Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Makaleler ::::::::::.....
Harun Yahya

TAPINAKÇILAR TARİH SAHNESİNDE

Çıkar ilişkileri sonucunda kazanılmış ayrıcalıklar, tarikatın kontrolsüz bir güç haline gelmesine yol açtı. Kurulduktan kısa bir süre sonra niteliği ve görünüşü tamamen değişen örgüt, Kutsal Toprakları koruma ve Hıristiyanlığı yayma görevini bir tarafa bırakarak, kendi sapkın inanışının doğrultusunda kuracağı dünya hakimiyetinin peşinde koşmaya başladı.

I. Haçlı Seferi'ne katılanlar, 1099 yılında Kudüs'ü ele geçirmeyi başarmış ve büyük bir katliam gerçekleştirmişlerdi. Savaşa katılan askerlerin çoğunluğu geri dönerken, başta Fransa'dan gelmiş bazı soylular ve askerler olmak üzere, bir grup Haçlı askeri de bölgede kalmayı kararlaştırmıştı. Bu kararın görünüşteki amacı, Kutsal Toprakların ve Hıristiyan hacıların güvenliğini sağlamak ve Hıristiyan dinini bu beldede yaymaktı. Bir avuç idealist askerin ve din adamının gerçekten bu amacı güttüğü düşünülebilirse de, genel tablo göz önüne alındığında bunun sadece bir bahane olduğu rahatlıkla anlaşılır.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, I. Haçlı Seferi'yle birlikte, aslında Batı'nın sömürgeleştirme faaliyetleri başlamış ve yöredeki Arap halkıyla Batı arasında sonuçları günümüze kadar uzanacak sorunlar yaşanmaya başlamıştı. Katliamlar için öne sürülen gerekçelerin hiçbir geçerliliği yoktu. Müslümanların yönetimindeki Kudüs'te, hac yolları bütünüyle açıktı ve farklı dinlere mensup insanlar bir barış ve hoşgörü ikliminde birarada yaşıyordu. Fakat bu manzara, Müslümanların, Yahudilerin ve yerli Hıristiyanların Haçlılar tarafından katledilmesine engel olamadı.

YOKSUL ŞÖVALYELER! NASIL SİYASİ GÜÇ HALİNE GELDİ?

Nihayet 1099 yılında, Kudüs Krallığı kuruldu ve işgal hareketi Antakya-Urfa yönünde genişledi. Yaklaşık yirmi yıl sonra, başlarında Hugues de Payens olmak üzere, dokuz Fransız şövalyesi Kral Baldwin'in huzuruna çıkarak, sahil şeridinden Kudüs'e kadar uzanan bölgede hacıları korumaya gönüllü olduklarını ilettiler. Kral, bu teklifi memnuniyetle karşıladı. Böylece, Tapınakçıların hızlı yükselişi de başlamış oldu.

Dokuz şövalyenin kendilerine yakıştırdıkları "İsa'nın Yoksul Şövalyeleri" ünvanındaki yoksul sıfatı, paraya doymayan bu askerlerin amaçlarıyla ne denli çelişiyorsa, insanların gözlerini boyamada da o denli inandırıcı bir kılıf oluşturuyordu. Aldatmaca sadece isimle sınırlı değildi: Dünya hayatını ve maddi zevkleri terk etmiş rahip-asker görüntüsü çizmeyi de ihmal etmemişlerdi. Nitekim, ileriki bölümlerde ayrıntılı olarak göreceğimiz gibi, şövalyeler, kısa bir süre sonra, dine uygun olmayan hatta din düşmanı, maddiyatçı bir tarikata dönüşmekte gecikmeyeceklerdi.

Kral Baldwin, şövalyelere çeşitli imtiyazlar tanımakla kalmamış, bir zamanlar Süleyman Tapınağı'nın yer aldığı (Mescid-i Aksa'yı da kapsayan) bölgeyi kendilerine tahsis etmişti. Baldwin'in de kuşkusuz kendine göre planları vardı: Bölgede Müslümanların etkisi arttıkça Krallık riske giriyordu; savaş tecrübesi olan şövalyelerin varlığı, onların belirli noktalarda koruma görevi üstlenmeleri Kralın lehineydi. Ancak, bölgedeki Tapınakçıların sayısı yok denecek kadar azdı. Bu yüzden, Kral Baldwin ve Tapınakçıların ilk büyük üstadı Hugues de Payens, bu sayıyı artıracak planları devreye soktular. Sonuçta, Kilise'nin desteğini kazanmak Tapınakçılara istedikleri imkanı sağladı.

