Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Makaleler ::::::::::.....
Harun Yahya

KUTSAL TOPRAKLARDA BİZANS OYUNLARI

Çeşitli Bizans oyunları oynamakta usta olan Tapınakçılar, diğer tarikatlarla rekabette de bu yönteme sıkça başvurdular. Bilindiği gibi, Tapınakçıların en önemli kozu Kilise'den aldıkları destekti; ancak bu desteğin devam edebilmesi için Kilise'nin çıkarlarına uygun hareket etmeleri gerekiyordu. Yani, hem Papa'ya bağlı, hem de savaşçı bir kimlik sergilemek zorundaydılar. Bu kimliğin en önemli getirisi, yaptıkları sözde savunma adına tarikatın kasasına yoğun şekilde gelen bağış ve sadakalardı.

Kutsal Topraklara yerleşen Tapınakçılar zaman içinde, tarikatın görünürdeki kuruluş amacından çok farklı bir yol izlemeye başladılar. Hacıları korumak ve kutsal yerleri müdafaa etmekle sorumlu olan, fakirlik yemini etmiş şövalyeler, bu görevlerini bir tarafa bırakarak gerçek amaçlarına yönelik bir yaşam sürdürmeye başladılar.

Bu dönem boyunca, çeşitli bölgelerdeki 53 adet Tapınakçı merkezin yanı sıra, büyük bir gemi filosu da inşa eden şövalyeler, yerel halkla özel ilişkiler kurmuş, ticaret yapmış ve bilgi alışverişinde bulunmuşlardı.18 Ancak bunları öne sürdükleri gibi, Hıristiyanlığa hizmet etmek için değil, kendi dünyevi çıkarları doğrultusunda kullanmışlardı. Bölgeyi kendilerine mahsus, ayrıcalıklı bir ticaret merkezine dönüştürerek, Avrupa'yla yaptıkları ticaret ve bölgeden topladıkları haraçlar sayesinde büyük bir gelir kaynağı edinmişlerdi. Sadece Akka Kalesi'nin yıllık getirisi 50 bin gümüş pound olarak tahmin edilmektedir ki, bu para dönemin İngiltere Kralı'nın yıllık gelirinden fazladır.

Böyle rahat ve karlı bir düzenin bozulmasını istemeyen Tapınakçılar iki şeyden özellikle kaçındılar. Bunlardan en önemlisi, kurulu düzenlerine zarar verecek, gelir kapılarını kapayabilecek, edindikleri mal ve parayı kaybetmelerine yol açacak ve kendi hayatlarını tehlikeye sokacak bir savaşın başlamasıydı. Bu yüzden Tapınakçılar, zalim ve saldırgan kişiliklerine rağmen, yalnızca menfaatleriyle çatışması nedeniyle savaş girişimlerini engellemek için ellerinden geleni yaptılar. İkinci tehlike ise, sahip oldukları bölgelerin ve ticari imkanların farklı krallıklar veya başta Hospitaller olmak üzere rakip tarikatların eline geçmesiydi.

Çeşitli Bizans oyunları oynamakta usta olan Tapınakçılar, diğer tarikatlarla rekabette de bu yönteme sıkça başvurdular. Bilindiği gibi, Tapınakçıların en önemli kozu Kilise'den aldıkları destekti; ancak bu desteğin devam edebilmesi için Kilise'nin çıkarlarına uygun hareket etmeleri gerekiyordu. Yani, hem Papa'ya bağlı, hem de savaşçı bir kimlik sergilemek zorundaydılar. Bu kimliğin en önemli getirisi, yaptıkları sözde savunma adına tarikatın kasasına yoğun şekilde gelen bağış ve sadakalardı. Ayrıca, "Bizim işimiz Kutsal Toprakları korumaktır" diyerek, kendilerini başka sorumluluklardan muaf tutmayı da başarmışlardı. Böylece bütün vakitlerini kendi planlarını uygulamaya ayırıyorlardı.

MÜSLÜMANLARA KARŞI TOPYEKÜN SAVAŞ

Fakat bu durum bazılarının dikkatinden kaçmamış, şikayetler karşısında Papa IX. Gregory, Büyük Üstad'ı uyarmıştı:

    "Birçok insan, sizin asıl amacınızın, İsa'nın kanıyla kutsanmış yerleri geri almak değil, inananların topraklarındaki mallarınızı artırmak olduğu sonucuna ulaşmıştır."

