNAN OKTAR: Sitesine koymuş.MaşaAllah.O da demek ki Mehdi’nin geleceğini açık açık anlatmış.Görülüyor ki çok sarih.Said Nursi’den kaynak vererek anlatıyor evet.Selamettin Mutlu Isparta’dan.Aynı sayfada onu da sen oku.
CİHAT GÜNDOĞDU: Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevilik ve İslamiyet; ittihat (birleşmeleri) neticesinde,dinsizlik cereyanına (akımına) galebe edip (galip gelip) dağıtacak istidadında (kabiliyette) iken Âlem-i Semavatta (Gökler Âleminde) Cism-i Beşerisiyle (İnsani Cismiyle,Bedeniyle) Bulunan Şahs-ı İsa Aleyhisselam O Din-i Hak Cereyanının (Hak Dinin) başına geçeceğini bir muhbir-i sadık (Doğru haber aktaran -Peygamberimiz (sav)'in sıfatlarından biri-),bir Kadir-i Külli Şey'in (her şeye muktedir olan Yüce Allah'ın) vaadine istinad ederek (dayanarak) haber vermiştir.Madem haber vermiş,haktır; madem Kadir-i Külli Şey (Her şeye Muktedir Olan Yüce Allah) vaat etmiş elbette yapacaktır...(Mektubat,s.53-54) "...Cism-i beşerisiyle (İnsani cismiyle,bedeniyle) bulunan Şahs-ı İsa Aleyhisselam..." bu cümle ne demektir?
1.Cism-i Beşerisiyle (İnsani Cismiyle,Bedeniyle) - Şahsı Manevi Olarak Değil.Bu Dünyadaki Bedeniyle
2.Şahs-ı İsa Aleyhisselam - Hz.İsa (A.S.)'ın Şahsı Yani Bizzat Kendisi (Şahsı Manevisi Değil).
3.O Din-İ Hak Cereyanının (Hak Dinin) Başına Geçeceğini - Hıristiyan aleminin başına Müslüman bir lider olarak geçeceğini Bediüzzaman bir çocuğun dahi anlayacağı kadar açık,sarih ve net olarak açıklamıştır."Hz.İsa (a.s.) dünyevi bedeniyle inmeyecek,şahsı manevi olarak gelecek,Said Nursi Hazretleri de bu şekilde söylüyor" demek çok büyük ayıp,yalan,bühtan ve iftiradır.Bediüzzaman'ın tespitlerine göre Hz.İsa (a.s.)'nın nüzulüne en fazla 10-20 yıl kalmıştır.Risale-i Nur Külliyatı'nı okuyanlar bu açık gerçeği görebilirler.
ADNAN OKTAR: Evet,MaşaAllah.O yüzden ben bu Cübbeliye Cevap kitabını özellikle tavsiye ediyorum Emre Bukağılı’nın.İnternetten kardeşlerimiz indirsinler.Bu kitaptan istifade etsinler.Evet.
SUNUCU: Ayrıca bir internet adresinden de bahsetmiştiniz.
OKTAR BABUNA: cubbeliahmethoca.org.Cübbeli iki b’yle u ile yazılıyor cubbeliahmethoca –birleşik- nokta org.
SUNUCU: Birçok site var cevap niteliğini taşıyan ama özellikle bunu söylüyorsunuz evet.