1127 yılında iki Tapınakçı, kraldan aldıkları mektupla birlikte Aziz Bernard'a* başvurdular. (*Aziz Bernard, o dönemde, Kilise içinde en etkili isimlerden biriydi ve yaşadığı dönemde, Hıristiyanlığın en önemli şahsiyeti olarak görülmekteydi. Aziz Bernard bütün Hıristiyan dünyasının önde gelen tarikatlarından olan Sistersiyan tarikatına bağlıdır; ayrıca Katolik Kilisesi içinde bu tarikata mensup olanlar önemli mevkilere sahiptirler. Fransa'dan Kudüs'e giden Tapınakçılar, Sistersiyan tarikatının Fransa'daki temsilcileri tarafından büyük destek gördükleri için Aziz Bernard, bütün kapıları açabilecek insan olarak belirlenmiştir.) Mektupta Baldwin, Tapınakçıları abartılı bir şekilde övüyor, Kutsal Toprakların bu fakir ama sözde inançlı askerler tarafından korunmasının önemini anlatıyor ve taleplerini belirtiyordu. Buna göre tarikat, Kilise ve daha önemlisi, doğrudan Papa tarafından tanınmalı, yardım ve destek esirgenmemeliydi. Beklenen destek kısa sürede geldi ve Hugues de Payens, Tapınakçı biraderleriyle beraber, Papa Honorius tarafından özel bir ilgi ve ayrıcalıkla kabul edildi.

TAPINAKÇILARA KİLİSEDEN DESTEK

1128'de Truva'da toplanan büyük konsül, toplantıya Tapınakçıları da davet etmişti. Bu yolculuk Tapınakçılara geniş imkanlar ve büyük miktarda maddi destek kazandırdı. Kral I. Henry'nin hediyesi olarak, altın ve gümüşten oluşan yüklü bir hazinenin yanı sıra, İngiltere, İskoçya, Fransa ve Flanders'daki bölge yöneticilerinden zırh, at gibi teçhizat ve önemli para yardımları aldılar. Payens, İngiltere'den ayrılmadan önce, tarikata hibe edilen bölgede bir şube açtı ve Tapınakçı biraderlerden birini başına geçirdi. Buradaki biraderin görevi, tarikata bırakılan yerlerin yönetimini ve toplanan gelirin Kudüs'e transferini yürütmek, ayrıca yeni üye toplamak, bunları yetiştirmek ve görev bölgelerine yollamaktı. Bunların dışında, Province bölgesinde, tarikata çeşitli gayrimenkuller verilerek vergi ayrıcalıkları sağlandı ve özel gelirler tahsis edildi. Böylece, tarikatın örmeye başladığı ağın ilk düğümleri atıldı.

Anglo-Sakson tarih kayıtlarında, Hugues de Payens'in, kendisine verilen destek sayesinde, Papa II. Urban'ın I. Haçlı Seferi'nde topladığı adam sayısından daha fazlasını tarikata üye yaptığı anlatılmaktadır. Gerçekten de tarikata o kadar çok rağbet vardı ki, İngiltere'de kısa sürede geniş bir Tapınakçı kitlesi oluşmuş ve Kudüs'tekine benzer bir idare şekline geçilmişti. Prensler ve asiller başta olmak üzere, her kesimden insan tarikata yardımda bulunmak veya üye olmak için yarışa girmişti. Tapınakçılar, Kilise'nin ve kralların imkanlarını biraraya getirip, kendilerine çıkar sağlayan bu kampanyayı uzun süre devam ettirmiş, eşi ancak günümüzde görülebilecek reklam-propaganda yöntemleriyle her kesimden insanı etkilemeyi başarmışlardı. O kadar ki öldüklerinde, Tapınakçı kıyafetleriyle Tapınakçıların mezarlarına gömülmek isteyen insanlar bile vardı.

Aslında burada söz konusu olan, Tapınakçıların Avrupalı asillere oynadığı bir oyundur: Yardım talebinde bulunurken gerekçe olarak Müslümanlarla yakında savaşacakları yalanını öne sürüyorlardı. Ancak Avrupa'da toplanan yardımlar bu sahte savaşın finansmanına değil, Tapınakçıların kasasına transfer oluyordu. Böylece şövalyeler, karanlık servetlerini oluşturma yolunda ilk büyük adımı atmışlardı.