Zaman zaman papalardan gelen bu tür uyarılara rağmen, Aziz Bernard'la başlayan ve bazı üst düzey Kilise yetkilileri, kardinaller ve din adamları ile devam eden birtakım güçlü çıkar ilişkileri nedeniyle Tapınakçılar ayrıcalıklarını ve güçlerini artırmaya devam ettiler.

Bu esnada Kilise içindeki bazı çevrelerle Tapınakçılar arasındaki gizli iş birliği de sürmekteydi. Sözgelimi, Fransa Kralı IX. Louis'nin Haçlı Seferi'ne çıkması Tapınakçıların hiç hoşuna gitmemişti; hem kurdukları ticari ilişkilerin bozulmasından, hem Kralın bölgede etkinlik kazanmasından, hem de gizlice sürdürdükleri faaliyetlerin ortaya çıkmasından çekiniyorlardı. Tapınakçıların bu korkusu boşuna değildi.

Nitekim, 1248'de, savaşmak yerine anlaşma yolunu teklif eden, kendi politikalarını dayatan Tapınakçı Büyük Üstad, çok sert bir şekilde uyarılmış ve Krallığın izni olmadan hiçbir girişimde bulunmaması kendisine söylenmişti.

Elbette ki Tapınakçılar, Müslümanlara olan sevgi ya da bağlılıklarından değil, yalnızca kendi çıkarlarını, mevki ve servetlerini korumak için böyle bir girişimde bulunuyorlardı. Çıkarlarına öyle uygun gelse bir anda Müslümanların aleyhine dönüp onlara karşı savaşa girmeleri işten bile değildi. Neticede Tapınakçılar, hiç istemedikleri halde mevkilerini muhafaza etmek adına, büyük bir hezimete uğrayacakları savaşa girmek zorunda kaldılar. Tapınakçıların savaşı engelleme girişimleri, Kralın kardeşi olan ordu komutanı Robert'in öfkesine de sebep olmuştu.

Robert, tarikatı suçlayarak, Haçlı Seferleri'ni kendi çıkarları için kullanan tarikatların engellemesi olmasa savaştan zaferle çıkacağını, ancak Mısır'ı alsa bile, tarikatın büyük gelir sağladığı bu topraklarda hükümran olmanın başlı başına bir sorun teşkil edeceğini, dile getirmişti. Robert'in Tapınakçılar hakkında yargısı kesindi: "Onların sahtekarlığı konusunda tecrübeli olan Frederick'in şahitliğinden daha güvenilir ne olabilir!"

Tarikat, çıkarlarını korumak uğruna politik oyunlara girmekle yetinmediği gibi, din birliği içinde olduğu kişilere zarar vermek kesin bir yasak olmasına rağmen, gerektiğinde Hıristiyanlarla kanlı savaşlara girmekten de kaçınmamıştır. Sicilya'da II. Frederick'le savaşan tarikat, Kutsal Topraklarda da Trablus Kralı Bohemond'la savaşmıştır.

Tapınakçıların gerçek yüzü Fransa'da başlayan mahkemeden çok daha önce ortaya çıkmıştı. Kutsal Toprakların korunması gibi sözde ulvi amaçlara büyük servetler feda eden Avrupa soyluları, bütün bu çabaların Tapınakçılar tarafından boşa çıkarıldığını ve kendi amaçları için kullanıldığını çok erken dönemlerde fark etmişlerdi. Ancak çıkar ilişkileri, II. Frederick'in başına gelenler, Kilise'nin etkisi, halkın tarikata verdiği destek gibi sebepler kesin bir önlem almayı engellemiş olmalıdır.

KUTSAL TOPRAKLAR NASIL KAYBEDİLDİ?