OKTAR BABUNA: Kolay olduğu için akılda kalınması kolay olduğu için.Oradan girebilirler,diğerlerinin hepsi…
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet inşaAllah.Koalaların çok büyük kimyasal mucizelervar vücudunda.Özellikle karaciğerinde sergilenen…Mesela biliyorsunuz koalalar,özellikle okaliptus ağaçlarında yaşıyorlar.Okaliptus ağacının yapraklarını yiyerek yaşıyorlar, besleniyorlar,hayatlarını sürüyorlar.Orada da barınıyorlar.Şimdi okaliptus ağaçlarının yapraklarına bakıldığında bir defa zehirli maddeler içerdiği hemen görülüyor.Eterik yağ var.Bu pek çok canlı için zehirli bir madde.Ama bakın koala,yalnızca koala da bu eterik yağı,karaciğerinde koalanın karaciğerinde eterik yağı etkisiz hale getiren özel enzimler olduğu saptandı.Bu sayede koala,diğer canlılar ölürken orada rahatlıkla barınıp yaşayabiliyor.Ve bakın böyle bir korunma mekanizması var.Sırf koalaya mahsus olarak.Ve bir doktor gibi adeta bir eczacı gibi; hangi yaprağın kendisi için fayda hangisi için zararlı olduğunu da biliyor.İhtiyacı olan yapraklar var.Onları gerektiğinde yiyor.Mesela alt aşağı yapraklar onun vücudunu ısıtacak olan yapraklar.Vücudu üşüdüğünde o yaprakları yiyor özellikle.Vücudu ısısı arttığında,kendisi vücudunu soğutacak olan yapraklar var üst dallarda bulunan.Gidip onları yiyor.Yani bir kimya profesörü gibi bir bilgiye sahip olması lazım...Eğer bunu kendi bilgisiyle yapıyorsa eğer.Ve hiçbir şey de kimse iddia edemez.Hangi yaprakların neye yaradığını biliyor olması lazım.Bu tabi Allah’ın ilhamıyla,kendisine Allah’ın ilhamıyla bunları başarıyor olması açık,bu şekilde mantıklı bir şekilde açıklanabilir.2 hiçbir şekilde o zararlı madde eterik yağ nasıl vücudunda etkisiz hale getireceğini tabi ki bilmesi söz konusu değil.Bunları tesadüfen olduğunu iddia etmekte söz konusu olamaz.Çünkü; eğer zehirli bir etkiye sahipse o yaprak,ilk yediğinde zaten ilk koala hemen ölecektir.Ama böyle olmuyor.Vücudunda zaten bu mekanizmayla yaratılmış oluyor.Korunma mekanizmasıyla yaratılmış oluyor ki,o ağaçta barınabiliyor.Milyonlarca yıldır barınabiliyor.
SUNUCU: Kendi bilincinin tamamen dışında.
CİHAT GÜNDOĞDU: Ötesinde.Kendi,yani bizim de bilgimizin ötesinde bir şey.Karaciğerde hangi enzim çalışsın da eterik yağı etkisiz hale getirsin?Bu hala insanların bilgisi dâhilinde çözebilecekleri bir sorun değil.Ama koala bunu çözebiliyor.Tabi ki Allah’ın yaratmasıyla bu mümkün; Allah’ın sonsuz ilmiyle,Allah bize yaratma sanatını bir başka detayını burada bize göstermiş oluyor.
ADNAN OKTAR: Doktor Oktar bey buyurunuz.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah hocam.Hücre de hormonların antenleri var hücrelerde.Bundan daha önce de bahsetmiştik ama kısaca tekrar anlatmak istiyorum.Çünkü hormon -müsaade ederseniz- mucizesinden bahsetmek istiyorum Allah’ın yaratma mucizesi.Bu antenler bütün hormonlar için aynı,bakın hücrenin zarında bir anten görüyoruz.Hormon geliyor buna bağlanıyor.Bağlandığı dönemde değişiklikler oluyor.İkisi iki ucu bir araya gelen bu antenin altında bakın bir takım kimyasal değişiklikler oluyor.Bazı moleküller ekleniyor.Bu moleküller hücrenin içerisindeki diğer ayrı protein moleküllerini aktif,harekete geçiriyorlar aktif hale geçiriyorlar.Onlar da gidiyorlar görevlerini meydana getiriyorlar.Mesela diyelim ki bir hormon.Tiroit hormonu; apayrı bir işlevi var onun hücrelerin metabolizmasını arttırıyor demiştik.Ya da mesela vazo presso hormonu var ismi önemli değil.Bu hipotalamustan salgılanıyor.Bu hormonun görevi: vücudumuzdaki su miktarını yani dolaşımdaki kan miktarını su miktarını ayarlamak.Şimdi eğer böbrekler süzüyor,eğer bu kontrolsüz olsaydı hemen şoka girer ölürdük.Az olsa değil mi şişip yine ölüyorsunuz.Kalp yetmezliği gelip yine ölüyorsunuz.İşte bu hormonun görevi: vücutta ne kadar su tutulacağını ayarlamak…Şimdi ameliyat oluyor bazı hastalarda rahatsız oluyorlar.Hipofizlerinde rahatsız olduklarında ben bizzat bunlarda görev almıştım.Ameliyat yaptığınızda bu hormonu salgılanma dengesi bozuluyor.Ne oluyor biliyor musunuz?Bu hormon olmayınca günde 20 litre kadar idrar yapıyor.Yani sürekli sabahtan akşama kadar su içiyor.Sabahtan akşama kadar içtiği suyu hiç tutamıyor.Eğer bu hormon olmazsa.Dolayısıyla acil müdahale gerekiyor,insan bu şekilde yaşayamaz.Çünkü gece de devam ediyor bu.Bunun için dışarıdan bu hormonu özel sprey olarak veriyor doktorlar.Ayarlamak için.Hasta günlerce takip ediliyor.Her an idrar miktarı ölçülüyor.24 saat idrar miktarı ölçülüyor.O damlaların miktarı sürekli ayarlanıyor.O ayarlanırken ne oluyor biliyor musunuz?Ya aşırı su kaybediyor hasta,ya aşırı su tutuluyor.Bunun arasında gidiyor geliyor,gidiyor geliyor en sonunda ortalama bir doz hesaplanıyor.Bakın kaç tane doktor,bütün hastane devreye giriyor o dozu ayarlayabilmek için.Vücudumuzda hayatımız boyunca her an ayarlanıyor.Hiçbir yanlışlık yok.Ne şişiyoruz,ne şoka girip ölüyoruz Allah’ın işte yaratma sanatı bu.Kusursuz hesaplar var bize bırakılmamış.Zaten insan akıl edemez bunu mümkün değil yapması.Kavi pek güçlü olan Allah’ın yaratma sanatı.