1127'de iki Tapınakçı'nın Aziz Bernard'ı ziyareti aslında Tapınakçılar açısından bir nevi dönüm noktası idi. Ziyaretleri sırasında Tapınakçılar, Kilise yetkililerine tarikatın genel kurallarını anlatmış, ancak bunların büyük bir kısmı hoş karşılanmamıştı. Bu aşamada Bernard devreye girerek, tarikatın yeni bir düzenlemeyle Hıristiyanlığa uygun bir hale gelebileceğini savunmuştu. Akabinde, yeni tarikat nizamnamesini, bağlı bulunduğu Sistersiyan tarikatına göre hazırladı ve Tapınakçıların manevi eğitimlerini üstlendiğini bildirdi. Böylece tarikat, sadece Papa'ya karşı sorumlu tutulma ayrıcalığını kazanarak karşısına çıkabilecek bütün engelleri ortadan kaldırmış oldu. Papa'dan başka hiçbir otorite, Tapınakçılara hesap soramayacak, görev yükleyemeyecekti. Böylesi ayrıcalıkları sağlayan Aziz Bernard, Kilise'ye güç kazandıracağına inandığı uzun vadeli planını devreye sokarken, gerçekte çok büyük bir tehlikeye zemin hazırladığının farkında değildi.

TAPINAKÇILARA SINIRSIZ İMTİYAZ

Kilise'nin desteği Tapınakçıları tanımakla sınırlı kalmadı. Truva Konsülü'nden itibaren Kilise'nin ve soyluların tarikata sağladıkları imtiyazlar, şövalyelere sınırsız imkanlar sunmuştu. Dokunulmazlık zırhı bunların başında geliyordu. Şövalyeler doğrudan Papa'ya bağlıydılar ve başka hiçbir otoriteye hesap vermek zorunda değillerdi. Kral da dahil hiçbir yönetici onları tutuklayamıyor, sorgulayamıyor veya kendi hizmetinde kullanamıyordu.

Tapınakçılar, kendi adlarına kilise kurmak, dini tören düzenlemek, rahip atamak gibi dinsel ayrıcalıkların yanı sıra, kendi mahkemelerini kurmak, vergi toplamak, bağış ve yardım almak hakkına da sahiplerdi. Tapınakçılara ait mülkler, Kilise'nin onda birlik vergisinden muaf tutulduğu gibi, tarikat üyeleri de her türlü ödenekten muaf tutulmuşlardı.
İmtiyaz tanımada yerel yöneticilerin, kralların ve soyluların bonkörlükleri Kilise'ninkinden geride kalmamıştı: Tapınakçılara, bazen bir çiftlik, bazen bir saray, bazen de bütün bir kasabayı veya bölgeyi hibe etmiş, çeşitli gelir kalemleri ve hediyelerle ödüllendirip her türlü kolaylığı göstermişlerdi.

Çıkar ilişkileri sonucunda kazanılmış bu ayrıcalıklar, tarikatın kontrolsüz bir güç haline gelmesine yol açtı. Kurulduktan kısa bir süre sonra niteliği ve görünüşü tamamen değişen örgüt, Kutsal Toprakları koruma ve Hıristiyanlığı yayma görevini bir tarafa bırakarak, kendi sapkın inanışının doğrultusunda kuracağı dünya hakimiyetinin peşinde koşmaya başladı.