Bütün bu siyasi oyunlar devam ederken, Haçlılar Kutsal Topraklardaki varlıklarını teker teker kaybetmeye başladılar. Önce Kudüs, yeniden Müslümanların eline geçti. Akka, bu kayıpların son halkasıydı. Büyük yenilgiler ve Kutsal Toprakların kaybedilmesi, tarihinin dönüm noktası olarak Avrupa'da derin bir şok etkisi meydana getirdi; bütün siyasi dengeler altüst oldu. Bu dönemde, gerçeğin yavaş yavaş anlaşılmaya başlanmasıyla, Tapınakçılara duyulan güven yerini derin bir öfkeye bıraktı. Şövalye tarikatının kapalı kapılar ardında sürüp giden sahtekarlıkları, sapkınlıkları ve çıkar ilişkileri artık halkın diline düşmüş, Tapınakçılar saygınlıklarını iyiden iyiye yitirmişlerdi. Bu gelişmeler, Fransa Kralı IV. Philippe'in beklediği ortamı hazırlamış ve Tapınakçıların zor günlerini başlatmıştır.

Tapınakçıların ne denli büyük bir tehdit unsuru olduğunu anlayan ilk kişi Fransa Kralı Philippe değildir. Tarikat, kuruluşundan kısa bir süre sonra çeşitli kesimlerin tepkisini çekmiş, ancak her seferinde bu tepkileri bir biçimde etkisiz hale getirmeyi başarmıştı. Tapınakçıların acımasız yöntemlerinden usanan fakir halk, onlarla beraber Kutsal Topraklarda savaşan komutanlar, askerler, onların ticari tuzaklarına düşen soylular, krallar, sahte dindarlıklarına şahit olan gerçek dindarlar yeri geldikçe bu karanlık örgüte karşı önlem almaya çalışmış, şikayetlerini dile getirmişlerdi. Ancak, dönemin en büyük siyasi gücü olan Kilise'nin içinde Tapınakçılar yanlısı kişilerin bulunması, gereken tedbirlerin alınmasını engellemişti. Gerçi, tarikatın ileriye dönük planlarını isabetle tespit edip, tehlikenin boyutlarını fark eden Kral II. Frederick, bütün aleyhte kampanyalara ve Kilise içindeki bazı çevrelerin tehditlerine rağmen, giriştiği mücadelede bir noktaya kadar başarılı olmuştu. Ne var ki, Tapınakçılara beklemedikleri asıl darbeyi, Fransa Kralı IV. Philippe indirecekti. 1964 yılında sahte belge olayı yüzünden ikiye bölünen Türkiye masonlarının bölünmesinin ardındaki sır perdesi hala aralanabilmiş değil.