ADNAN OKTAR: Mesela bak Oktar anlatırken ara moleküllerdenbahsediyor meydana gelen, ara.Yani onların her biri ayrı bir mucize zaten, yani apayrı bir âlem onlar.Arada mesela laf arasında geçiyor onlar.Hâlbuki onları meydana getirilmesi de apayrı bir konu.Çok kapsamlı olaylar inşaAllah.Yani binlerce,on binlerce,milyonlarca kapsamlı olay insan vücudunda oluyor bizim haberimiz bile yok.Yani insan aklının milyonlarca misli akla sahipler.Tabi yani olağanüstü gelişmeler oluyor.Biz gayet sakin geziniyoruz sokakta.Değil mi?Kafede oturuyor adam,yemek yiyor.Haberi bile yok.
SUNUCU: Tabi.Haberi bile yok Oktar Bey bahsetti ya bütün hastane o dengeyi ayarlayabilmek için seferber oluyor diye.Bakın ne kadar zor bir şey.Biz de sürekli oluyor maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, mesela bir hormon molekülü bunu çok rahat yapabiliyor.Tabi
Evet buyurun.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bir arıyı arı kovanını korumak için bekçi arılar kendileri feda ediyorlar biliyorsunuz.Saldıran hayvan ya da işte insan olabilir.Onu hemen saldırarak iğnelerini sokup zehirlerini bırakıyorlar vücuduna.Ama bu tabii ki o bal arısı için kendilerini feda etmiş anlamına gelmiş oluyor.Çünkü neden?Zehrini sokarken o iğne mekanizması zaten soktuğu yerde ciltte takılı kalıyor.Ve kendi uçmaya çalışırken tabi ki vücudunu parçalıyor,karnını parçalıyor.Ve yalnızca iğne mekanizması kalıyor geride.Ciltte takılı olarak kalıyor ve hatta hala zehir pompalamaya devam eden bir mekanizma kalıyor geride.Şimdi arının burada yapmış olduğu hareket bir defa çok büyük bir fedakârlık.Bunu toplumsal olarak yani işte kendi,evrimcilerin iddiası biliyorsunuz işte her bir birey kendi için çalışır.Kendini kurtarmaya çalışır, işte fedakâr değildir gibi iddiaları tamamen boşa çıkaran bir hareket görmüş oluyoruz.
ADNAN OKTAR: Ayrıca bu iğne mekanizmasını incelediğimiz de şunu görüyoruz.Bir defa bu zehirli ok,yani bir kanca gibi ciltten çıkamayacak şekilde özel olarak tasarlanmış.Yani nasıl bir oltanın ucunu çıkarmak için balıkçı özellikle titiz bir şekilde çalışır çıkarmak için.Çünkü kanca mekanizması vardır.Geriye çıkmamak üzere...Bu da yine bu şekilde özellikle tasarlanmış bir tasarıma sahip bir yapıya.Özellikle bunun için yaratılmıştır.Bu da yine bir Allah’ın özel bir yaratış sanatının bir detayını görmüş oluyoruz burada.Onu pompalayacak özel bezler yine beraber iğneyle beraber orada takılı kalır ve pompalamaya devam eder.Düşmanı etkisiz hale getirmek üzere,oradan uzaklaştırmak amacıyla...