27 Temmuz 2008

Harun Yahya - Makaleler Makaleler listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
THE ECONOMIC POWER IN THE WORLD IS UNDER THE MONOPOLY OF FREEMASONRY (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Kitaplar
TAPINAKÇILAR VE MASONLAR  
 Filmler
TAPINAK ŞÖVALYELERİ VE MASONLAR  
 Makaleler
KUTSAL TOPRAKLARDA BİZANS OYUNLARI KUTSAL TOPRAKLARIN KAYBEDİLMESİNİN ARDINDAN
AHTAPOTUN KOLLARI AVRUPAYI SARIYOR TAPINAKÇILAR YERALTINA İNİYOR
BİR ORTAÇAĞ MAFYASI: TAPINAKÇILAR AVRUPA'YI KUŞATAN TAPINAKÇI ŞEBEKESİ
.....:::::::::: ESERİN KATEGORİSİ İLE İLİŞKİLİ DİĞER ESERLER ::::::::::.....
21. YÜZYIL MASONLUĞU: SESSİZ VE DERİNDEN AHTAPOTUN KOLLARI AVRUPAYI SARIYOR
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -1- AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -2-
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -3- AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -4-
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -5- ATATÜRK 1935 YILINDA MASON LOCALARINI KÖKÜ DIŞARIDA OLDUĞU İÇİN KAPANIYOR SÜTUNLAR YIKILIYOR
AVRUPA'YI KUŞATAN TAPINAKÇI ŞEBEKESİ BAZI HIRİSTİYAN GÖRÜNÜMÜNDEKİ MASONLARIN OYUNLARINA DİKKAT!
BİR ORTAÇAĞ MAFYASI: TAPINAKÇILAR DECCALİ SİSTEMİN, YANİ MASONLUĞUN İBADETLERİ ENGELLEMEK İÇİN YERLEŞTİĞİ YER, SÜLEYMAN MESCİDİ'DİR
DECCALİ SİSTEM OLAN MASONLUK, KENDİSİNE DİNDAR GÖRÜNÜMÜ VEREREK İNSANLARI ALDATIR DECCAL KOMİTESİ: DARWİN, MARX, STALİN, LENİN, MAO, TROTSKY VE DİĞER KANLI FAŞİST VE KOMÜNİST LİDERLER
DÜNYADAKİ EKONOMİK GÜÇ MASONLARIN TEKELİNDEDİR EVANJELIK MASONLARIN İNCİL'E DAYANDIRMAYA ÇALIŞTIKLARI SAHTE İZAHLARA DİKKAT
FRANSA DiNDEN NEDEN BU KADAR KORKUYOR? GLOBAL MASONLUK-1-
GLOBAL MASONLUK-2- GLOBAL MASONLUK-3-
GLOBAL MASONLUK -4- GLOBAL MASONLUK -5-
GLOBAL MASONLUK-6- GLOBAL MASONLUK-7-
GÜNÜMÜZDE TÜRK MASONLUĞU HER BÖLÜNMEDE GÜÇLENDİLER
HZ. MEHDİ (A.S) VE HZ. İSA (A.S.) DEVRİNDE SÜLEYMAN MESCİDİ TEKRAR İNŞA EDİLECEK VE TÜM İNANANLAR ORADA HUZUR İÇİNDE İBADET EDECEKTİR İMAN EDENLER MASONLARIN ÇİRKİN OYUNUNA GELMEMELİDİRLER
İNCİL'DE BAHSİ GEÇEN 'DECCAL BİRLİĞİ', ŞU AN TÜM DÜNYADA HAKİM OLAN VE KAN AKITAN 'MASONLUK'TUR KABALA'NIN 5000 YILLIK SIRRI
KÖTÜLÜĞÜ ÖRGÜTLEYENLERE ÇAĞRI KUTSAL TOPRAKLARDA BİZANS OYUNLARI
KUTSAL TOPRAKLARIN KAYBEDİLMESİNİN ARDINDAN MASON KAYNAKLARINDA MATERYALİZM
MASONLARDA ESKİ YUNAN'DAN YENİÇAĞ AVRUPASI'NA EVRİM HURAFESİ MASONLARDA RUHUN İNKARI
MASONLAR DP İÇİNE ÜSTAD MASON A.SALİH KORUR'U YERLEŞTİRDİLER MENDERES'İ KUŞATAN MASONLAR MASONLARIN ETKİSİNDE KALAN BAZI EVANJELİKLER, DECCALİN KİRLİ OYUNUNA GELMEMELİDİRLER
MASONLARIN VE DARWİNİSTLERİN KARANLIK İTTİFAKI MASONLARIN YANILGILARI
MASONLAR TELAŞA KAPILDILAR MASONLUĞUN KİRLİ YÜZÜNÜ BİLMEYEN PEK ÇOK DİNDAR, FARKINDA OLMAKSIZIN MASONİK SİSTEMİ DESTEKLEMEKTEDİR
MASONLUĞUN SAKLANAN YÜZÜ -1- MASONLUĞUN SAKLANAN YÜZÜ-2
MASONLUKTA SEMBOLLERİN SIRLARI MASON TEŞKİLATININ KİRLİ YÜZÜ, DÜŞÜK DERECELİ MASONLARIN TAMAMINDAN GİZLENİR
MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -1- MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -2-
MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -3- ÖZBEKİSTAN'DA İÇ ÇATIŞMALAR DURMAK BİLMİYOR
TAPINAKÇI FELSEFE VE MASONİK EYLEM TAPINAKÇILAR MASON LOCALARINA SIZIYOR
TAPINAKÇILAR YERALTINA İNİYOR TAPINAKÇI MASON BİRADERLER
TAPINAK SÖVALYELERİNİN EKONOMİK GÜCÜ TÜRKİYE'DE İLK MASON VE İLK LOCA
TÜRKİYE’DE MASONİK ÖRGÜTLENMENİN ADIM ADIM ÇÖKÜŞÜ TÜRKİYE MASONLARI DEŞİFRE OLUYOR
 
 
 
 
  BookGlobal.Net