27 Temmuz 2008

Harun Yahya - Makaleler Makaleler listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
THE ECONOMIC POWER IN THE WORLD IS UNDER THE MONOPOLY OF FREEMASONRY (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Kitaplar
TAPINAKÇILAR VE MASONLAR  
 Filmler
TAPINAK ŞÖVALYELERİ VE MASONLAR  
 Makaleler
TAPINAKÇILAR TARİH SAHNESİNDE KUTSAL TOPRAKLARIN KAYBEDİLMESİNİN ARDINDAN
AHTAPOTUN KOLLARI AVRUPAYI SARIYOR TAPINAKÇILAR YERALTINA İNİYOR
BİR ORTAÇAĞ MAFYASI: TAPINAKÇILAR AVRUPA'YI KUŞATAN TAPINAKÇI ŞEBEKESİ
.....:::::::::: ESERİN KATEGORİSİ İLE İLİŞKİLİ DİĞER ESERLER ::::::::::.....
21. YÜZYIL MASONLUĞU: SESSİZ VE DERİNDEN AHTAPOTUN KOLLARI AVRUPAYI SARIYOR
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -1- AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -2-
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -3- AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -4-
AMERİKA'NIN GİZLİ TARİHİ -5- ATATÜRK 1935 YILINDA MASON LOCALARINI KÖKÜ DIŞARIDA OLDUĞU İÇİN KAPANIYOR SÜTUNLAR YIKILIYOR
AVRUPA'YI KUŞATAN TAPINAKÇI ŞEBEKESİ BAZI HIRİSTİYAN GÖRÜNÜMÜNDEKİ MASONLARIN OYUNLARINA DİKKAT!
BİR ORTAÇAĞ MAFYASI: TAPINAKÇILAR DECCALİ SİSTEMİN, YANİ MASONLUĞUN İBADETLERİ ENGELLEMEK İÇİN YERLEŞTİĞİ YER, SÜLEYMAN MESCİDİ'DİR
DECCALİ SİSTEM OLAN MASONLUK, KENDİSİNE DİNDAR GÖRÜNÜMÜ VEREREK İNSANLARI ALDATIR DECCAL KOMİTESİ: DARWİN, MARX, STALİN, LENİN, MAO, TROTSKY VE DİĞER KANLI FAŞİST VE KOMÜNİST LİDERLER
DÜNYADAKİ EKONOMİK GÜÇ MASONLARIN TEKELİNDEDİR EVANJELIK MASONLARIN İNCİL'E DAYANDIRMAYA ÇALIŞTIKLARI SAHTE İZAHLARA DİKKAT
FRANSA DiNDEN NEDEN BU KADAR KORKUYOR? GLOBAL MASONLUK-1-
GLOBAL MASONLUK-2- GLOBAL MASONLUK-3-
GLOBAL MASONLUK -4- GLOBAL MASONLUK -5-
GLOBAL MASONLUK-6- GLOBAL MASONLUK-7-
GÜNÜMÜZDE TÜRK MASONLUĞU HER BÖLÜNMEDE GÜÇLENDİLER
HZ. MEHDİ (A.S) VE HZ. İSA (A.S.) DEVRİNDE SÜLEYMAN MESCİDİ TEKRAR İNŞA EDİLECEK VE TÜM İNANANLAR ORADA HUZUR İÇİNDE İBADET EDECEKTİR İMAN EDENLER MASONLARIN ÇİRKİN OYUNUNA GELMEMELİDİRLER
İNCİL'DE BAHSİ GEÇEN 'DECCAL BİRLİĞİ', ŞU AN TÜM DÜNYADA HAKİM OLAN VE KAN AKITAN 'MASONLUK'TUR KABALA'NIN 5000 YILLIK SIRRI
KÖTÜLÜĞÜ ÖRGÜTLEYENLERE ÇAĞRI KUTSAL TOPRAKLARIN KAYBEDİLMESİNİN ARDINDAN
MASON KAYNAKLARINDA MATERYALİZM MASONLARDA ESKİ YUNAN'DAN YENİÇAĞ AVRUPASI'NA EVRİM HURAFESİ
MASONLARDA RUHUN İNKARI MASONLAR DP İÇİNE ÜSTAD MASON A.SALİH KORUR'U YERLEŞTİRDİLER MENDERES'İ KUŞATAN MASONLAR
MASONLARIN ETKİSİNDE KALAN BAZI EVANJELİKLER, DECCALİN KİRLİ OYUNUNA GELMEMELİDİRLER MASONLARIN VE DARWİNİSTLERİN KARANLIK İTTİFAKI
MASONLARIN YANILGILARI MASONLAR TELAŞA KAPILDILAR
MASONLUĞUN KİRLİ YÜZÜNÜ BİLMEYEN PEK ÇOK DİNDAR, FARKINDA OLMAKSIZIN MASONİK SİSTEMİ DESTEKLEMEKTEDİR MASONLUĞUN SAKLANAN YÜZÜ -1-
MASONLUĞUN SAKLANAN YÜZÜ-2 MASONLUKTA SEMBOLLERİN SIRLARI
MASON TEŞKİLATININ KİRLİ YÜZÜ, DÜŞÜK DERECELİ MASONLARIN TAMAMINDAN GİZLENİR MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -1-
MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -2- MESCİD-İ AKSA SALDIRISI VE SON KEHANET -3-
ÖZBEKİSTAN'DA İÇ ÇATIŞMALAR DURMAK BİLMİYOR TAPINAKÇI FELSEFE VE MASONİK EYLEM
TAPINAKÇILAR MASON LOCALARINA SIZIYOR TAPINAKÇILAR TARİH SAHNESİNDE
TAPINAKÇILAR YERALTINA İNİYOR TAPINAKÇI MASON BİRADERLER
TAPINAK SÖVALYELERİNİN EKONOMİK GÜCÜ TÜRKİYE'DE İLK MASON VE İLK LOCA
TÜRKİYE’DE MASONİK ÖRGÜTLENMENİN ADIM ADIM ÇÖKÜŞÜ TÜRKİYE MASONLARI DEŞİFRE OLUYOR
 
 
 
 
  BookGlobal.Net