CİHAT GÜNDOĞDU: Bu da yine Allah’ın bir sanatı.Yaratma sanatının detayı.
SUNUCU: Yani arı nereden düşünüyor kendisini feda etmesi gerektiğini veya öyle bir savunmaya girmeye gerektiğini değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Acı veren bir zehir var orada ve düşman tamamen oradan zaten kaçıp uzaklaşmaya başlıyor amaç yerine getirilmiş oluyor zaten.
ADNAN OKTAR: Evet,Aykut Aygüneş Konya’dan şu yazıyı oku.
CİHAT GÜNDOĞDU: Şeytandan Allah’a sığınırım,Ali İmran Suresi 103.Ayet. “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın” Cübbeli’ye göre müteşabih ne hadis ne de ayeti kerime var,hepsinin düz anlamları ile anlaşılmaları gerekiyor,hâlbuki Ali İmran suresi 103.ayeti kerime de belirtilen Allah’ın ipi Kuranı Kerim’dir,Allah’ın hükümleridir,Allah’ın hükümlerini tam uygulayın anlamına gelir,ayeti kerime de bildirilen ip bildiğimiz ip anlamında değildir.İmamı Gazali hazretleri ihyasında bu konuyu delil vererek çok detaylı anlatır.Cübbeli aşırı derecede cahil...Kendi kafasına göre birçok şeyi yanlış açıklıyor.Müslümanlar en doğru bilgiyi böyle insanlardan değil,muteber ilmihal kitaplarından ve büyük âlimlerin yazdığı eserlerden öğrenirler.Mesela Ömer Nasuhi Bilmen Hoca'nın Büyük İslam İlmihali çok güvenilir bir fıkıh kitabıdır.Allah hepinize selamet ve bereket versin,Selamünaleyküm,demiş.Aykut Aygüneş,Konya’dan.
ADNAN OKTAR: Ve aleykümselâm.Evet, Muhsin Kerimoğlu,Samsun al onu oku.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır. (İsra Suresi,44)
Göklerde ve yerde Allah'ın yarattığı her şey sabah akşam onu övgüyle tespih etmektedir.Ama biz onların tespihlerini duymuyoruz.Melekler de Allah'ın ayetinde bildirdiği gibi arşın etrafını çevirmişler olarak Rablerini hamd ile tespih ediyorlar,fakat insanlar onları da göremiyor ve tespihlerine şahit olmuyorlar.Melekler,melekler âleminde birbirlerini görüp,duyuyorlar ve ancak kıyamet vaktinde insanlar tarafından görülebiliyorlar.
Şeytandan Allah’a sığınırım. Melekleri de arşın etrafını çevirmişler olarak Rablerini hamd ile tespih ettiklerini görürsün. Aralarında hak ile hüküm verilmiştir ve: "Âlemlerin Rabbine hamdolsun" denilmiştir. (Fatır Suresi, 75)
Cübbeli Hz.Mehdi (a.s.)'nin zamanında meleklerin alenen görüneceğini söylüyor.Bu yanlış bir bilgi.Doğrusu üstte anlatıldığı gibidir.Allah Harun Yahya Hocamızdan ve sizlerden razı olsun.Esselamün aleyküm rahmetullahi ve berekatuhu.
OKTAR BABUNA: Fosillerleilgili bir şey... onu anlatabilir miyim?
ADNAN OKTAR: Anlat tamam.
OKTAR BABUNA: Bu şimdi 500 milyon yıllık küsur yıl önce bir dönem var buna kambriyen dönemi deniyor.Burada 50 tane canlı grubu var,ondan önce 3 tane var,çok hücreli ama böyle gözle görünen canlılar değil bildiğimiz gibi canlılar değil.50 tanesi birden bire ortaya çıkıyor yani patlama şeklinde bakın,fosil görüntüsü şöyle evrimcilerin iddiası nasıl?Gerçek fosil kayıtları nasıl bunu hep birlikte bir görelim,nasıl fosillerin yalanladığı evrimi.Bakın bu evrimcilerin iddiası şu burada böyle ağaç şeklinde bir şey olduğunu iddia ediyorlardı,bir tane güya hücre oluşacaktı bunda,güya o hücreden de sözde zamanla,böyle ağaç şeklinde bir şey bekliyorlardı fosil kayıtlarında.Bakın gerçek fosil kayıtları tamamen yalanlıyor,tamamen aksi bunun,50 tane bakın bunların her bir çizgi bir hayvan grubuna tekabül ediyor.50 tanesi şu çizgi ortaya çıktıkları zaman 500 küsur milyon yıl önce birden bire bakın patlama şeklinde ortaya çıkıyor.Hatta zamanla azalıyor,ağaç tersine duruyor yani böyle,bu gerçek fosil Darwinizmin bütün iddialarını tamamen yalanlıyor,bu bulunan fosilleri bu da çok ilginç Amerika’daki çok tanınmış bir müze var,evrimci bir müze.Bunun müdürü 70 yıl saklıyor bu fosilleri insanlardan,depoda öldükten sonra buluyorlar kayıtlarını çünkü neden evrimi yalanlıyor da ondan.Yani insan fosil evrimciler gerçek olsa saklar mı?Hemen değil mi?Zaten hocamız biliyorsunuz 10 trilyon lira vaat ediyor veriyorum demişti,2 senedir ortaya kimse çıkmadı yok çünkü.70 yıl saklıyor bakın insanlardan ancak o öldükten sonra ortaya çıkıyor bunlar.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah,Ali Sabri Uzun,İstanbul’dan yazmış onu oku.
CİHAT GÜNDOĞDU: Mahmud Esad Coşan şöyle demiş: Ben bazı arkadaşlara dedim ki bakın Hz.Mehdi a.s. kıyamet alametlerinden birisidir,çıkacak.Onun zamanında yaşayan insanlar (velev habven ales selci),buz üzerinde emekleyerek dahi olsa ona ulaşıp onun askeri olmaları lazım,Hz.Mehdi a.s.sevgisi hepimizin içinde vardır,Hz.Mehdi a.s. bağlanmak arzusu hepimizin arzusudur.Prof.Dr.Mahmud Esad Coşan, Güncel Meseleler adlı kitabından alıntı.
Rahmetli Şeyh Mahmud Esad Coşan Hoca Efendi de Hz.Mehdi a.s.bu yüzyıldaki gelişini aşkla ve şevkle bekleyen bir insandı.Onun şeyhi Mehmet Zahit Kotku Hz.de aynı şekilde Hicri 1400 de Hz.Mehdi a.s. vazifeye inşaAllah başlayacağını ifade eden mübarek bir şahsiyetti,demiş Ali Sabri Uzun.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah,sen bir iman hakikati anlat.
CİHAT GÜNDOĞDU: Balıklar, özellikle kutuplardaki balıklar hiçbir şekilde donmuyorlar. Yani biliyorsunuz suyun yüzeyi kalın bir buz tabakasıyla donmuş olmasına rağmen hatta buzulların altında olmalarına rağmen,buradaki balıklar donmuyorlar hiçbir şekilde. Nasıl oluyor diye bakılmış;işte bunların kanında antifriz bezleri… Bugün biliyorsunuz arabaların motorları işte donlarda etkilenmesin,patlamasın,çatlamasın diye blokları özellikle konan su yerine konan özel bir sıvı var,antifriz denen,tıpkı bu özel madde ile dolu olarak saptanmış damarları yani damarlarında bizim bildiğimiz sıvı dolaşmıyor.Ancak bu kanın donmasını engelleyecek özel bir antifriz maddesi dolaşıyor.Bakın bu hiçbir şekilde balığın normal ihtiyarında yani bunu kendi yönetiminde olan bir şey değil,balıklar burada en ufak bir şekilde demek ki bir buzula dokunuverseler donacaklardı ve hayatları devam etmeyecekti.Allah özel buradaki canlıları kanlarında özellikle bu antifriz maddesi ile yaratmış ve bunu kimyasal olarak incelendiğinde sudan çok daha özel bir yapısı olduğu zaten anlaşılıyor.Balığın bu maddeyi çözmüş ve kendini donmaktan kurtarılacak bu problemden kendisini bu şekilde korunmuş olması hiçbir şekilde iddia edilemez,peki bunun tesadüfen olduğu iddia edilebilir mi?Evrimciler bunu iddia ediyor ne kadar saçma olduğu ortada.Bu tabii ki Allah’ın yaratma sanatının başka bir detayı,Allah’ın bu balıkları bu koruma mekanizması ile yarattığının bir kanıtı olmuş oluyor.
SUNUCU: Evet,ayrıca o bölgede balıkların yaşayabiliyor olması de orada diğer canlıların balıkla beslenebilmesine de bir şekilde vesile olmuş oluyor,hepsinin bir nedeni var ve muhteşem hakikaten muhteşem,şükrediyoruz,ne diyeyim.
CİHAT GÜNDOĞDU: Semenderler var Sibirya’da yaşayan bir tür semender var.Bu da Sibirya’nın soğuğu malum çok eksi 30 derecelere varan bir soğuk oluyor.Burada yine aynı şekilde bu antifriz onun damarlarındada saptanmış,toprağın derinliklerine kendini gömüp burada yıllarca donmuş olarak kalabiliyor sonra tekrar çıktığında donmamış olarak hayatına devam edebiliyor.Bu antifriz maddesini kanında bulunması sebebiyle,koruma mekanizmasıyla.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.Efendim.Şeytandan Allah’a sığınırım.“Senin zikrini şanını yüceltmedik mi?” İnşirah Suresi ayetinin ebcedi 2009 yılını veriyor,ayeti kerimenin anlam ve ebcedi. Mehdi a.s.’nın 2009 yılında şanını ismini çok fazla yayılacağına mı işaret ediyor acaba, demiş kardeşimiz.Çünkü günümüzde Mehdiyetve Hz.Mehdi’nin ismi çok fazla geçiyor,çok fazla konusu oluyor ayetin ebcedinin 2009 yılını vermesi çok şaşırtıcı ve manidar.Şeytandan Allah’a sığınırım.“Senin zikrini şanını yüceltmedik mi?” (İnşirah Suresi,4) ebcedi 2009 yılını veriyor hakikaten,çok acayip,maşaAllah.Evet, Kahraman Başyurt,Almanya.Onu oku bakalım.
OKTAR BABUNA: O (Hz.Mehdi (a.s.)) arza sahib olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur.Sizden O'na kim yetişirse,kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin,O'na katılsın.Zira O Mehdi'dir.(Ahir zaman Mehdisinin alametleri,Celalettin Suyuti,sf.14) Şeytandan Allah’a sığınırım.“Andolsun,biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.”(Enbiya Suresi,105) İslamiyet'in bu yüzyılda dünyaya hâkim olacağı çok açık alametlerle belirginleşti.Ayetlerin ve Hadis-i şeriflerin tahakkukunu inşaAllah çok yakın bir zamanda göreceğiz.Canlı yayın programlarına Hocamızın tekrar çıkmasını hasretle bekliyorum.Hemen hemen Hocamızın bütün canlı yayın programlarını izledim.Çok hikmetli,çok özlü,çok güzel bir hitabeti var.Harun Yahya Hocamıza selam ediyorum,başarılar diliyorum.MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ne zaman yazmış o,tarih var mı?
OKTAR BABUNA: Var,2 Haziran 2009.
ADNAN OKTAR: 2009 evet.
CİHAT GÜNDOĞDU: Dişi Mantis denilen bir böcek var ve yumurtladığı zaman yumurtaları,80-100 kadar yumurta bırakıyor.Tabii bunları yaprakların üzerine bırakmak durumunda...Kuşlar için bu çok güzel bir besin kaynağı.Hemen kuşlar bunları avlayıp besin olarak kullanabilirler yumurtaları.Mantis böyle bir şey olmasın diye Mantis böceği yumurtalarını özel bir sıvı ile kaplıyor.O sırada,yumurtlarken vücudunda üretilen bir sıvı sayesinde bu gerçekleşmiş oluyor.Bu sıvının özelliği hemen yumurtaları kaplaması ve süngerimsi bir şekilde kaplaması.Süngerimsi bir şekilde hemen sonra da kuruyuvermesive böylece yumurtalar bu süngerimsi sıvının içinde kurumuş bir halde rahatlıkla saklanabiliyorlar.Ta ki yumurtalar açılıncaya kadar.Böylece kuşların saldırılarından korunmuş oluyor yumurtalar.Şimdi Mantis böceğinin böyle bir akıl yürüterek,böyle bir çözüm bulduğunu kimse iddia edemez.Hani dese ki; ben işte yumurtalarım kuşlar gelecek yiyecek,bir an önce ben bunları koruyucu bir sıvı üreteyim vücudumda dese,o sıvının formülünü nereden bilecek?Vücudunda,nasıl emredecek vücudundaki hücrelere de o sıvıyı üretsinler?Böyle bir şey söz konusu olamaz.Bu tabi ki Allah’ın yaratması...Allah bize bir,doğadaki bir türün nasıl devam ettiğini,yumurtaları nasıl koruduğunu bize bu delille,bize bu bilimsel çözümle göstermiş oluyor,gözler önüne sermiş oluyor.Bizim Allah’ın yaratmasını,sonsuz ilimle nasıl yarattığını detaylı ilimle göstermiş oluyor bu delil.
SUNUCU: MaşaAllah.Evet, arkadaşlarımız süremizin dolduğuna dair işaret veriyorlar.Efendim süremiz doldu ama sizden son bir şeyler dinlemek isteriz.
ADNAN OKTAR: Evet,o sen o nurlu ellerinle Kuran’dan bir sayfa aç ver bana,hadi.
SUNUCU: Teşekkür ederim.Bismillahirrahmanirrahim.Buyurunuz.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım.“İbrahim de; hani kavmine demişti ki: "Allah'a kulluk edin ve O'ndan sakının,” yani Cenab-ı Allah’ın bela vermesinden,değil mi,cehennemden sakının. “eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.Siz yalnızca Allah'tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz.“ Darwinistlerin yaptığı gibi,değil mi?onlar da putlara tapıyorlar,yalan uyduruyorlar.“Gerçek şu ki,sizin Allah'tan başka taptıklarınız,size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın Katında arayın,O'na kulluk edin ve O'na şükredin.Siz O'na döndürüleceksiniz." diyor Cenab-ı Allah,inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah,maşaAllah.Evet,bugün elli kanalda birden programımız yayınlandı efendim.Tüm Türkiye’ye neredeyse ulaştık.İzninizle programımızı kapatmadan bu kanalları da bir saymak isterim:
Kanal 35,Kanal 72 Batman,Kanal 56 Siirt,Elif Tv Kayseri,Kanal 3 Afyon,Can Tv Erzincan,NTV Niğde,Kanal 54 Sakarya,Genç Tv Karaman,Destan TV Kütahya,Kanal 47 Mardin,Ort Ordu, Konya TV,Safa TVTokat,Amasya TV,Süper TV Tokat, Elbistan TV Kahramanmaraş,Tokat TV,Mrt Osmaniye,Süper TV İnegöl,CRT Adana,Tavşanlı TV,Kapadokya TV,Kanal 19 Çorum,Kanal 60 Tokat,Çağdaş TV Karaman,Karahisar TV,Yenice TVBursa,Otağ TV Adana, Iğdır TV,NRT Gaziantep,Kanal 55 Samsun,BRT Hatay,KTV Konya,Kanal Malatya,Can TV Diyarbakır,Trabzon TV,Ort Osmaniye,Ahi TV Kırşehir,Özege TV Uşak, Kanal G Giresun,Mega TV Gaziantep,Toros TV Mersin,BGRT Konya,Kanal 23 Elazığ,ERT Konya Ereğlisi,Venüs TV Bilecik,İstiklal TV Mersin, Kanal 25 Erzurum.Ayrıca da efendim Bingölve çevresinde yayın yapan Bingöl Fm’den 102 frekasnından da dinleyebildi izleyicilerimiz bizi.Ayrıca da Marmara ve Ege bölgesine yayın yapan 106.4 frekansındakiMavi Karadeniz Radyosundan da dinleyebildiler.Ayrıca da harunyahya.tv,habererdem.com,haberhilal.com adreslerinden de canlı olarak izleyebildiler efendim.
ADNAN OKTAR: Evet,bu Cübbeli’ye Cevap kitabında bize selam söyleyen kardeşlerimin hepsine aleykümselâm diyorum ve bütün milletime de selam ediyorum,bütün Anadolu’ya,bütün yiğitlerime,Güneydoğu Anadolu’ya,İç Anadolu’ya ve Anadolu’nun tamamına ve Ege Bölgesi’ne,hepsine selam ediyorum.Saygılar sunuyorum.
OKTAR BABUNA: Mail göndermişler ahirzamansohbetlerine,selam etmişler.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah,ona da aleykümselâm diyoruz.Selam diyen kardeşlerimize aleykümselam diyoruz.
SUNUCU: Evet bir programımızın daha sonuna geldik.Yayında ve yapımda emeği geçen arkadaşlarım adına mutlu bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum efendim,hoşçakalınız. 26 Ekim 2009
|